Seyit Rıza gerçeğini idamın tanığı anlattı

Atatürk’ün Seyit Rıza ile öldürülmeden önce görüştüğünü ileri süren Yeni Şafak gazetesine yanıt, idamın gerçekleştiği sırada orada bulunan, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Sabri Çağlayangil’in anılarını yazan Cılızoğlu’ndan geldi

Seyit Rıza gerçeğini idamın tanığı anlattı
22 Nisan 2015 Çarşamba 12:26

HÜKÜMETE yakınlığıyla bilinen Yeni Şafak, önceki gün yine “belge”olduğunu  iddia ettiği bazı kağıtlar yayımladı. Dersim isyanıyla ilgili dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MAH) sunulduğunu iddia ettiği bir raporda Mustafa Kemal Atatürk’ün, Seyit Rıza öldürülmeden önce kendisiyle görüştüğünü öne sürdü. Gazete, iddiaya konu olan söz konusu ‘belge’de, Mustafa Kemal’in Seyit Rıza ile yaptığı görüşmede, “Af dilersen idam edilmeyeceksin” dediği, ancak Seyit Rıza’nın, “Af dileyecek bir şey yapmadım” diye karşılık verdiğini öne sürdü. Söz konusu kağıt parçalarında idam sürecini takip eden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı İhsan Sabri Çağlayangil’in adı sık sık geçiyor. Mahkeme sürecini takip eden, idam gerçekleştiği sırada orada bulunan, olayın sadece tanığı değil, aynı zamanda yetkili ismi olan dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Sabri Çağlayangil’in anılarını Aydınlık’ın deneyimli muhabiri Tanju Cılızoğlu kaleme almıştı. Cılızoğlu, Yeni Şafak’ın belgelerini şöyle değerlendirdi: 
Yeni Şafak’ın Seyit Rıza’nın idamı ile ilgili manşet haber kurgusunu hayretler içinde okudum. Hemen belirteyim ki, Seyit Rıza’nın idamı ile ilgili Yeni Şafak’ın manşetinin gerçeklikle hiç ilgisi yok. Seyit Rıza’nın idamının görgü tanığı değil, bizzat olayı oluşturan yetkilisinin anılarını yazmış gazeteci olarak Yeni Şafak’ın haberinin tamamen saptırma- yakıştırma olduğunu söyleyebilirim.
Bu anılara Güneş gazetesinde Sayın Güneri Civaoğlu’nun yayın yönetmeni olduğu süreçte başladık. Civaoğlu gazetenin tirajını artırmak için neler yapılması gerektiğiyle ilgili bir toplantı yaptı. Bu toplantıda İhsan Sabri Çağlayangil’in anılarını yazmayı önerdim. 
Sayın Civaoğlu sordu:
-İhsan Sabri Bey’i tanır mısınız?
-Hayır, tanımam.
-Peki bu anıları yazmak için nasıl razı edeceksiniz?
-Sayın Demirel’den rica edeceğim. Bana referans olurlar, sanırım. 
Bana, “Toplantı sonrası odama gel, hemen planlayalım” dedi.
O gece Ankara’ya gittim. Sayın Demirel beni kabul etti. Ricamı söyledim. “Çok da güzel olur” dedi ve hemen telefonda İhsan Sabri Bey’i aradı. Ertesi günü saat 12:00’de randevu verdiler.
Diplomasi ustası bu saatte randevu verdi mi ‘Yemekte birlikte olalım’ demekti. Eğer böyle ise isteğimize yaklaşmıştım. Ama diplomasi gereği de buluşmanın yemek daveti olduğunun belirlenmesi gerekiyordu. Belki de on-onbeş dakika görüşülerek, “Hayır” diyerek teklifi geri çevirecekti. Saat tam 12.00’de rahmetli Çağlayangil’in kapısını çaldım. Kapıyı hizmetçisi açtı ama Çağlayangil beni kapıda karşıladı, salona davet etti.  Sevindim. Hürriyet, Milliyet gazetelerinin bu anıları almak için uğraştığını biliyordum. Sonunda kitabı yazmaya başladık. 
Gelelim Seyit Rıza olayına...
İhsan Sabri Çağlayangil Malatya Emniyet Müdürlüğü’nden Ankara’ya Emniyet Genel Müdür Yardımcılığına atanıyor. Kendisi bu atama sonrası Ankara’ya giderken sıkıyönetim komutanı ile vedalaşıyor. Bu sırada Singeç Köprüsü’nde öldürülen askerlerimizin ve bir teğmenin katillerinin yakalanıp yakalanmadığını soruyor.
Sıkıyönetim kumandanı orada aşiretlerle faillerin tesliminin konuşulacağını, kırsal alanda bu amaçla bir toplantı yapılacağını belki de failleri getirip teslim edeceklerini vurgulayarak kendisinin de gelmesini istediğini söylüyor.
Daha sonra Seyit Rıza ve Singeç Köprüsü’nde öldürülen askerlerimizin failleri yakalanıyor. Çağlayangil’in anılarında bu olay etraflıca anlatılıyor. Seyit Rıza idam edildiğinde Çağlayangil Emniyet Genel Müdür Yardımcısı...
Mustafa Kemal, Singeç Köprüsü’nün açılışına gidecek. Hükümet istihbaratı “Beyaz donluların” Mustafa Kemal’in karşısına çıkarak Seyit Rıza için af isteyeceklerini öğreniyor. İhsan Sabri alelacele Elazığ’a gönderiliyor. Kendisinden Mustafa Kemal’in köprünün açılışına gelmeden önce mahkeme kararının yerine getirilmesini sağlaması isteniyor. Çağlayangil Elazığ’a gidiyor ve bu devlet görevini yerine getiriyor. Bu da kitapta uzun uzun anlatılıyor. Ve Mustafa Kemal, Seyit Rıza idam edildikten bir gün sonra trenle Elazığ’a geliyor. Bu son derece kesin.
Çağlayangil iyi ki bu anıları yazmış.
Tarihçi değilim. Ama Yeni Şafak gazetesinin haberinde bir ciddi hata daha var. Güya Mustafa Kemal, Seyit Rıza ile görüşmüş. “Af dile, seni affedeyim” demiş. Seyit Rıza da reddedince paşa, “Alın götürün, gereğini yapın” emrini vermiş. Yeni Şafak’taki meslektaşlarım, yakın tanıdıkları birtakım siyasetçilerle Atatürk’ü karıştırıyor. Bırakın bir Cumhurbaşkanını, parti yardımıyla kaymakam olmuş bir devlet görevlisi bile bu kadar kaba, diplomasi yoksunu olamaz. Mustafa Kemal’e atfen verilen bu cümle bile ne tarihe ne Mustafa Kemal zarafetine yakışıyor.
Siz 33 askeri ve teğmeni öldüreceksiniz ve hakkınızda idam kararı verilecek, Mustafa Kemal sizin ayağınıza gelecek ve siz canınızı, oğlunuzu, suç arkadaşlarınızı kurtarmak adına hareket etmek yerine dik başlılık yapacaksınız.
Bu bile haberin ne denli düzmece olduğunu ortaya sermiyor mu?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nadir Şener Hatunoğlu - 5 yıl önce
düz mantığın derdi şu olsa gerek: " bakın atatürk teröristle müzakereye oturdu. işte ben de pkk ile konuştum... *matematikçi-bilim uzmanı*
Avatar
AV.YENAL ÜNSELİ - 5 yıl önce
vatan hai̇ni̇ şerefsi̇zler atamizin en büyük düşmanlaridir.yakinda hepsi̇ deli̇ğe süpürülecek.