31 Mart ve günümüz

Mustafa Kemal: Dini hassasiyetleri de istismar eden mürtecilerin arkasında dış kuvvetler var..

31 Mart ve günümüz
16 Ağustos 2016 Salı 11:03

Taylan Sorgun
1900 yılında Mustafa Kemal ve daha sonraki yıllarda onunla beraber Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’ne katılacak ve Cumhuriyet’in kuruluşunda da bulunacak olan genç kurmay namzetleri Kurmay Mektebi’ndedirler. Ve bir gece Mustafa Kemal arkadaşları ile konuşurken: “Kapitülasyonlar muhakkak reddedilmelidir, kaldırılmalıdır... Ve muhakkak...” demiştir. Sonra olacakları bir başka yazıda anlatırım. Ve kapitülasyonlar Lozan’da kaldırıldı. Cumhuriyet’in kuruluşundaki laiklik hassasiyetinin başlangıcı 31 Mart’a dayanır.

YIL 1907 SELANİK
1907 yılında Selanik’teki Üçüncü Ordu. Mustafa Kemal ve kurmay mektebindeki genç kurmaylar orada birliktedirler. Mustafa Kemal’in Selanik gecelerinde arkadaşları ile konuşmalarında söylediklerinden birisi de şudur: “Kapitülasyonlar Anadolu topraklarını tam bir müstemleke haline getirmiştir. Saray ve çevresi zengin, Anadolu halkı fakir ve yoksuldur. Emperyalistler devrimlerini yaparlarken biz geride kaldık. Ama bir gün muhakkak bizler de yapacağız.”

AYAKLANMA PATLIYOR
31 Mart 1909 (15 Nisan 1909) günü mürteci tarikatçı Derviş Vahdet, ayaklanması patlamıştı. Ayaklanmacılar Ayasofya önlerine gelmişlerdi. Sloganları; “Kadınlar sokaklara çıkıyor din elden gidiyor, dinsizlik oluyor. Mektepli zabitler askerleri dinden çıkartıyorlar. Arapça ihmal ediliyor...”

KÖR ALİ HOCA
Derviş Vahdeti tarikatçı mürteci ayaklanması başlatılmadan önce bir ayaklanma yoklaması yaptırılmıştı. Anadolu toprakları yine yabancıların ellerinde... Madenler ve ne varsa... O tarihlerde İttihat ve Terakki’nin “laik bir idare” kurmak hazırlığı içinde olduğu yayılmakta. Maksat softaları ve mürtecileri harekete geçirmekti. Ve cami hocası Kör Ali ile taraftarları ayaklandılar. Sloganları şuydu: “Şeriat hükümlerinden vazgeçilmemeli. Kadınlar sokağa çıkarlarsa dinden çıkmış olurlar. Evlerinde otursunlar. Arapça daha çok okutulmalı...”
Ayaklanma, Selanik’te haber alınıp 3. Ordu İstanbul’a yürümeye hazırlanırken Saray’ca durdurulmuştu. Çünkü bu ayaklanma Derviş Vahdeti’nin bir yoklama ayaklaması idi.

SAHNEDE DERVİŞ VAHDETİ
Derviş Vahdeti’nin yayımladığı Volkan gazetesi vardı. Milletin kutsal din duygularını istismar eden yayınlar yapmakta... Ve o sırada bir tarikatın da kurduğu İttihad-ı Muhammedin Cemiyeti sahneye çıktı. Derviş Vahdeti’nin “iktidar programı” şuydu:
“Devlet insanların yaptıkları kanunlarla değil şeriat ile idare edilmeli. Tedrisat meselesinde Arapça öne alınmalı. Kadınlar sokaklarda dolaşmamalı...” İttihad-ı Muhammedin Cemiyeti’nin de siyaseti aynıydı. Volkan gazetesinin büyük para kaynağı varlıklı tüccarlar ve zengin Araplardan geliyordu.

AYDIN YAZARLAR
Derviş Vahdeti ayaklanması aslında 1908 Devrimi’ne karşı harekete geçiyordu. “1908 devrimi ilk aydınlanma hareketi idi.” 1908 Devrimi aralarında Mustafa Kemal ile daha sonra bütün cephelerde bulunacak, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali ile Cumhuriyet’in kuruluşunda yer alacak genç kurmaylar ile aydın yazarlar ve siyasetçilerin hareketi idi. Volkan gazetesinin yayınlarına şiddetle karşı çıkanlar arasında Hüseyin Cahit ve Yunus Nadi gibi isimler vardı.
Derviş Vahdeti ile İttihad-ı Muhammedin Cemiyeti yabancı sefaretlerle de temas kurmuşlardı.

