Balyoz’un kadın savaşçısı

Balyoz’da Anayasa Mahkemesi’nin kararı gecikince cübbesiyle Mahkeme önünde nöbete başladı. Avrupa’da manşet oldu. ‘10. Ağır Ceza Mahkemesi’nden Yargıtay’a, görevini kötüye kullananan herkes yargılanmalı’ diyor

Balyoz’un kadın savaşçısı
05 Nisan 2015 Pazar 11:20

Hikmet Çiçek / Sezim Özadalı 

Balyoz davasının ilk duruşmasında Silivri’deki büyük duruşma salonunda sanıklar aileleriyle uzaktan konuşmaya çalışırken avukatlar da yavaş yavaş yerlerini almaya başlamıştı. Bir kadın avukat elindeki tekerlekli bavulu sürükleyerek duruşma salonunda ilerliyordu. Herkeste büyük bir telaş olduğu halde onun yavaş hareketleri dikkat çekiyordu. Sanki iletmek istediği bir mesaj vardı.  

Balyoz davası, şimdi cezaevinde olan Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu’nun üretilen sahte belgeleri bavul içinde savcılığa sunmasıyla başlamıştı. Avukat Şule Nazlıoğlu Erol da Balyoz davasının ilk duruşmasına bavuluyla gelmişti... 

Aradan yıllar geçti. Balyoz davasına bakan eski özel görevli İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi yargılanan komutanlara ağır hapis cezaları vermiş; Yargıtay kararı onamıştı. Avukatlar hemen Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulundular. Ancak 7 ay geçmesine rağmen AYM’den ses çıkmıyordu. Artık AYM’nin kararı için eylem yapmak gerektiği dillendirilmeye başlamıştı. 

Tam bu günlerde Deniz Kuvvetleri’nin en parlak amirallerinden Cem Aziz Çakmak’ın kanser haberi büyük üzüntü yarattı. Herkes gibi Şule Nazlıoğlu Erol da öfke doluydu. Albay Murat Özenalp’in cezaevinde beyin kanaması geçirmesi ve yaşama veda etmesi Erol için son nokta oldu. 

SOKAĞA DÖKÜLEREK ARADIK’ 

Dünyanın en büyük davalarından biri olan Balyoz davasında AYM aradan 7 ay geçmesine rağmen dosyayı ele almayınca Erol, “Bu böyle olmayacak, sokaklara dökülerek adalet isteyeceğiz” dedi ve soluğu AYM önünde aldı. AYM önünde 45 gün gece gündüz nöbet tutuldu. Erol, “Gece gündüz olabildiğim kadar oradaydım. Bir de zatürree geçirdim. Sıkıntısını hâlâ yaşıyorum, küçük bir gripte yere seriliyorum. Neyse, helali hoş olsun” dedi. 

Erol, nöbete başlar başlamaz Cemaat’in eylemi durdurmak için harekete geçtiğini de söyleyen Erol, yaşananları şöyle anlattı: “Cemaatçiler nöbetin 3. gün bitmesi için apar topar devreye girdiler. Hem de çok ilginç kollardan. ‘Siz burada durursanız çıkan karar sanıkların aleyhinde olacak’ dediler. Anlaşıldı ki yeni bir oyun daha var. Bütün arkadaşları topladım ve ‘Ben sorumluluğu alıyorum. Sonuna kadar da buradayım’ dedim.”  

Erol, olup bitenlerin özetini ise şöyle çıkardı: “Bu davanın orduya kurulan bir komplo, tasfiye olduğu ortaya çıktı. Geç kaldık, kayıplarımız ağır. Bu davada şehit olanlar, hâlâ çok ciddi hastalıklarla mücadele edenler var. Bu Cemaat denen illet Ordu’ya tek başına saldırmadı. Arkasındaki karanlık güç Amerika’ydı. Bu emperyalist bir oyundu.” 

YARGI ÖNÜNE ÇIKSINLAR’ 

Erol, “Hukuksuzluğa karşı mücadelede şimdi ne yapmak istersiniz?” sorumuza şu yanıtı verdi: “Yargılamayı yapıp askerin başına çuval geçiren 10. Ağır Ceza Mahkemesi üye ve savcılarının bir an önce yargı önüne çıkmalarını istiyorum. Yargıtay’da görevini kötüye kullanan üyelerin yargılanmaları gerektiğini düşünüyorum. Yargıtay’da dosyayı inceleyen savcıların kesinlikle Cemaat’in etkisiyle bilinçli hareket ettiklerini düşünüyorum. Neden? Çünkü bir daha yargıyla oyun oynayamasın kimse.” 

AVRUPA BASINI MANŞETE TAŞIDI 

Erol’u bu süreçte en çok üzen, Avrupa basınında “Dünyada bir ilk. Bir bayan avukat cübbesini giydi ve Anayasa Mahkemesi önünde gece gündüz nöbete başladı” diye manşet atılması olmuş. “Ülkemin bu şekilde tanınıyor olmasından üzüntü duydum. 21. yüzyılda adaletle ilgili sorunlarımızı çözemediğimiz gibi daha da berbat hale gelmiş” diyor. 

KUMPASI POSTAYLA ANLATTILAR 

Anayasa Mahkemesi önündeki nöbet devam ederken kumpası Türkiye’ye duyurmaya karar verdiler. Erol ile bazı Balyoz sanıklarının eşleri broşürleri tek tek zarfların içine koyarak postaneden adreslere yolladılar. Broşürlerdeki karikatürleri de Balyoz sanıkları cezaevinde çizip göndermişti. 

VATAN’DAN ADAY 

Balyoz davasında en çok ses getiren olaylardan biri de avukatların dava devam ederken mahkemeyi protesto ederek duruşmaya girmeme kararı almaları oldu. Erol, bu eylemden duyduğu gururu anlatırken “Avukatların boykotunu kıran bir avukat arkadaşımız vardı. Davaya hiçbir katkısı olmadığı gibi boykotu kırarak duruşmalara girdi. Şimdi CHP’den milletvekili adayı” dedi. Kendisinin de Vatan Partisi’nden aday adayı olduğunu anımsattığımızda ise “İstesem CHP’den çok rahat aday olurdum. Ya sonra? Kime ne faydası olurdu. O işler bize göre değil. İkbal, para derdinde koşsaydık o işi daha önce çoktan halletmiştik” dedi. 



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.