Aydınlıkçı Türk filozofu

İslam şeref ve haysiyetini, kendi onursuzluklarıyla karartmaya çalışan sözde din adamlarının korkulu rüyası Yaşar Hoca... Işıklar içinde uyu. Atatürk Cumhuriyeti için ömrünü vakfettiğin aydınlanma mücadelesinin takipçisi ve neferi olarak bayrağı bizler devralıyoruz

Aydınlıkçı Türk filozofu
24 Haziran 2016 Cuma 11:07

Şahin Filiz

Hakk’a 22.06.2016’da yürüyen Yaşar Nuri Öztürk, çağdaş bir İslam Bilgini ve aydınlıkçı bir Türk filozofuydu. Ölümüyle Türk ve İslam dünyasından parlak bir yıldız düştü. Son nefesine kadar Atatürk Cumhuriyeti’nin bilim, akıl ve çağdaşlaşma yolunda karanlıklarla mücadelesine bütün varlığıyla katıldı. Birbirine zıt her türlü siyasi atmosferde yaşadı ama hiçbir zaman fikir ve düşüncelerinden ödün vermedi. O, düşünce hazinelerinin anahtarıydı. Cehalet ve her türlü yobazlığa, din simsarlığına ve ahlaksızlığa karşı gücünün ötesinde savaştı.
Yalnız Türk halkını değil tüm islam alemini aydınlatmak için birbirinden değerli kitaplar yazdı, televizyon, radyo programları yaptı, konferans, seminer ve panellere katıldı. Bir insan gücünün sınırlarını sonuna kadar zorladı. Ama herkesin tahammül edemeyeceği bu mücadele temposundan bir gün olsun şikayetçi olmadı. Hiçbir mevki, makam, zenginlik Yaşar hocaya, aydınlatma savaşından daha sevimli gelmedi. Yaşar Nuri Öztürk, Türk aydınlanmasının öncüsüydü. Atatürk Cumhuriyeti’nin yılmaz, korkmaz ve geri adım atmaz nadir savunucularındandı. O, İslam şeref ve haysiyetini, kendi onursuzlukları ve haysiyetsizlikleriyle karartmaya çalışan sözde din adamlarının korkulu rüyası, gerçek dindarlığın resmini çizebilen gerçek bir dindar, gerçek bir din alimiydi.

DÜŞMANLARI BİLE SAYGI DUYARDI
Kurtuluş Savaşı dönemini aratmayacak bu bunalımlı günlerimizde yaşar Nuri, bir Farabi, bir İbn Sina, bir Rifat Börekçi idi. Felsefeden din bilimlerine, hukuktan modern Batı düşüncesine uzanan bilgi ve düşünce atlası,yalnız aydınlık dostlarının değil, düşmanlarının bile takdirini toplayacak düzeyde ve derinlikteydi. İslam dinini cehaletlerinin düzeyine çekmek isteyenler Hocayı hiç sevmediler, en azılı düşmaı oldular. Ancak karşısına çıkabilecek ne yürekleri vardı, ne de bilgileri...
Yaşar Nuri Öztürk, sönmeyen bir aydınlık meşalesiydi. Bu meşale bizi her yerde aydınlatıyordu. Rahmetli en çok Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi gibi özgürlükçü, aydınlanmacı ve şeffaf yayın ve basın organlarında meşale olmaktan mutluydu. Eskilerin deyimiyle “kaht-ı rical” yani “adam kıtlığı” yaşadığımız bu dönemde Yaşar hocanın yokluğunu gittikçe daha derinden hissedeceğiz. Rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi Yaşar Nuri Öztürk, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanlara meydan okurdu. Dini ülkesine ve ulusuna karşı silah olarak kullananlar karşısına çıkamazlardı. O bilgi, fikir ve cesareti şahsında toplamış bir cesur yürekti. Yaşar hoca, çağdaş Farabimiz, İbn Sinamız ve Rifat Börekçimizdi. Dost-düşman onu hep anacak; hatta arayacaktır. Beden ebedi aleme intikal etmişse de sönmeyen bir aydınlanma ateşini bizlere miras bırakmıştır. Yaşar Nuri Öztürk’ü ben çağdaş bir İslam bilgini ve son dönem Türk filozofu olarak adlandırıyorum. İslam dünyası, Araplaşma sevdasına Yaşar Nuri’nin kıymetini bilemedi. Türkiye’de ise henüz çok az insan onun değerini anladı.
Ama eminim ki filozofumuzun değerini her zaman olduğu gibi önce dünya sonra İslam dünyası anlayacaktır. Işıklar içinde uyu hocam, Atatürk Cumhuriyeti için ömrünü vakfettiğin aydınlanma mücadelesinin takipçisi ve neferi olarak bayrağı bizler devralıyoruz. Huzur içinde uyu, ruhun şad olsun.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.