Söz uçar Ankara kalır


Şule Perinçek

Şule Perinçek

Okunma 21 Ağustos 2016, 10:10

Bu hafta elimize çuvaldızı aldık.
Sıraya dizdik.
***
Kimi dostlarımız intikam peşinde. “Şu beni tutuklamıştı, oh olsun şimdi o tutuklanacak... tutuklanmalı... tutuklanıyor ... Yaşasın tutuklandı! .... Geçtim karşısına Adliye’nin çekirdek çitleyip seyrediyorum.”
O arada Türkiye akıp gidiyor. Ama kişi için en önemli konu bu.
Değdiği yer.
Beni tutuklayamayanlar ne olacak bu durumda.... hadi bin değilse bile, yüz yaşasın!... mı??
(İnanın Zekeriya Öz nerede ne oldu... hiç aklım oralarda değil. İzlemiyorum bile. Görevi bu olanlar mutlaka izlemeli. Kulağından tutup getirilmeli. Ama benim için bugünün birincil talebi bu değil. O görevimiz başarıyla tamamlandı. Açığa çıktı. Peşine düşüldü. Şimdi üzerinde tepinmek yerine, başka ufuklara yelken açıyoruz.)
***
Bazı dostlarımız da takılmış kalmış yine kendine ve kendine yapılanlara. Dünya bir yana... O tutuklanırken sesini çıkarmayan “komutan” bir yana...
“Mücadelemiz onun rütbeleri sökülene kadar sürecek.”
Bu mudur bugünün yakıcı görevi?
Türkiye’nin şimdi gelip dayatan ihtiyacı ne?
Filan kişiye filan hatayı yapan komutanı sallandırmak mı...
Güçlü ordu! Güçlü Türkiye!... Diyoruz....
Türkiye birkaç cephede birden savaşıyor. Bak FETÖ diye bir belaya karşısın. Hani çocukların bir oyuncağı vardır. Birini bastırırsın. Pat diye öteki çıkar. Onu bastırırsın öteki... Deli eder adamı... Her yerde bir temizliğe girişmişsin. Bu kez adam Van’dan, Diyarbakır’dan, Bitlis’ten kafasını uzatıyor...
Var mı arkadan dolanıp zayıf düşürmek. Ne kadar günahları varsa önlerine yığıp çıkarmak.
“Ula bu ne biçim ordu! Her türlü tasfiyeyi çoktan hak etmiş!! Vur beline kazmayı...” dedirtmek...
Kimin ekmeğine, kimin yağını sürüyoruz.
Öz canımızdan çok sevdiğimiz vatanımıza ne hayrı dokunuyor?
Aslolan bu değil midir?
Pusula hep tek bu yönü gösterir.
Ötekiler ona tabi kılınır.
“FETÖ’ye şimdi karşısın, ama ben senin elini tutarım çünkü onu oraya atayan sensin” diyor muyuz???
“Vur!” diyoruz “Vur!!” “Vur!!!”
***
Bir de temize çıkanlar var. “Ben yasalar açısından suç olan bir eylemde bulunmuştum. Ceza da almıştım. Ama olsun, o cezayı veren Fetullahçı yargıçtı. Şimdi nerede? Hapiste. O zaman benimkisi suç değildir. Cezası da haksızdır.”
Salla gitsin...
İki gün sonra o Ceza Yasası benim önüme yeniden konulursa... ne diyeceğim... Yasalar açısından o bizdendir... o sizdendir... diye bir ayrım olur mu...
Devlet yönetmeye talip olanların sorumluluğu.
***
“Şunu tutuklayın!”
Neden?
“Çünkü Fetullahçı. Geçerken merhaba demişti.”
“Terör Örgütü” üyesi mi diye bir soru işareti yaratabilir belki... en fazla...
FETÖ’nün açılımı budur.
Ben iktidarda olsam bile en büyük güvence. Hukuk.
Yoksa kıran kırana. Ortalığı toz bulutu kaplar. Kim kimdir bilemeyiz.
***
Yarış var yarış! Ben daha önce “F” demiştim... Hatta ilkokuldayken ilk yazdığım harf o olmuştu...
Ne diyeyim... hadi terbiyemi bozayım... “Yuh!”
Nimetlerini ballandıra ballandıra yediler... taktılar... yazdılar...
Şimdi dizide birinci...
Siz onları bir de darbe başarılı olaydı da o zaman görecektiniz.
Başka dizinin birincisi.
Çürükler.
İki gün sonra ne yapacakları belli olmayanlar.
Tanıyalım.
Deneydir.
Bir kenara not edelim.
Bir de ikinciler var. Başta ses çıkarmayanlar. Sonradan rüzgar esince kervana katılanlar. Onlar da arşivi eşeleyip “şu tarihte şunu yazmıştım, hatta şunu da arkadaşımın kulağına fısıldamıştım” diyenler.
Bakıyorum da en az sesi çıkanlara... o zaman en gür sesliler.
Hadi bir şey demeyeyim.
Kızarlar belki. “Görevdi yaptık”, derler. “Sonra da denize attık.”
Tek soru sorayım.
FETÖ sözcüğünü ilk kim kullandı?
Siyasi tarihe kim yazdı?
Kılıcı kınından kim çıkardı?
***
Devlet Bahçeli: “Terörizmle savaşan Türk milleti yeni bir zafere yakında imza atacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi bu mücadelede her desteği verecektir.
Allah bu aziz milletin yardımcısı olsun. İstiklalimize zincir vurmaya çalışan zalimlere, hainlere aradıkları fırsatı inşallah vermesin.”
Umutsuz bir durum gibi sanki... Keşke inşallahla olsa...
Kılıçdaroğlu: Kılıçdaroğlu, FETÖ üyelerinin siyasi partilere de sızdığına dair söylemlerin bulunduğu, CHP’de de diğer partiler gibi böyle bir sızmanın olup olmadığı sorusuna da şu yanıtları verdi:
“Devletin istihbarat örgütü şu kişi böyledir şu kişi şöyledir derse bakarız, ama biz bir siyasi partiyiz.”
“Bizim bir istihbarat örgütümüz yok. Kim hangi cemaattendir bilme şansımız yok. Eğer devlet, hükümet bize ‘şu cemaattendir, şu gerekçelerle’ derse gereğini yaparız. Ama şimdilik böyle birşey yok.. Bütün cemaatlere suçlu demek de doğru değil. Mücadeleyi hukukun üstünlüğü şeklinde yaparsanız problem yok zaten. Darbe girişimi içinde bulunmuşsa, cemaat olsun olmasın zaten gereğini yapmanız lazım, cezalandırılması lazım. Ama kurunun yanında yaşın da yanmaması lazım. Bir suçluyu yakalayalım derken masum bir insanı mağdur ederseniz faturası ağır olur.”
Benim partimde birisi Fetullahçı olacak ben bilmeyeceğim... devlet söyleyecek... bakacağız... ama biz zaten siyasi partiyiz... !???
Kod numarası versek??
Ya da PKK örgüt cenaze fotosu??
Ayrıca FETÖ bir cemaat değil, bir “Fetullahçı Terör Örgütü”!
***
Balyoz, Ergenekon gibi davaların “siyasi” olduğu yine en başta yapıldığı gibi unutuluyor.
Benim “birşeyim yok” diye kazanılmadı o davalar. “Yoktu” diye de geri dönüp hesap soramazsınız. Siyasi mücadeleyle ancak hesabı kapatabiliriz.
Örgütlü siyasi mücadeleyle...
“Bana neler neler yapıldı, ne haksızlıklar yapıldı bir bilseniz...”
Ballandırsanız ne fayda... Ekran ekran gezseniz ne fayda.
Söz uçar.
Ankara kalır.

