Tanıdığım ‘Arnavut Sami’

Tanıdığım ‘Arnavut Sami’
13 Mayıs 2015 Çarşamba 09:13

Hikmet Çiçek
TARİH: 20 Ekim 2008. 130 metrekarelik duruşma salonu. 46 tutuklu sanık, avukatlar, sanık yakınları ve gazetecilerle tıklım tıklım dolu. Spor salonundan bozma büyük mahkeme salonu henüz açılmamış. Ergenekon davasının ilk duruşması.
Mahkeme salonuna girmeden önce beklenen odada çoğu birbirlerini ilk kez gördüler. “Terör örgütü” üyeleriydiler fakat “suç ortaklarını” hayatlarında ilk kez görüyorlardı. Birbirlerine “Geçmiş olsun” derken isimlerini söylüyorlar, “a, o sen miydin?” yanıtını alıyorlardı. 
‘POLİS, DARBE YAPTI SANDIM’
“18 yıl cezaevinde kaldım. Defalarca girdim, çıktım. Ama bu sefer neden alındığımı bilmiyorum!” Sami Hoştan böyle söylüyor. 22 Ocak 2008 günü, sabaha karşı evinde gözaltına alınmış.
“Gözümü açtığımda eli silahlı siviller yatak odamdaydı. Yatak odasında hemen kelepçe taktılar. Evde, evin etrafında 30-40 sivil. Baktım içlerinde hiç asker yok. Hiçbiri sorularıma cevap vermiyor. Tamam diye düşündüm ‘polis ihtilal yaptı!’”
18 yılın üzerine birkaç yıl daha eklenecek, Ergenekon’dan tahliye olduktan sonra bir başka gerekçeyle yeniden tutuklanacak olan, önceki gece hayatını kaybeden Sami Hoştan’la ilk tanışmamız böyle oldu. Hoştan’ın adı, ilk kez Mehmet Eymür’ün kaleme aldığı ikinci MİT raporunda duyuldu. Raporda ‘Hoştan’ değil ‘Hoşnav’ diye yazılmıştı.
YAKIN TARİHİN TANIĞIYDI
Susurluk hükümlüsü Arnavut Sami, sadece yer altı dünyasının değil, Türkiye’nin yakın siyasal tarihinin de tanığıydı. 1947 yılı Üsküp’ doğumlu. İlkokul mezunu. 1967’de iki yıl kahvecilik yaptıktan sonra ilk kumarhanesini Haseki’de açtı. 1972-1973 yıllarında Almanya’ya işçi olarak gitti. Almanya’da “mesleğini” sürdürdü, kulüpçülük yaptı. Türkiye dönüşünde İstanbul Aksaray’da bir kumarhane açtı. 1980 yılında Hollanda’ya gitti, restoran işletti, bir gazinoya ortak oldu ve tekstil işine girdi, 1987 yılında Naturel ayakkabı çanta imalathanesi açtı. Yıllarca Avrupa’da yaşayan Hoştan, Avrupa’daki 14 bin Arnavutu temsil eden Arnavutlar Cemiyeti’ne başkanlık yaptı. 1992 yılında tekrar Türkiye’ye döndükten sonra 1993-1994 yıllarında Tarabya Gazinosuna ortak oldu. 1995 yılında Ömer Lütfi Topal ile birlikte Sheraton Gazinosunu işletmeye başladı.
ÇATLI’NIN ÇANTASI
2 Şubat 2009 günlü Ergenekon duruşmasında söz alan Sami Hoştan, “Çatlı’nın çantası bende, size teslim edeceğim” dedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün heyecanlandı, “Dolu mu?” diye sordu. Hoştan, “Boş efendim” diyerek çantayı mahkemeye teslim etti!
Susurluk olayından sonra, “Çatlı’nın kayıp çantası” öyküleri çok anlatıldı. Kimin aldığı belli değil. Çantanın “çok gizli devlet sırları içerdiği” söylendi. Kazadan hemen sonra olay yerine ulaşan Hoştan, çantayı kendisinin aldığını, içinde bir kolyeyle 26 bin mark bulunduğunu ve onları Çatlı’nın ailesine teslim ettiğini söyledi. 
Peki bu kadar mı? Çantada başka bir şey yokmuydu? “Vardı” diyor Hoştan ve ekliyor: “Çatlı’nın, günlük gibi tuttuğu notları vardı. İki kopyası alındı. Biri bende, öbürü Sedat Bucak’ta.” Acaba bir gün o notlar açığa çıkacak mı? “Sırlarıyla birlikte öldü” derler ya, tam Arnavut Sami’ye uygun.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.