Hiyerarşiyi bozmanın telafisi olmaz

Örneğin bir zamanlar “demokrasi”yi varılacak noktaya ulaşmak için kullanılacak bir otobüse benzeten -14 Temmuz gününe kadar da bu bakışını koruduğunu gördüğümüz- Erdoğan, 15 Temmuz musibeti ardından demokrasiye yürekten bağlıymış gibi görünmeye başladı.

Hiyerarşiyi bozmanın telafisi olmaz
08 Ağustos 2016 Pazartesi 11:37

M. İlker Yücel

1. Yenikapı mitingine Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin katılması önümüzdeki süreci hangi yönlerden etkileyecek?
Önce şuna değinmek isterim:
Yenikapı mitingi -benim bilgime göre- siyasi tarihimizin kendi türünde ilk örneğidir. Benim bildiğime göre derken 1946’yla başlayan “çok partili” siyasi yaşamı bizzat gözlemlemiş olmama, 1930’un Serbest Fırka deneyimine ve 1908’den 1918’e kadar süren İkinci Meşrutiyet sonrası siyasi yaşamına ilişkin okuduklarıma dayanıyorum. Daha öncesi için bu soru zaten geçersizdir. Bu kadar önemli ve o nedenle de “tarihi” denebilecek olan bu mitingin siyasi yaşamımızın rotasını değiştirmesini görmek istiyorum.
Siyasi yaşamımız 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar her açıdan olumsuz bir rota izliyordu. Rejim, bir kişinin “TEK ADAM OLMA” özlemini tatmin edecek yönde değişsin diye zorlanıyordu. “Başkanlık” sistemine geçiş, yargıyı FETÖ’cü tasalluttan kurtarma gerekçesiyle siyasi iktidarın kontrolü altına sokma çabaları herkesin gözü önündeki örneklerdir.
Bunlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan kaynaklanan sorunlardı. Keza Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’da çizilmiş yetki ve sınırlamaları tanımaması ve bunda ısrar etmesi olumsuz gidişi daha da hızlandıran ve kötüleştiren etkenlerdi. 15 Temmuz musibetinden ne kadar ders aldığımızı henüz bilmiyoruz.
Ancak o tarihten sonra yaşadıklarımıza bakınca -değindiğim olumsuz gidişin başlıca sorumlusu olan- Cumhurbaşkanı Erdoğan’da bir takım farklılıklar görüyoruz. Örneğin bir zamanlar “demokrasi”yi varılacak noktaya ulaşmak için kullanılacak bir otobüse benzeten -14 Temmuz gününe kadar da bu bakışını koruduğunu gördüğümüz- Erdoğan, 15 Temmuz musibeti ardından demokrasiye yürekten bağlıymış gibi görünmeye başladı. Onu, darbeye karşı direnen halkın demokrasiye içtenlikle bağlı olduğunu görmek mi etkiledi, bilemiyoruz. Ama ne etkilemiş olursa olsun, sanki demokrasi ona ilk defa, “gerçekten korunması gereken bir değer gibi” görünmüş olduğu izlenimini veriyor.
Son olarak Al Jazeera TV’nin “Arapça” kanalına verdiği mülakatta, “Anayasa’nın bana vermediği hakları kullanmayacağım” dediği 7 Ağustos 2016 tarihli Hürriyet’te yayınlandı. Bir başka deyişle artık “tarafsız” bir Cumhurbaşkanı göreceğimizi söylemiş oldu.
Bunlar iyimserlik artırıcı belirtiler. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dahil, darbeye karşı TBMM’de duruş sergileyen milletvekilleriyle ve medyasıyla toplumumuzun ortaya koyduğu tavrın da Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinde etkili olduğunu söyleyebiliriz. O nedenle Yenikapı Mitingi’nde sergileneceğini bildiğimiz “ulusal birlik ve bütünlük” ruhunun, önümüzdeki süreci olumlu yönde etkilemesi beklenmelidir.
Şunu da eklemek isterim:
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın elinde, demokrasinin geleceğini “OLUMLU”ya dönüştürmesini engelleyecek hiçbir gerekçe yok.
O nedenle ben “iyimser” olmaya kendimi zorluyorum. “Zorluyorum” diyorum çünkü her şeyi olumluya da olumsuza da çevirecek en önemli etkenin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “kişiliği” olduğuna inanıyorum. Bu kişilik değişir de “demokrasiyi” özümsemiş bir Tayyip Erdoğan’a kavuşursak güzel günlerden de söz edebiliriz.