Tarihten iki ABD fotoğrafı
 
ABD uçakları Vietnamı bombalıyor. Başarı kimin oldu? 1948. Dört çocuğunu satılığa çıkaran bir anne.


Olimpiyat başarı koşulu
TRT Olimpiyat spikeri dua ile enerji gönderilmesini istemiş. Duymadım ama okudum. Şaşırdım mı?
Yooo...

Mücadelede başarı koşulu
Uyuşturucu İle Mücadele Derneği Başkanı, 70 kilo esrarla yakalandı.

Ekonomide gerçek başarı koşulu
Economist Dergisi: Çin, son iki yılda İngiltere’nin 1900’lerden bu yana ürettiğinden daha fazla çelik üretti.

Siyasi başarısızlık koşulu
Davutoğlu’nun eski “sağ kolu”, özel kalem müdürü ve özel müşaviri, Büyükelçi Gürcan Balık FETÖ’den gözaltına alındı.


Hasan Halisdemir ve Zekai Aksakallı. İki baba. Evlatları ortak.
Hasan Bey, dedi ki: “Oğlum, vatana hayırlı evlat ol! Deden gibi gözünü sakınma!”
Zekai Komutan dedi ki: “Evladım, oranın namusu sensin, makamı teslim etme.”
Çekti vurdu.
Vuruldu.
İki babanın ellerinden öpüyorum.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.