Kardiyovasküler korunmada aspirin tarihe karıştı

Tromboz Hastalıklarına Karşı Akdeniz ve Avrupa Birliği Başkanı Prof. Dr. Lina Badimon: Damar hastalığı olmayan grupta aspirin kullanımının bir faydası olmadığı, yapılan birçok çalışmada görülmüştür.

Kardiyovasküler korunmada aspirin tarihe karıştı
09 Mayıs 2016 Pazartesi 10:58

24. Uluslararası Tromboz Kongresi, 4-7 Mayıs 2016 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlendi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen kongrede konuşan Tromboz Hastalıklarına Karşı Akdeniz ve Avrupa Birliği Başkanı Prof. Dr. Lina Badimon, güncel bir konu olan aspirin kullanımının kardiyovasküler hastalıklarda doğru kullanımı hakkında önemli bilgiler verdi. Aspirinin çok eski ve iyi bir ilaç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Badimon şöyle devam etti:
“Primer koruma dediğimiz, yani daha önce herhangi bir damar hastalığı olmayan grupta aspirin kullanımının bir faydası olmadığı, yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir. Ancak yüksek riskli hasta grubu varsa, kontrolsüz şeker hastalığında belki faydalı ama herhangi bir rahatsızlık geçirmemiş kişilerde faydası yoktur. Eğer bir hasta kardiyovasküler bir hastalık geçirmişse, bir damar tıkanıklığı geçirmişse mutlaka düşük doz aspirin almalı ve beraberinde 1 ya da 2 yıl süreyle diğer antitrombosit ilaç dediğimiz tromboziti etkileyen ilaçları da almalı diye öneriyoruz” dedi.
Prof. Dr. Badimon, önceleri düşük doz aspirini primer korumada yani hastalık geçirmeden alınması konusunda öneriler olduğunu ancak en son verilere göre, elde edilen klinik çalışmaların sonuçlarına göre eğerki hastanın doktoru yüksek riskli olduğuna karar verirse düşük doz aspirin faydalı, yüksek risk yoksa günümüzde artık primer korumada yeri olmadığının altını çizerek şunları söyledi:
“Doktor tavsiyesi olmadan, aspirin kullanılmamalı. Çünkü aspirinin en önemli komplikasyonlarından birisi de kanamadır. Bu da özellikle sindirim sistemi kanaması ve merkezi sinir sistem kanamalarına(beyin kanaması) sebep olabilmektedir.”

YILDA 10 MİLYON TROMBOZ VAKASI
Kongre Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir ise Tromboz’un dünyada en sık görülen 3 ölümcül kalp-damar hastalıklarının (Kalp krizi, inme-felç ve venöz tromboembolizm) ortak mekanizmasında ve bu hastalıkların oluşumunda yer alan sessiz bir klinik tablo olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Tromboz, arter veya venler içinde ölümcül potansiyele sahip kan pıhtılarının oluşumudur. Dolaşıma geçen pıhtıya emboli denir. Venlerde oluşan bu pıhtıya Venöz Tromboz denir. Venöz Trombolizme (VTE) dünyada ölüm ve sakatlığın önde gelen nedenleri arasında yer almaktadır. Belli başlı risk faktörleri arasında güçlü risk olarak uzun bir süre hastanede olmak, ameliyat -özellikle kalça, diz ve kanserle ilişkili cerrahi-, uzun süre hareketsiz kalma -yatak istirahati nedeniyle ya da uzun süreli seyahatler- yer almaktadır. Dünyada 10 milyon VTE vakası meydana geldiğini belirlenmiştir. Yapılan bir araştırma trombozda kamu bilincinin çok düşük olduğunu göstermektedir. ABD’de her yıl 10000-30000 arası VTE’ye bağlı ölüm görülmektedir. Avrupa’da ise aynı nedenle ölüm sayısı 5000’in üzerindedir.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.