Balyoz tertibi böyle başladı

Balyoz tertibi böyle başladı
03 Nisan 2015 Cuma 13:32

Hikmet Çiçek / Sezim Özadalı 

Anadolu Adalet Sarayı, 31 Mart günü tarihi bir an yaşadı. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ‘Hak ihlali’ kararının ardından yeniden yargılanan 53’ü general, 33’ü amiral 236 sanık, suçları sabit olmadığından beraat etti. Karar, sanıkların “Türkiye sizinle gurur duyuyor” sloganı eşliğinde alkışlandı. 

Aralarında eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halil İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanları emekli Orgeneraller Çetin Doğan ve Ergin Saygun ile emekli Orgeneral Bilgin Balanlı, MHP İstanbul Milletvekili emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli Kurmay Albay Dursun Çiçek’in de bulunduğu 236 sanıkla ilgili 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı, bir karanlık dönemin sonunu getirdi. 

Balyoz davası, Türkiye’nin hukuk, siyasi ve askeri tarihinin en utanç verici davasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı en büyük tertiptir. Balyoz, ABD emperyalizminin yerli işbirlikçileri ile birlikte milli ordumuza kurdukları bir pusudur. Türkiye’yi milli çıkarlarını savunamayacak hale getirmek, TSK’yı vatanı koruyan bir güç olmaktan çıkarmak amaçlanmıştır. 

“Fatih Camisi bombalanacaktı”, “Kendi jetimizi düşürecektik”, “200.000 kişiye tutuklama” gibi en utanmaz manşetleri attılar. Yargıtay 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararı onamasından sonra ise “Altın kılıçlar iade” (Taraf), “Balyoz kararı emsal olacak” (Vatan), “Hapisten ağır” (Akit), “Ders olsun (Zaman) diye sevinç çığlıkları kopardılar. 

ŞEMANIN BAŞINDA ENGİN ALAN VARDI 

Sahte bir darbe kurgusu yaratmak gerekiyordu. “Askeri vesayeti kaldırıyoruz” söylemi altında yargı ve emniyet dahil, devletin bütün olanakları kullanılmalıydı. Tertibin hazırlıkları 2007 yılında başlatılmıştı, fakat fikri alt yapısı daha önceye dayanıyordu. MİT, Tuncay Güney’in yalanlarına dayanarak hazırladığı “Ergenekon şeması”nı 2003 yılında Genelkurmay’a da göndermişti. Eski İstihbarat Daire Başkanı emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, “O şemayı ben de gördüm” diyor. Pekin, şimdiye kadar bilinmeyen bir gerçeği açıklıyor: “Şemanın başında Engin Alan vardı. Hatta ondan daha üst rütbeliler daha alt sıradaydı. Şemada Hüseyin Gülerce bile vardı.” Anlaşılan tertipçiler Engin Alan’ı, Çetin Doğan’ı Ergenekon’a katamamışlar, bir başka kumpasa, Balyoz’a saklamışlardı. 

HEPİMİZ BİRAZ UÇTUK’ 

Balyoz’un en utanmaz savunucularından ve o dönemde Taraf yazarı Alper Görmüş’ün yazısı bir itiraf gibiydi. Görmüş, Onursal Başkanlığını Fethullah Gülen’in yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın 2004 yılında düzenlediği bir toplantıya katılmış, Cemaat’in önde gelenleri, 10-15 kişilik gruba “Askeri vesayet nasıl kırılır?” sorusunu yöneltmiş ve görüşlerini sormuşlar. Görmüş, toplantının havasını şöyle anlatıyor:  

“Toplantının ‘radikal demokrasi’ atmosferi hepimizi etkiledi, hepimiz biraz uçtuk... Aramızdan biri, belki de askeri vesayeti ortadan kaldırmanın yegane yolunun, başarısız kalmış bir askeri darbe girişiminin ardından eski ve yeni darbecilerin derdest edilip yargılanmaları olduğunu temenni, öneri birbiriyle çarpıştı.” 