ŞİMDİKİ ZAMAN
Şimdiki zamandaki tarikatçı Fetullah Gülen ayaklanmasına bakalım. Gülen aslında bir tarikat mensubudur da. Said-i Nursi’yi benimsemiştir. Tarikatçı Gülen’in teşkilatı “Türkiye dinsiz bir hale gelecek” gibi propagandalarla da “gizli etkinlikler” içinde olmuşlardı. Kendisi muteber bir kişi olarak Pensilvanya’da. Orada başka yabancı kuruluşlarla da temasları olduğu haberleri de yayımlandı. Derviş Vahdeti zamanı gibi.

VE SAİD-İ KÜRDİ
Ayaklanma sırasında Sultanahmet’te Said-i Kürdi söz alıyor. (Said-i Nursi) Ayaklanmacıları heyecanlandıracak bir konuşma yapıyor. Şimdi bu son ayaklanmanın başı olan Fetullah Gülen’in Said-i Nursi taraftarlığı yok mu? Bakın bakalım...
Asıl maksat: Derviş Vahdeti ayaklanması 1908 Devrimi’ne karşı yapılmıştı. Eğer Fetullah Gülen ayaklandırması başarılı olsa idi: Cumhuriyet rejimi ortadan kaldırılacak, Gülen’in halifeliği ilan edilecek ve bir Hilafet Ordusu, Cumhuriyet Ordusu’nun yerini alacaktı.

KESİLEN HATLAR
Ayaklanmacılar İstanbul’un Anadolu ve Selanik’e kadar uzanan bütün hatlarını kesmişlerdi. Selanik’teki 3. Ordu’ya bir büyük güçlükle haber ulaştırılabilmişti. Derviş Vahdeti ordudaki alaylı zabitleri ele geçirmişti.
İstanbul sokaklarında kan gövdeyi götürüyordu. Genç mektepli zabitler paramparça edilmişti. Ayaklanma Anadolu’ya yayılmaktaydı. Halk perişan, sokaklarda katledilenlerin cesetleri... Tıpkı şimdiki zaman gibi değil mi?

HAREKET ORDUSU
O sırada Selanik’te bulunan İttihat ve Terakki Katib-i Umumi’si Mithat Şükrü Bey Selanik’teki 3. Ordu’ya gitmişti. Mikhat Şükrü Bey karargaha girer girmez bakmıştı ki Hüsnü Paşa’nın Kurmay Başkanı olan Mustafa Kemal “Hareket Ordusu”nu hazırlamıştır bile. Mustafa Kemal’in hazırladığı askerler (bana anlatılanlar) gerilmiş bir yay gibi hareket etmeyi beklemekteler... Harp hali ikmalini yapmışlardı bile. Mustafa Kemal İstanbul’a girişin haritasını da yapmıştı.

İSYANCILARIN ARKASI
Komutan odasında Mithat Şükrü Bey ve yanındakiler Mustafa Kemal ile konuştuklarında, Mustafa Kemal: “İsyancıların arkasında çeşitli unsurların olduğu tahmini güç değildir. Kimsenin şüphesi olmasın ki bu isyan icab eden şekilde bastırılacaktır. Ve bu isyancılar döktükleri kanda boğulacaklardır.” (Bu konuşma oldukça uzundur, tamamı Devlet Kavgası belgeselimdedir.)

ONA İYİ BAKIN
Mustafa Kemal komutanın odasından ayrıltıktan sonra gür saçları rüzgârdan savrularak pırıl pırıl çizmeleri ile öfkeli bir şekilde yürürken Müftüzade yanındakilere şöyle diyordu: “Ona iyi bakın. Bir faikiyet (ayrıcalık) hissedebiliyor musunuz?”
Selanik’te bunlar İstanbul’da yaşanırken matbaalar yakılmış, isyancılar bazı mebusları tevkif etmişler, meclise bile girmişlerdi.
Evet, şimdiki zamanda da TBMM bombalanmadı mı?
Hareket Ordusu İstanbul’a yürürken Ali Kabuli Bey, Yıldız Sarayı bahçesinde Padişah’ın gözleri önünde isyancılarla parçalanmıştı.

ENVER DÖNÜYOR
İsyan başlarken Enver (Paşa) Almanya’da Ateşemiliter’di. Acele dönmesi istenmiş ve hemen dönmüştü. Enver İstanbul’daki birliklerin bazılarını alarak Taksim Topçu Kışlası önünde isyancılara karşı hareket haline geçiyordu. Ve çarpışmalar sürmekteydi...
Hareket Ordusu İstanbul önüne gelmiş ve artık bütün öfkesi ile şehre hareket etmekteydi. Hareket Ordusu’nun başındaki Mustafa Kemal ve daha sonra Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nde görev alacak olan arkadaşları genç kurmaylar başlarındaki komutanların “Biraz bekleyelim” sözünü dinlememişlerdi.
Padişah İstanbul’daki orduyu kışlasından çıkarmıyordu. Ama Tıbbıyeliler silahlanmışlar ve isyancılara karşı sokak sokak çatışmaya başlamışlardı. O çatışmanın oluşunu Tıbbıyeli Dr. Fevzi’nin not defterinden okumuştum. Tıbbıyeliler gözlerini kırpmadan çatışmaktaydılar.

