Aydınlık yazarı Hikmet Çiçek’ten ders gibi savunma

Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek, temyiz duruşmasında Ergenekon davasının Atlantik ötesinden Türkiye’deki tetikçiler aracılığıyla tertiplendiğini vurguladı. Çiçek, davanın esastan bozulmasını istedi

Aydınlık yazarı Hikmet Çiçek’ten ders gibi savunma
14 Ekim 2015 Çarşamba 11:29

Aydınlık / Ankara
Ergenekon davasının Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen temyiz duruşmasında dün Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek savunma yaptı.
Çiçek savunmasında, Ankara’da yaşanan terör saldırısını kınayarak, “Karşımızdaki örgüt, cumartesi günü 97 canımızı alan IŞID terör örgütünden çok daha tehlikelidir, çok daha vahimdir. Çünkü devlet içinde, poliste, yargıda, TSK’da, sivil bürokraside yuvalanmıştır” dedi. Çiçek, “Cumhuriyetimizi yıkmak istediler ama bunun öyle kolay olmayacağını anladılar. Şimdi kendileri Silivri’deler. F tipi örgüt F tipi cezaevine konuldu” diye konuştu.
“Ergenekon” davasının “Cumhuriyet’le hesaplaşma, bir karşı devrim operasyonu” olduğunu söyleyen Çiçek, “Tertibin bir ucu Atlantik’in ötesine dayanmaktadır. Türkiye’dekiler ise onların işbirlikçisi ve tetikçileridir. Bu dava toplumu sindirmek, susturmak, korkutmak için açılmıştır. Burada hukuk bir maşa gibi kullanılmıştır” tespitini yaptı.
Ergenekon davasında en uzun süre hapiste kalan sanıklardan biri olduğunu ifade eden Çiçek, 25 Mart 2008 günü gözaltına alındığında, Aydınlık dergisinin Haber-Araştırma Müdürü ve aynı zamanda İşçi Partisi Basın Bürosu Başkanı olduğunu anlattı.

PARTİ HİYERARŞİSİNE GİZLİ ÖRGÜT DEDİLER
Hikmet Çiçek, “Ergenekon” davası savcılarının, yargıçlarının, gizli bir örgüt içinde olması gereken hiyerarşiyi bir türlü delillendiremediklerini” belirterek, kullandığı telefonun rehberinde Doğu Perinçek, Nusret Senem, Ferit İlsever, Emcet Olcaytu, Serhan Bolluk, Mehmet Perinçek gibi İşçi Partili yönetici ve üye arkadaşlarının isimlerinin bulunmasını bile “sanığın bir kısım diğer sanıklarla irtibatı” olarak gösterildiğini kaydetti.
Bir gazetecinin arşivinde pek çok şey bulunacağını ifade eden Çiçek, “Evimde, işyerimde, bilgisayarımda bulunan haberler, haber notları, bilgi notları yüzlercedir. Bir gazeteciye değişik konularda sayısız bilgi ve haber gelir. Bir gazetecinin arşivinde devletin resmi belgesi de olur, gayri resmi belge de. İmzalı, imzasız mektuplar olur, tehditler de olur, övgüler de. Ben neyin arşivini yapacağımı savcılara mı soracağım?” dedi.

GİZLİ TANIKLAR
Çiçek, “Nasıl ki, Balyoz davası denilince binlerce sahte dijital belge, odaTV davası denilince uzaktan gönderilen virüsler, Poyrazköy denilince uydurma suikast iddiaları ve sözde mühimmat aramaları akla geliyorsa, Ergenekon denilince de ilk akla gelen gizli tanıklardır. Ergenekon davası, gizli tanık beyanları üzerine kurulmuştur” dedi.
“Yaklaşık 20 yıldır Aydınlık’ta yaptığım haberlerdir benim suçum” diyen Çiçek, şöyle konuştu, “10 Ocak 1999 tarihli Aydınlık’ın kapak haberini, ‘Devlete sunulan rapor: Fethullah Emniyet’i Ele Geçirdi’ haberini ben yazmıştım. Bu haber üzerine, Başbakanlık Teftiş Kurulu soruşturma başlatmış, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde soruşturma açılmıştı. Ama o günlerde ne yazık ki devlet içindeki bu Cemaat yapılanmasına karşı güçlü bir siyasi irade olmadığı için soruşturmadan bir sonuç çıkmamıştı. Suçlarım Aydınlık’taki haberlerimdedir. Ben o yazıları bugün de savunmaktan onur duyuyorum.”
Çiçek, davanın esastan bozulmasını ve karşıdaki suç örgütü hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.

TÜRK ORDUSUNUN MAYASINI BOZAMAZ
Savunmasını yapan emekli Org. Nusret Taşdeler, Ergenekon davası sürecinin uluslararası komplolarla yaratıldığını ve devlet teşkilatına özenle yerleştirilmiş, siyasi iktidar tarafından gözetilen ve desteklenen, Fethullah Gülen Cemaati’nin militan mensupları tarafından yürütüldüğünü belirtti. Yaşanan bu süreci tasfiye operasyonu olarak değerlendiren Taşdeler, “Hiçbir güç, Türk ordusunun fıtratını değiştirerek, mayasını bozarak, Türk milletini korumasız, Türk yurdunu savunmasız bırakamaz. Hukuk ne kadar istismar edilerek kullanılırsa kullanılsın, tarihin tekerleği yargı marifetiyle tersine döndürülemez” dedi
Sanık emekli Binbaşı Fikret Emek de sözde örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle 41 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırıldığını belirterek, “Yıllarca ÖKK bünyesinde hain bölücü terör örgütüne karşı emekli Albay Levent Göktaş ile omuz omuza savaşarak, kader birliği yapmamız örgütsel bağlantı olarak kabul edilmiştir” dedi.

KIRCA’YA ANMA
Hikmet Çiçek’in avukatı Ceyhan Mumcu, Ankara’daki terör saldırısında hayatını kaybedenleri ve tiyatro sanatçısı Levent Kırca’yı anarak sözlerine başladı. Çiçek’in mesleğinin gereği olarak arşivlediği belgeler nedeniyle suçlandığını ifade eden Mumcu, davanın bir an önce sonuçlandırılmasını istedi. Mumcu, “Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ile biz avukatlar arasındaki en büyük husumet Ergenekon adlı örgütün varlığı ya da yokluğu idi. Bu husumeti, mahkemenizin gidereceğine inanıyorum” dedi.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.