Gizlenen tecavüzün öyküsü

Zihinsel engelli kadın farklı kişilerce defalarca tecavüze uğradı. Bütün köyün bildiği olay kadının hamile kalmasıyla gün yüzüne çıktı. Savcısı, doktoru hatta gazetecisi ölümle tehdit edilen ailenin yardım çığlığına kulaklarını kapattı

Gizlenen tecavüzün öyküsü
09 Ağustos 2016 Salı 11:16

Oktay Yıldırım
Yozgat’ın Çayıralan ilçesine bağlı Cürali köyünde birkaç yıl süren tecavüz, mağdurun hamile olduğunun anlaşılmasıyla ortaya çıktı. 40 yaşındaki zihinsel engelli K, kendisi gibi zihinsel engelli babası Ş.K ile birlikte yaşıyordu. Annelerini kaybetmişlerdi. Kız kardeşi Belçika’da iki erkek kardeşi ise İstanbul’da çalışıyordu. Geçim sıkıntısı içindeydiler. Tek gelirleri devletten bağlanan engelli maaşı ve diğer kardeşlerin arada bir yaptıkları katkılardı.
Bütün köy mağdurun zihinsel engelli olduğunu biliyordu. Ama neredeyse bütün köyün bildiği başka bir şey daha vardı. Köyden bazı kişiler sık sık kandırarak ve tehdit ederek K’yı iğfal ediyorlardı.
İlk olay bundan yaklaşık üç yıl kadar önce akrabası zanlı M’nin evinde yaşandı. Zanlı M, mağdurun akrabasıydı. Annesi yatalaktı ve K. akrabalık bağı nedeniyle yaşlı kadının bakımına yardım ediyordu. İlk olarak bu evde zanlı M’nin tecavüzüne uğradı. Aile bunu duyduğunda hemen bir hastaneye gidip bekâret kontrolü yaptırdı ama ters ilişki kurulmuş ve olayın üzerinden bir hafta geçmişti. Bir bulguya ulaşmak mümkün değildi. Doktor, “Bu şekilde bir şey iddia edemezsiniz, rezil olduğunuzla kalırsınız” deyince şikâyet edemediler ve olay kapandı.

DARBE HABERİ DEĞİLSE YAPMAYIZ
Bundan sonra sadece bayramlarda köye gelen ağabey, yokluğunda başka isimlerin de bu iğrenç eyleme dâhil olduğunu ve bunun neredeyse bütün köy tarafından bilindiğini öğrenemeyecekti. Ta ki, Belçika’da yaşayan kız kardeş tatile geldiğinde “karın ağrısı” şikâyeti olan ablasını hastaneye götürünceye kadar. Mağdur K, altı aylık hamileydi.
Hemen İstanbul’da yaşayan kardeşleri S.K’ya haber verildi ve bundan sonra tuhaflıklarla dolu adli süreç başladı. Aynı köyde yaşayan zanlı H, zanlı M, zanlı D, zanlı S, zanlı Y. ve zanlı B. yapılan şikâyet sonucunda tecavüz suçlamasıyla savcı karşısına çıkarıldı. Yalnızca ifadeye çağrılan zanlılar daha sonra gözaltına alınmayıp serbest bırakıldı.
Mağdurun kardeşi S.K. şaşkındı. O sırada hastanede bulunan ve olanları öğrenen vicdanlı bir vatandaş durumu bazı haber kanallarına da iletti ama ilgilenen olmadı. Hatta anlattığına göre TRT’de görüştüğü kadın darbe haberleri dışında bir haber yapmadıklarını, bu haberin kendi gündemleri olmadığını söyledi. S.K. çaresizdi, kardeşine sosyal yardım talep etti, sığınma evlerine alınmasını sağlamaya çalıştı ama onu da kendi başına yapması gerektiğini söylediler. Üstelik bunu söyleyen savcı bir kadındı.
Kardeşinin can güvenliğinden endişe ettiği için Kayseri’de bir yakınlarının evine sığındılar. Çünkü zanlı D, mağdur kadını eğer konuşursa abisini ve babasını öldürmekle tehdit etmişti. K. babasına çok düşkündü, tehdit edildiği için en son zanlı D’nin adını vermişti.

