Darbeci yaver baskını anlattı

Levent Türkkan FETÖ üyesi ağabeylerin kendisine verdiği sorular aracılığıyla 1989 yılında askeri liseye girdiğini söyledi. Türkkan Org. Hulusi Akar’ın en yakınındaki kişi olarak o gece neler yaşandığını ifadesinde anlattı

Darbeci yaver baskını anlattı
21 Temmuz 2016 Perşembe 11:24

Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın gözaltındaki yaveri Piyade Yarbay Levent Türkkan, Fetullahçı Terör Örgütü’nün ABD destekli darbe girişimiyle ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında ifade verdi. FETÖ üyesi olduğunu itiraf eden Türkkan, 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi sınavlarına kendisine verilen soru ve yanıtları ezberleyerek girdiğini söyledi. Türkkan, “Ben paralel yapı üyesiyim. Bu Cemaat’te yıllarca gönüllü olarak hizmet ettim. Bugüne kadar Cemaat’te olduğum abilerime itaat ettim, onlar tarafından verilen emirlere harfiyen riayet ettim. Murat, Selahattin ve Adil kod adlı abilerle Murat’ın evinde ayda bir ya da iki ayda bir rutin görüşmelerimi yapıyordum” dedi.
Türkkan, Genelkurmay Başkanı Danışmanı Kurmay Albay Orhan Yıkılkan’ın kendisine “Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve orgenerallerin tek tek alınacağını; 15 Temmuz’u 16 Temmuz’a bağlayan gece saat 03.00’te başlayacaklarını, işin sessiz sedasız biteceğini” anlattığını belirtti. Türkkan’ın ifadesindeki ayrıntılar şöyle:
“(Orhan Yıkılkan) Beni sigara içmek için dışarı çağırdı. İkimiz yalnızken bu bilgileri verdi. Ayrıca bana darbenin yapılacağı gün görevimin Hulusi Akar Paşa’yı etkisiz hale getirip işi kolaylaştırmak olduğunu söyledi. Yine söylediğine göre Hulusi Akar Paşa’yı etkisiz hale getirdikten sonra özel kuvvetler gelip alacaktı.
Orhan Yıkılkan’ın bana verdiği görevi sorgulamadan kabul ettim. Bunu duyunca o gece benden sorumlu olan Murat abimin Konya yolunda Opet’in arka tarafındaki evine gittim. Orada Murat abinin bir üst sorumlusu Selahattin abi ve onun da bir üst birim sorumlusu Adil abi vardı. ‘Yarın akşam bir faaliyet olacak bilginiz var mı?’ diye sordum. Kızdılar, ‘Sen nerden biliyorsun, bundan kime bahsettin, sana bunu kim söyledi’ dediler. Bana sıkı sıkı tembih ettiler. ‘Bu konuyla ilgili hiç kimseye, hiçbir yerde, hiçbir şey söylemeyeceksin, olay çok gizli şekilde devam edecek, deşifre olmayacak’ dediler. Binbaşı Mehmet Akkurt da benimle Murat abinin evine gelmişti.”
Türkkan, Yıkılkan’ın kendisine verdiği görev için ekibinde yer alan Serdar Tekin ve başçavuşlar Serhat Pahsa, Veysel Tokmak, Abdullah Erdoğan ve ismi Şener olan bir başka başçavuşun da Cemaatçi olduğunu belirtti. Kendisine verilen görevi, ekibindeki bu kişilere, perşembe günü teker teker anlattığını kimsenin itiraz etmediğini söyleyen Türkkan, “Orhan Yıkılkan, ayrıca, Genelkurmay Başkanı Akar’ın korumalarından Başçavuş Ömer Gürsel Çetin’in, Binbaşı Mehmet Akkurt’un emrinde olacağını söyledi” dedi.

