Anne olmayan kadın yarım mıdır

Yeryüzündeki sandıkların bütün oylarını alsanız bile, hiçbir güç kadının doğurup doğuramayacağına karar veremez. Kadına fiyat biçemez. Bir doğa yasasıdır bu. Dünyayı yeniden öküzün boynuzları üzerine oturtabilecek bir güç yoktur ve olamaz

Anne olmayan kadın yarım mıdır
05 Temmuz 2016 Salı 11:16

Osman Şahin / Yazar

Konuya Perinçek’in “Kadın” kitabından şu alıntıyla devam edelim.
“İslamiyetin yaşanacağı alan, bir tek inançtır ve ibadettir.” (S.55)
Türbana başörtüsü diyenler, halkımızın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar. Yalan onların soyadıdır. Başörtüsü, Anadolu kadınlarının, örneğin, rahmetli anamın, ebemin, teyzelerimin, ablalarımın başörtüsüdür. Saçları görünür. Türban ise şeriat erkeklerinin kafalarındaki kadına bakış açılarının simgesidir. Kafalardaki yoğunlaşmış pasların, kirin dışa vurmuş şeklidir.
Pakistan ve Hindistan’daki Müslüman kadınların belden aşağısı kapalıdır. Gerdanları, kolları, saçları, açıktır. Bizim Muaviyeler bu konuda ne diyorlar acaba?
Kur’an’da türban emri yoktur. Olsa bile uygulanabilecek midir? Kur’an’da, hırsızın elini kesme buyruğu vardır. Uygulanabilecek midir? Kur’an’da “Kadına mirastan üçte bir verin” buyruğu vardır, “İslamlıktan vazgeçeni öldürün” buyruğu vardır. Kur’an’da dört kadın almak buyruğu vardır. Bütün bunlar günümüzde uygulanabilecek midir?

KADINA TÜRBAN ASKERE ÇUVAL
Türban, mafyanın, yobazlık, tarikat ve din ticareti yapanların sancağı ve örtüsüdür.
Kadınlarımızın başına türban dayatanlarla, askerlerimizin başına çuval geçirenler aynı kandandırlar. Katıksız Müslümanlık’tan sözedenler, karılarını her an sürülecek, tohum ekecek tarlalar haline getirenlerdir.
Kadının tarihi, ezilmenin, horlanmanın tarihidir. Dünyanın kanını emen kapitalist sistem, çelişkilerin zıtlıkların, yalanların kaynağı olduğundan, insan çiftini ayırmakta, kadını kocasına, oğulu babasına düşman etmektedir. Böylesi ortamlarda kadın yedi ateşten geçmektedir adeta.
Ana olan-olmayan, oruç tutan-tutmayan, erkek-kadın zıtlaşması tam anlamıyla renk körü bir mantıktır.

BÜTÜN OYLARI ALSANIZ YİNE YETMEZ
“Anne olmayan bir kadın yarımdır” sözü nasıl bir sözdür? Yeryüzündeki sandıkların bütün oylarını alsanız bile, hiçbir güç kadının doğurup doğuramayacağına karar veremez. Kadına fiyat biçemez. Bir doğa yasasıdır bu. Su yüz derecede kaynar, sıfır derecede donar. Tanrı budur, doğruluktur. İnsanlar özgürce inanırlar, ya da inanmazlar, ona kimse karışamaz. Kimse fazla oy alanın malı değildir.
Cumhuriyet hukukuna göre, çok eşlilik yasal değildir. Kimse kız çocuklarının miras hakkını erkek çocuklarının üçte birine indiremez. Hiç kimse İslamiyeti yaşamak adına, karısına fiske vuramaz. Bütün bunları AKP’liler bildikleri halde, türbanı, başörtüsü yalanıyla örterek “özgürlük” diye yalan söylemeye devam ediyorlar.
İnsanları Allah adına aldatıyorlar. Bir Rus atasözünü söylemenin tam yeridir:
“Yalan söyleye söyleye bir yerlere varabilirsiniz, ama geri dönemezsiniz...”
Kitap şu ifadelerle devam ediyor:
“Dinci çevreler ‘Medine sözleşmesini’ örnek göstererek, ‘Bütün inanç toplumları kendi hayatlarını yaşama özgürlüğüne sahiptir’ diye görüşler dile getiriyorlar. Ürkütücü ve imkansız bir şeydir bu. Kabileler arası anlaşmaları ve ilişkileri hiç kimse devletli toplumlarda uygulayamaz. AKP gibi partiler, toplumu ‘İslami yaşam tarzına özgürlük sağlayacağız’ diye aldatıyorlar. (...) Hayır hiç kimse toplumun bir kesimini cemaat ve tarikat kurallarına göre düzenleyemez. (S.57)
Kur’an bugünün modern yaşam hukukunun kaynağı olamaz. Toplum hukukunu 7-15. yüzyıla göre düzenleyemez. Dünyayı yeniden öküzün boynuzları üzerine oturtabilecek bir güç yoktur ve olamaz. Çünkü laiklik bir icat değildir, zorunluluk olarak çıkmıştır ortaya.