BABASINI İLAÇLA UYUTMUŞLAR
Mağdurun şikâyetçi olduğu kişilerden biri eczacı kalfasıydı. Zihinsel engelli kadını kandırıp babasının yemeğine uyku ilacı koyduruyorlardı. Baba uyuduktan sonra da ya tecavüz için eve giriyorlar ya da kızı dışarı çıkarıp ormana götürüyorlardı. Kimi evlerinin yakınlarındaki ahıra, kimi ormanın karanlık bir yerine götürüyor ve orada bazen tek bazen iki kişi sırayla tecavüz ediyorlardı.
CMK gereği bu tür davalarda avukat zorunluluğu vardı ve devlet, imkânı olmayana avukat tayin ediyordu. Çayıralan küçük yerdi, toplam üç avukat vardı ve bunların ikisi aynı büroda çalışan baba-oğuldu. Baba zanlıları savunmakla görevlendirilirken, aynı büroda çalıştığı oğlu kurbanın savunmasını üstlendi.

REHBER ÖĞRETMEN NEZARETİNDE İFADE
Henüz meslek hayatının başındaki genç savcı şikâyetleri dinledi. Bu ifadenin alınması için bir uzman bulunması gerekiyordu, ama onun yerine bir okulun rehber öğretmenlerinden biri hazır edildi. Tuhaftı... Genellikle bu durumdaki kurbanlara bazı psikolojik testler yapılır, olayın resmini çizmesi istenirdi. Elde edilen bu bulgular, uzmanların raporlarıyla birlikte kanıt olarak soruşturmaya eklenirdi.
Tecavüz kurbanı K. için sadece bir rehber öğretmen bulunabilmişti. Bu koşullar altında ifade verdi. Zanlıların kan örnekleri alındı ve DNA testi için doğumun beklenmesine karar verildi.

TEŞHİS DE YAPTIRILMADI
Zanlıların kimler olduğunun tespiti için bir teşhis de yaptırılmadı. Serbest bırakılanların bazıları kendilerini rahat hissediyordu. Çünkü mağdur kızın ifadesine göre bazıları prezervatif kullanmıştı, bazıları ters ilişki kurmuştu. Mağdur K. ifadesini verirken bile bazı zanlılardan “abi” diye söz ediyordu.
Bazı yakınlarının ve bazı köylülerin ifadesine göre kurbanın henüz söyleyemediği başka isimler de vardı ve bunların bazıları isimleri verilmesinden korkulan kişilerdi. Konuştuğumuz kişilerin ortak kanaatine göre bu iğrençliğe bulaşan herkes birbirini biliyordu.

VİCDANLI HUKUKÇULAR BUNA SESSİZ KALMASIN
Aynı büroda çalışan baba-oğul avukatlardan biri tecavüz mağduru zihinsel engelli bir kadının, diğeri de tecavüz zanlılarının avukatı olursa sonuç hukuken, ahlaken ve vicdanen ne olur?
Sağlık raporunda “mentalretarde”, yani zekâ geriliği tanısı bulunan tecavüz mağduru bir kadının ifadesi uzmanlar yerine, bir okulun rehberlik öğretmeninin gözetiminde alınırsa hukuken, vicdanen ve ahlaken sonuç ne olur?
Son bir soru daha sorayım: Zavallı kızın ölüm tehdidi altında olduğu ve korunma/ sığınma talep ettiği, ağabeyi tarafından davaya bakan kadın savcıya söylendiği halde, “ben işin o kısmına bakmıyorum, davayı açıp bırakacağım” cevabı alınmışsa sonuç, hukuken, ahlaken ve vicdanen ne olur?

REZALET BİR DAHA YAŞANMASIN
Kamuoyu vicdanı, Aydınlık okuru ve bu memleketin vicdanlı hukukçuları bu iğrenç tecavüz olayının kapatılmasına izin vermeyecek.
Beni en çok rahatsız eden ortada bir mazlumu temsil edecek gerçek bir savunma tarafı olmaması. Karşı taraf avukatının oğluyla bu iş ne kadar olabilirdi?
Olayı öğrenir öğrenmez TBB Yönetim Kurulu Üyesi Av. Kürşat Karacabey’i aradım. Hemen kolları sıvadı. TBB yönetim kurulu üyesi Av. Yurdagül Gündoğan ile görüşmemizi sağladı. Olayı derhal baronun ilgili yönetim kuruluna sunacağını ve gereken her şeyin yapılacağını söyledi. İstanbul Barosu’na kayıtlı Av. Gülşah Işık Akbaş yardıma hazır olduğunu söyledi. CKD Kayseri Şube Başkanı Zeliha Parkan hemen Kayseri Kadın Platformu üyesi avukat Burçin Akbulut ile görüşüp irtibatımı sağladı. Haydi, ses verin bu mazlumun sesine... Ses verin, el verin ki, bu rezaletler bir daha yaşanmasın.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.