‘İKİNCİ BAŞKAN ÖZTÜRK OLACAKTI’
Türkkan, 15 Temmuz günü öğleden sonra Albay Yıkılkan’ın kendisini aldığını, birlikte Tümgeneral Mehmet Dişli’nin odasına gittiklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “O da Cemaatçidir. Mehmet Dişli Genelkurmay Proje Yönetim Daire Başkanıdır. Odada sadece üçümüz vardık. Girer girmez darbeye ilişkin mevzuyu konuşmaya başladık. Mehmet Dişli, darbe teşebbüsü başladığında ilk önce Hulusi Akar Paşa’nın odasına tek başına gideceğini, onun kabul etmesi halinde darbe faaliyetinin başına geçirileceğini söyledi. Bunu söylerken Genelkurmay Başkanı’na, ‘Sen Kenan Evren olacak mısın, olmayacak mısın?’ diye soracağım’ şeklinde beyanda bulundu. Elinde bir not kağıdı vardı. Oraya Genelkurmay Başkanı’na söyleyeceklerini tek tek yazmıştı. Söylediğine göre Hulusi Akar darbe faaliyetinin başına geçmeyi kabul ederse, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Akın Öztürk olacaktı. Gece yarısı 03.00’te faaliyet başlayacağı için saat 02.30’da Genelkurmay Başkanı’nın konutunda buluşacağımızı kararlaştırdık. Aramızdaki konuşmalara göre Hulusi Akar Paşa teklifi kabul etmezse ben ve ekibim etkisiz hale getirecektik. Bu konuda eski Özel Kalem Müdürü Ramazan Gözel ve yeni Özel Kalem Müdürü Yarbay Hakan Öcal’ın bana yardım edeceğini söylediler. Özel Kuvvetler’den gelen personel Hulusi Akar Paşa’yı alıp götürecekti.”

AKAR ‘YANLIŞ YAPIYORSUNUZ’ DEDİ
Hulusi Akar’ın teklifi kabul edip, kuvvet komutanları ve diğer orgeneralleri darbe faaliyetinin içine çekeceğinin düşünüldüğünü anlatan Türkkan, 15 Temmuz günü saat 20.00-21.00 arasında Genelkurmay Başkanı Akar’ın makamında olduğunu, kendisinin de orada bulunduğunu anlatarak, şunları anlattı: “Genelkurmay Başkanı Akar, en son MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile 1 saatten fazla görüştü. Hakan Fidan makamdan ayrıldıktan çok kısa süre sonra özel kuvvetlerden 20 civarında tam teçhizatlı asker karargaha girdi. Orhan Yıkılkan da Mehmet Dişli de oradaydı. Mehmet Dişli, komutanın kapısını çalıp içeri girdi. Dişli Paşa içeride 5 dakika civarında kaldı. Aralarında ne konuştuklarını duymadık. Dışarı çıktığında ‘ortada, girin’ dedi. İçeriye ben, Yüzbaşı Serdar Tekin, Başçavuş Abdullah, Özel Kalem Müdürü Albay Ramazan, Orhan Yıkılkan ile girdik. Dişli Paşa da oradaydı. Hulusi Akar Paşa, Dişli Paşa ve bizlere hitaben ‘Yanlış yapıyorsunuz, bu böyle olmaz’ dedi. Benim elimde tabanca vardı. (Akar’a) ‘Lütfen dediklerimizi yapın. Hiçbir sorun çıkmayacak’ dediğimi hatırlıyorum. Karşılığında ne cevap verdiğini hatırlamıyorum. Özel Kuvvetlerden gelen görevliler koluna girip alıp götürdüler.”

‘VATAN HAİNİ TABİRİ AZ GELİR’
“Bombaların patladığını, sivil halkın zarar gördüğünü öğrendikçe pişman olmaya başladım. Yapılanlar katliam gibiydi. Benim Allah rızası için çalıştığını düşündüğüm Cemaat’in girişimiyle bunlar yapılıyordu. Sabah saat 09.00 sıralarında karargahtaki koridor, darbeye iştirak edenlerle dolup taştı. Herkes aralarında ‘Başarısız olduk, teslim oluyoruz’ diye konuşuyordu. Tuğgeneral Mehmet Partigöç olayı yönlendiriyordu. Teslim olmak için askeri savcı ve merkez komutanlığından personel istedi. İstenen kişiler gelince personel teslim oldu. Samimi olarak pişmanım. Sadece darbeye iştirak etmekten değil, Fetullah Gülen Cemaati mensubu olmaktan dolayı da çok pişmanım. Fetullah Gülen Cemaati’nin vatan haini olduğuna hiçbir zaman inanmamıştım. Ancak darbe teşebbüsü ve sonrasında ne olduklarını anladım. Bu yapı ve bu yapıya mensup olanlar için vatan haini tabiri az gelir. Bu yapı mensupları cani ruhlu kişilerdir. Fetullah Gülen’i bizzat hiç görmedim ancak söylediklerim onun için de geçerlidir. Mümkünse etkin pişmanlık yasasından yararlanmak istiyorum.”