TANRIÇALAR YURDU ANADOLU
Anadolu, tanrıçalar yurdudur. En ünlüsü Kibele’dir. Yedi bin yıldan fazla tapım görmüştür. İslam dinindeki “Kıble” sözü, Kibele’den gelmektedir.
İsmet Zeki Eyüboğlu’na göre, Kabe’deki “taş kültü” de Anadolu’dan geçmiştir.
Galatlar, Anadolu’ya “Güneşin doğduğu yer” anlamında “Anatolia” derlerdi. Galata Kulesi’ni onlar yapmışlardır. Gelibolu, Galiçya adları da Galatlar’dan gelmektedir.
Sümerler binlerce yıllık bitki toplumunun ardından, demir, kalay, kurşun ve diğer madenlerin bulunmasıyla, ana tanrıçalar, kendi yerlerine oğullarını iktidara getirerek yavaş yavaş ataerkil toplumun yolunu açmışlardır.
Güney Amerika’da ise Maya Tanrıçası İkşel vardı. Ay tanrıçaları ile Gökkuşağı tanrıçaları, Ay tapımları vardı.
Antik çağda Batı Anadolu’da “Aspasya” adlı bir tanrıça hüküm sürmüştür. İslam dininin kadını aşağılamasıyla, günümüzde hafif, oynak kadınlara “Haspa” denilmektedir ki bu ad, Aspasya’dan gelmektedir.
İç Anadolu-Niğde-Aksaray yöresinde Tanrıça Tuana’dan, Mersin-Silifke arasında, Kleopatra yaşıtı Kraliçe Aba’dan söz edilir. Toros kayalıklarının yüzünde devasa kabartma resimleri vardır.
2007 yılında, Mersinliler, Kraliçe Aba Ödülü’nü, bana değer görmüşlerdir.
Sümer Tahıl tanrıçası Aşnan, ne tür otların yenileceğini, hangi tohumların ekileceğini öğreten bilge bir tanrıçaydı. Sümer kadınlarının her yıl Tanrıça Aşnan’a sundukları aş, aşure ve aşevi sözcükleri, günümüzde hala kullanılmaktadır. Sümer yazı tanrıçasının adı ‘Nidaba’dır. Sümerce edep, Eduppa sözcüklerinden “edebiyat” sözcüğünün doğduğu sanılmaktadır. Anadolu mutfağının vazgeçilmezi, yayvan geniş ağızlı siniler, Sümerler’in Ay’a verdikleri “Sin” sözcüğünden almaktadır adını. Anadolu’ya yaz geceleri oynanan “Sinsin” oyunu, öbür adıyla ateşe tapım oyunu da yine oradan gelmektedir.
Kiliselerdeki uzun etekli papazlarla, Mevlevi ayinlerinde giyilen uzun beyaz etekler binlerce yıl önceki tanrıçaların eteklerinden gelmektedir.

SAMSON’UN GÜCÜ UZUN SAÇLARINDAN
1950’li yıllarda ülkemiz sinemalarında oynayan ve geniş ilgi gören, Holivut yapımı, “Samson ve Dalila” filminin erkek oyuncusu, İtalyan asıllı dev oyuncu Viktor Mature’nin, Samson rolünü başarıyla canlandırdığı bilinir. Samson, eline geçirdiği dev hayvan iskeletinin kafatasıyla, Roma ordusunu perişan etmektedir. Samson’un yenilmez gücünün, uzun gür saçlarından geldiğine inanılmaktadır. Samson’un uzun, gür saç kültünü, Anaerkil dönemin kraliçelerinin saç kültünden aldığını, Samson dönemi ataerkil dönem olmasına karşın, erkeklerin bu saç kültünü hala kullandığını göstermektedir.
Kadın saçı kültü, kutsallığını günümüzde de korumaktadır. Kadın saçı dokunulmazdır. Doğu-Güneydoğu yörelerindeki folklor taramalarım sonucunda şu atasözü dikkatimden kaçmamıştı: “Üç kıla dikkat etmek gerek; kadının saçına, erkeğin bıyığına, atın kuyruğuna; dikkat edilmezse kan çıkar.”
Aşiretler arasındaki sünnet düğününde, konuk ağalardan birinin atının kuyruğu kesildiği için kan davası çıkmış yıllarca sürmüştü. “Kanın Masalı” adlı öykümü 1987 yılında değerli yönetmen Şerif Gören çekmiş, Tarık Akan oynamış, Zülfü Livaneli müziğini yapmıştı.
Kan filmi, yukarıdaki atasözüyle başlamaktaydı.
Anadolu’da kırsal kesimlerde taranan kadın saçları, mezarlıklarda hece taşlarının üstünde kırk gün, kırk gece dalgalandırılır.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.