Aydınlık 95 yıldır o kavganın içinde

95 yıl önce bugün yayın hayatına atılan Aydınlık’ın ilk yazarlarından şair Nazım Hikmet’in bugüne kadar bilinmeyen şiirini ilk kez yayımlıyoruz.

Aydınlık 95 yıldır o kavganın içinde
01 Haziran 2016 Çarşamba 11:26

Ercan Dolapçı

95 yıl önce bugün yayın hayatına atılan Aydınlık’ın ilk yazarlarından şair Nazım Hikmet’in bugüne kadar bilinmeyen şiirini ilk kez yayımlıyoruz. Nazım’ın Osmanlıca kaleme aldığı ‘Aydınlık’ başlıklı şiir, Aydınlık gazetesinde 1924’ün Eylül ayında yayımlandı. Latin harflerine ilk çevirisi 95 yıl sonra yapıldı... İşte o şiir:

Aydın Aydınlık Aydınlık.
Aydın Aydınlığım benim
Gökte ay gibi değil
Gökte yay gibi gerilen ay gibi aydınlatmıyorum tepeden
toprakda sınıfların kavgasını!
Bağlıyım ben
çamurlu kanlı kara
topraklara.
Ben o topraktaki kavgadan doğdum,
İçindeyim o kavganın,
İçinden aydınlatıyorum ben o
kavgayı:
Biz görelim,
onlar
kör olsunlar
diye!
Evet onlar,
onlar
kof çınarlar kibi karanlıklarda sallanıp yıkılırken,
onları ben
ateş aydınlığımın altına koyarak,
oyarak
göz bebeklerinin deliğini;
aydınlatıyorum
köklerine saplanan baltamızın
çeliğini!
Aydın Aydınlık Aydınlık!


MİLLETİN SESİ OLDU
Aydınlık, 1921’in Haziran 1’inde sosyalist önder Dr. Şefik Hüsnü tarafından, İstanbul’da aylık fikir dergisi olarak yayın hayatına başladı. Kısa süre içinde Türk siyasi hayatının vazgeçilmez yayın organı oldu. 1968’de tekrar Doğu Perinçek ve arkadaşları tarafından yayımlanan Aydınlık, bugüne kadar haftalık ve günlük olarak yayın hayatını sürdürdü. Türkiye’nin bağımsızlık ve bütünlüğünü savundu. İşçi-köylü; tekmil milletimizin sesi oldu.

AYDINLIK DA SATTI
3 Haziran 1963 günü Moskova’da kaybettiğimiz büyük şairimiz Nazım Hikmet, ‘N. H.’ rumuzu ve ‘Ahmet’ takma adıyla şiir ve düz yazılarını Aydınlık’ta yayımlandı. Nazım, İstanbul’dayken derginin teknik sekreterliğini de üstlenmişti. Hatta Aydınlık’ı koltuğunun altına alarak caddelerde “Aydınlık, Aydınlık, sosyalist mecmua, Aydınlık” diye bağırarak da sattı. Bu sırada Aydınlık okurlarını yakından tanıdı. Sirkeci’den Cağaloğlu yokuşuna çıkan köşede Aydınlık satarken, meşhur ‘Aydınlıkçılar’ şiirini Aralık 1924’te kaleme aldı:
Şu,
Şu da,
Şuradaki de,
Şurdaki işçilerin hepsi.
Şunların yarısı,
Şu ateşçinin kendisi. Kızı, karısı,
Şu şimendiferci, şu vatman,
Şu patronu selamlayan usta başı
değil
Ötekisi,
Şu bol paçaları dalgalı iki gemicinin
İkisi,
Şu iğneden
Parmaklarıyla dikiş diken
Kadınlar,
Şu taşlı yolları çarıklarına dolayan,
Dağlardan
Dağlara
Güneşi kovalayan
Köylü ırgat,
Şu Marks’ın kafası
Lenin’in gözüyle yazan muharrir,
Sonra bu şiiri söyleyen şair,
Bütün bunların
Şunların
Onların
Hepsi
Hepsinin alnında orak çekiçten tacı
Hepsi Aydınlıkçılardan,
Hepsi Aydınlıkçı!
Nazım Moskova’da 1922 yılında kaleme aldığı şiirinde, Aydınlıkçı olduğunu iftiharla dizelere döker:
Sen
benim
hangisinden olduğumu anlamak istiyorsan
cebime sok kafanı!
Orada:
Aydınlık’ı okuyan kara ekmek
sana doğruyu söyler.


‘AYDINLIK AL’
Nazım Hikmet, Moskova’dan kızkardeşi Samiye Hanım’a gönderdiği tarihsiz bir mektubunda ise şunları öğütler: “Ben her boş vakit buldukça şiir yazıyorum. Şiirlerimi okumak istersen Aydınlık mecmuasını al. Orada (N. H.) bir de ‘Ahmet’ imzası benimdir.” (Aydın Aydemir, Nâzım, Çocukluğu-Gençliği-Cezaevi Yılları, Anlatan: Samiye Yaltırım, Cem Yayınevi, İstanbul, 1979 s.111.)

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.