ASKERİ LİSEYE CEMAAT YERLEŞTİRDİ
Bursa Karacabey’den fakir bir çiftçi ailesinden geldiğini anlatan Türkkan, babasının yevmiye karşılığı çalıştığını, 5 kardeşin en küçüğü olduğunu söyledi. Fetullah Gülen Cemaatiyle ilk defa ortaokul döneminde tanıştığını belirten Türkkan, şunları anlattı: “O tarihlerde Bursa Cumhuriyet Lisesi Ortaokul kısmında okuyordum. İyi ve geleceği parlak bir öğrenciydim. Ortaokulda cemaatin abileriyle tanışmıştım. O tarihte Serdar, Musa kod adlı üniversite öğrencisi abiler vardı. Ben lisenin resmi pansiyonunda kalıyordum. Bu abiler pansiyona gidip geliyorlardı. Ben ve benim gibilere namaz kıldırıyorlardı. Sonra beni kendi cemaat evlerine götürmeye başladılar. 5 yaşından beri subay olmayı hayal ediyordum. Benim bu idealim cemaatin ekmeğine tuz biber oldu. 1989 yılında Işıklar Askeri Lisesi’nin sınavlarına girdim. Bana sınav olmadan önceki gece yarısı getirip soruları verdiler. Soruları Serdar abi getirmişti. Elinde bilgisayar çıktısı şeklinde sorular vardı. Şıkların üzerine cevaplar işaretlenmişti. Okudum, ezberledim. Bursa merkezde bir cemaat evinde bana bu soruları verdiler. Bu şekilde askeri lise sınavlarını kazandım. Dereceye giremedim. Çünkü kasıtlı olarak soruların tamamını bana göstermemişlerdi.”

‘LİSEDE TEK GÖREVİMİZ İFŞA OLMAMAKTI’
Işıklar Askeri Lisesi’ndeyken Serdar ve Musa kod adlı FETÖ mensuplarıyla görüşmeye devam ettiğini anlatan Levent Türkkan, ifadesine şöyle devam etti: “Abilerim bana deşifre olmamak için askeri lisede tuvalette abdest almayı ve ima ile namaz kılmayı öğretmişlerdi. İma ile namazı istediğimiz yerde kılıyorduk. Namazı zihnen düşünüp dualarını içimden okuyordum. Genelde AKP’ye oy verdim. Askeri lise döneminde cemaatten abilerim bana herhangi bir görev vermediler. Tek göreviniz ifşa olmamak diye öğretiyorladı. 1993 yılında askeri liseyi bitirince sınavsız doğrudan Kara Harp Okulu’na kayıt yaptırdım. Daha sonra İstanbul, Trabzon, Diyarbakır, Lefkoşa, Kızıltepe ve en son Ankara’da görev yaptım. Bulunduğum yere göre cemaatte irtibatta olduğum ağabeyler sürekli değişti.”

‘ARAMA GÜNÜ CİHAZI KALDIRIYORDUM’
“Necdet Özel paşayı sürekli dinliyordum. Her gün paşanın odasına herhangi bir yere koyup akşam da çıkarken alıyordum. 10-15 saat ses kaydı alabilecek kapasitesi vardı. Haftada bir dolan cihazı cemaat abime götürüp veriyordum. Arada sırada Genelkurmay Başkanı’nın odasında dinleme cihazı araması yapılıyordu. Doğal olarak ben bu aramanın ne zaman yapılacağını bildiğim için cihazı koymuyordum. Bana verilen görevi harfiyen yaptım. Özel paşa döneminde iki yıl Hulusi Akar paşa, iki yıl da Yaşar Güler paşa Genelkurmay 2. Başkanlığı görevini yürütmüşlerdi. Her ikisinin emir subayı Binbaşı Mehmet Akkurt da Gülen Cemaati’nin mensubudur. Ses kayıtlarını onunla birlikte yaptık. O da isimlerini belirttiğim Genelkurmay 2. Başkanlarının odasına dinleme cihazı yerleştiriyordu. Darbeye teşebbüs günü onun görevi Genelkurmay 2. Başkanını etkisiz hale getirmekti. Şahsi kanaatim 1990’lı yıllardan bu yana sınavla okullardan gelen ve orduya alınan subayların yüzde 60-70’i emaatçidir.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.