Kısacası Cemaat ve konukları bir “savaş senaryosu”nu tartışmışlar. Bu savaşın, Cemaat ile Türk ordusu arasında geçeceği anlaşılıyor. En parlak fikir olarak, “Bize bir başarısız darbe girişimi gerekiyor” fikri öne çıkmıştı! 

7 Mart 2003 tarihinde 1. Ordu’nun plan seminerinin nasıl “başarısız darbe” senaryosuna dönüştürüldüğü, TSK’nın nasıl sanık sandalyesine oturtulduğu, generallerin nasıl “derdest” edildiği şimdi daha iyi anlaşılıyor. 

Böylece 1. Ordu’nun semineri “suç”, “Türk ordusunun hesabını nasıl görürüz” kumpası ise “beyin fırtınası” oldu! 

GÜVENCELİ TERTİP 

TSK’dan intikam almanın yolu bulunmuştu. Komplonun fikri düzeyde hayata geçirilmesi böyle başlamıştı. Şimdi sırada, davanın temelini teşkil eden ve bugün tamamının sahte olduğu yargı kararıyla doğrulanan dijital verilerin imal edilmesi vardı. Ceza yargılamasının en önemli unsuru “delil”dir. Delil yoksa yargılama olmaz. Savcı dava açamaz, iddianame düzenleyemez, mahkeme yargılama yapamaz. Balyoz davasında savcıların ve mahkeme heyetinin en önemsediği “delil”, sahte dijital verilerdi. İki bine yakın sözde delil üretildi. Dava sürecinde savunmanın sunduğu 30’a yakın ulusal ve uluslararası teknik bilirkişi raporu, bu sözde delillerdeki zaman, mekân, kavram tutarsızlıklarını kanıtlıyordu.  

Bu verilerin tesadüfen oluşturulma ihtimali yoktu. Bir suç çetesi, TCK’da karşılığında ceza olan eylemlere korkusuzca kalkıştıklarına göre cezalandırılamayacaklarına dair güvencelere sahip olmalıydılar. 

MAHKEME DEĞİL SUÇ ÖRGÜTÜ 

Balyoz davasının, soruşturmada tutuklama kararları veren mahkeme üyelerinden oluşmuş bir mahkemeye (özel yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi) verilmesi kuşkusuz bir rastlantı değildi. Yargılamayı yapacak 10. ACM Mahkeme Başkanı Zafer Başkurt, duruşmalar başlamadan iki gün önce görevden alındı.  

MAHKEME VİCDANSIZDI 

Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hakikati araştırmak gibi bir derdi yoktu. 21 Eylül 2012 tarihinde 325 sanık hakkında ağır hapis cezaları içeren hükmü oy birliği ile verirken vicdanlarında en ufak bir rahatsızlık duymadılar. Onlar, Cumhuriyet’in değil bir suç örgütünün “özel yetkili” hakim ve savcılarıydılar.  

ZULME KARŞI DİRENME HAKKI 

Davada delillerin değerlendirilmesi safhası atlandı, savunma tanıklarının hiçbiri dinlenmedi, savunmanın talep ettiği bağımsız bilirkişi raporu isteği reddedildi. Hüküm anında mahkemede sanıkların avukatları bile yoktu. Bunca hukuksuzluğu duruşmalara girmemekten başka protesto seçeneği kalmayan avukatlar, bir suç örgütünün zulmüne karşı direnme haklarını bu şekilde kullanmayı seçmişlerdi.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sebahattin USTUN - 5 yıl önce
bu kumpasta asil suclu akp iktidari+cemaattir.hesaplari acilen gorulmelidir
Avatar
ali - 5 yıl önce
esas suclu tayiptir, cemat tayipin sadece kullandigi bir aletti o aleti koruyan adam simdi masum rolu oynuyor
Avatar
Tarik - 5 yıl önce
bütün kumpascilarin basi tayyip'tir ve herseyi tayyip organize etmistir. tayyip yeni kumpas pesindedir, 7 haziran secimlerine dogru herkes tayyip'in kumpaslarina hazir olsun ve bilakis siyasi partiler.