2. TSK yapısını alt üst eden Kanun Hükmünde Kararname Balyoz ve Ergenekon’da hedef alınan çok sayıda emekli general tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Aydınlık’a ulaşan bilgilere göre AKP içerisinde de ordu yapısına yönelik müdahale tartışma konusu. CHP’li vekiller de arka arkaya imza vereceklerini açıklamaya başladı. MHP sessiz. Nasıl yorumluyorsunuz?
Silahlı kuvvetlerimizin sadece yapısını değiştirmeyen, onun insan kaynağı olan okulları da kapatan Kanun Hükmünde Kararname akla gelebilecek en büyük yanlışı içermektedir.
Silahlı kuvvetlerimizin bir “yeniden yapılanma” ihtiyacı olabilir. Bunu uzmanlar da söylüyor. Ama “yeniden yapılanma” derken, kimler tarafından ne amaçla hazırlandığı bilinmeyen, üzerinde hiçbir açık tartışma yapılmayan, kamuoyunun ön bilgisine hiçbir zaman sunulmamış olan bir takım radikal hükümlerin devreye sokulması kabul edilebilecek bir durum değildir. Ordu hiyerarşisi ile oynamak, “emir-komuta birliği” ilkesini çiğnemek sanıyorum ki uzun vadede ülkemize telafisi imkânsız kayıplara mal olacak kadar önemli yanlışlardır. O nedenle emekli askerlerimizin eleştirilerine içtenlikle katılıyorum.
Bu yanlışlardan dönülmesi acil ihtiyaçtır. Bunu yapmak da mümkündür. Çünkü anayasamız, Kanun Hükmünde Kararnamelerin yayınlanır yayınlanmaz TBMM’ye gönderilmesini ve “öncelik ve ivedilikle” yani hiçbir bahaneyle geciktirilmeden komisyonlarda ve Genel Kurul’da görüşülmesini emretmektedir. O nedenle yanlıştan dönmek için elimizde imkân ve fırsat vardır ancak “SİYASİ İRADE” var mıdır yahut ne kadar vardır, onu yakın günlerde göreceğiz.
Bu vesileyle belirtmek isterim:
Muhalefet milletvekillerinin bu konuları Anayasa Mahkemesi’ne götürmek için imza topladığına ilişkin haberler okuyoruz. Anayasamızın 148’inci maddesinin “olağanüstü hallerde, sıkıyönetim ve savaş hallerinde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamaz” diyen hükmü karşısında bu tür haberlerin de çabaların da değeri yoktur.

3. AKP Fetullahçıları teşkilatlarından temizlemek için genelge yayımladı. CHP’de Fetullahçı temizliğine ihtiyaç var mı?
“Fetullahçı” dediğimiz cemaatin örgütsel yapısı, çalışma usulleri, amaçları ve yıllardır sinsi bir anlayışla, tam bir gizlilikle sürdürdükleri çabalar dikkate alındığında CHP’ye de sızmış olmaları mümkündür. Ancak CHP’nin bünyesi, dayandığı temel felsefe dikkate alındığında o “sızma” varsa bile “minimal düzeydedir” derim.
CHP milletvekili olarak görev yaptığım sırada bazılarının Fetullah Hoca’yla görüşmek için Pensilvanya’ya gittiklerine ilişkin sözler duyardık ama ben inanmazdım.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.