MAHMUT CELAL VE İSMET (İNÖNÜ)
Ayaklanmacılar Bursa ve İzmir’de de harekete geçmişlerdi. İsyan yayıldıkça yayılmaktaydı. İttihat ve Terakki İzmir-Bursa Katib-i Mesulü Mahmut Celal Bey (Bayar) hemen gönüllü teşkilatını silahlandırmış emir beklerken kendisine “Bursa ve İzmir sizin kontrolünüzde olacak” emrini almıştı. Başında beyaz bir bant üzerinde “ay yıldız” vardı. Emrindekilerin de...
Ve genç kurmay İsmet’e (İnönü) verilen emir şuydu: “Edirne-İstanbul yolunu tutunuz.” Ve yol tutulmuştu.

ERZİNCAN VE ALTAY
Genç kurmay Fahrettin (belgeselini yazdığım Altay Paşa) Abdülhamit tarafından bir jurnalle Erzincan’daki 4. Ordu’ya sürgün olarak gönderilmişti. Kurmay Mektebi’ndeki 1900 yılı mensuplarının hepsi sürgündeydi zaten. Saray böyle yapmıştı. Çatışmaların ardından Erzincan ve Erzurum’daki ayaklanma bastırılırken bir başka yer vardı. Altay Paşa bana yıllar sonra “O ayaklanma arkasında yabancı kuvvetler vardı” demişti.

KAYSERİ HINÇAKLARI
Derviş Vahdeti’nin arkasındaki emperyalistler Kayseri civarındaki Hınçak Ermenilerini de ayaklandırmak istemişlerdi ancak artık isyan Hareket Ordusu tarafından bastırılmakta idi.
Ve işte bu ayaklandırma başladığında zamanın emperyalist devleti İngiltere’nin donanması Akdeniz kıyılarımıza yaklaşmıştı. Rum ve Ermeni gazeteleri “31 Mart şanlı bir gündür” manşetlerini atıyorlardı.

TOPÇU KIŞLASI
Taksim’deki Topçu Kışlası mürteci Derviş Vahdeti ayaklanmacılarının merkezi olmuştu. Ayaklanma planları burada yapılmıştı. Ayaklanma sırasında Hareket Ordusu ayaklanmayı bastırırken Enver Paşa da o Topçu Kışlası önünde elinde silahla çatışmaları idare etmekteydi. Orada hiç unutulmayacak zamanlar yaşanmıştı.

MUSTAFA KEMAL VE ÖFKE
Hareket Ordusu ve bütün komutanları askerleri öfke ile vuruşturmaktaydılar. Bu anlattıklarım çok özettir. Geniş bilgi ve belgeler için Taylan Sorgun’un tek kaynak olan Devlet Kavgası belgeseline bakın. Ayaklanmanın bastırılmasından sonra yapılan toplantıda Mustafa Kemal uzun bir konuşma yapmıştı. O konuşmanın bir bölümü şöyle:
“Vaziyet öyle gösteriyor ki, ayaklanmacıların arlarındaki dahilden ve hariçten yüksek mevkilerden kışkırmalar var. Meseleye sadece asayiş tarafından bakmak hata olur. Bunun derinliklerini inmek icap eder. İsyanın elebaşları, mürteciler irticai hareketi başlatırlarken milletin hassasiyetlerine ait düşünceleri de istismar etmişlerdir. Yarınlarda da aynı şeyi yapacaklardır.”
Bu tarihi bir öngörüdür. Zaten Selanik konuşmalarında da daha 1907’de emperyalistlerin gözleri Anadolu topraklarında demişti.
Şimdiki zamanda mürteci tarikatçı FETÖ ayaklanması arkasında harici ve dahili güçler yok mu? Olduğu belli. Pensilvanya’dan başlayan destekler, yabancı istihbarat servisleri, emperyalizmin karanlık odaları...Ve tabii kimi siyasetçiler...

NURSİ’YE ŞAL
Gülen Hocaefendi Said-i Nursi tarikatına bağlıdır. Onu hep övmüştür. Ama dikkat, siyasilerden hiç Said-i Nursi’yi duydunuz mu? Acaba neden? Zaten üç buçuk oy uğruna kimi siyasetçiler bu tarikatlara karşı muhabbet beslemediler mi? Siyasetçiler arasından acaba kimler hangi tarikattan?
Bu yazıyı okurken 1960 öncesinden tanıdığım dostum CHP’nin geçmişteki sağlam siyasetçilerden ve bakanlardan Alev Coşkun aradı. Onun da araştırmaları vardır. Ama hep aklımdadır. CHP’nin yanında geçmemişler CHP grubundalar ama Alev Coşkun yok. Acaba nedendir?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.