Kıbrıs Harekatı'nın muhabir gazileri

Selim Esen, 1974’te Kıbrıs Barış Harekâtı’nı izlemek üzere görevlendirilen 15 TRT muhabirinden biri. Türkiye harekâtın ayrıntılarını TRT muhabirlerinin adadan yaptığı haber ve söyleşilerle öğrendi. Harekâtın ardından 5 muhabir, gazi unvanı aldı

Kıbrıs Harekatı'nın muhabir gazileri
20 Temmuz 2015 Pazartesi 13:18

Gazi Koray Gürbüz
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 41’inci yıldönümünde Gazi Selim Esen, adada yaşananları anlattı. Esen, TRT habercisi olarak görevlendirildiği adada harekat sırasında yaşananları birebir gözlemiş ve 5 TRT muhabirine “Gazi” unvanı verilmişti. 
Selim Esen Radyo Televizyon Yüksek Kurulu’nda haber denetçiliği yaparken 1992’de kendi isteği ile emekli olmuş, aynı yıl Anadolu Ajansı Görüntülü Haber Merkezi’ni kurmuş ve daire başkanlığı görevini yürütmüştü.
Esen’e Kıbrıs Barış Harekâtlarında neler yaşadığını sorduk. 
- Kıbrıs Barış Harekâtlarına yol açan olaylar nasıl gelişmişti?
1974 Temmuz’unda Kıbrıs’ta gelinen nokta kaygı vericiydi. RMM (Rum Milli Muhafız) Ordusu, 15 Temmuz 1974’de Yunanistan’ın desteğinde bir darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios’u devirmiş, yerine EOKA-B adlı terör örgütü lideri Nikos Sampson geçmiş, o da Ada’da “Ulusal Kurtuluş Hükümeti” kurduklarını ve Kıbrıs’ta bir “Yunan Cumhuriyeti” ilan edildiğini açıklamıştı.
Gözümüz kulağımız, Başbakanımızın üzerindeydi. Acaba Bülent Ecevit, 1964’te Ada’ya çıkmayı göze alamayan İsmet İnönü’nün yolunu mu izleyecekti! Başbakan Ecevit, 20 Temmuz günü saat 06.15’te Türkiye radyolarından tüm dünyaya “Kıbrıs Barış Harekâtı”nın başladığını duyurdu.
Türk ordusu 06.05’ten itibaren Ada’ya havadan indirme ve denizden çıkarma yapmaya başladı. Paraşütçülerimiz Hamitköy-Gönyeli ve Pınarbaşı bölgelerine indiler. Denizden çıkarma Karaoğlanoğlu (Pentemili) plajına yapıldı. İndirme ve çıkarma birliklerimiz daha sonra Kıbrıs Türk Alayı ile birleşerek Girne-Lefkoşa hattını güvenceye aldılar. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin kararıyla 22 Temmuz’da ateşkes ilan edildi.
İşte o arada TRT Genel Müdürü İsmail Cem, Haber Merkezimizin Kıbrıs’taki gelişmeleri savaş yerinden izlemesini istedi. Bunun üzerine 7 Ağustos 1974 tarihinde kameramanlar Vedat Güres ve Sonat Konor’la birlikte Kıbrıs’a gitmekle görevlendirildim.
- Sizden önce, ilk harekâtı izleyen gazeteci yok muydu?
Tabii ki vardı, ama 20 Temmuz 1974’de Ada’dan aktaran gazetecimiz yoktu. Türkiye ve dünya havadan indirme görüntülerini Kıbrıs’taki yabancı ajans muhabirlerinin kameralarından, denizden çıkarma görüntülerini ise çıkarma gemilerindeki gazetecilerimizin ve Ordu Foto-Film Merkezi’nin fotoğraf karelerinden izledi. İkinci Harekâtta ise hazırlıklıydık.
- TRT’de izlenen ilk görüntüleriniz neydi?
20 Temmuz’u izleyen günlerde esir alınarak Adana’ya getirilen 700 Yunan askeri içerisindeki subaylarla yaptığımız bir dizi röportaj...
- Ada’ya nasıl ulaştınız?
11 Ağustos’ta akşamüstü saatlerinde komando askerlerini taşıyan altı helikopterle Ovacık Köyü’nden (Hacı İshaklı) Ada’ya doğru yola çıktık. Kırnı Havaalanı’na indiğimizde hava kararmak üzereydi.
- Nerede konakladınız?
Lefkoşa’daki Saray Oteli’nde... Her yer karartma içindeydi. Ertesi gün Bayraktar (TMT Komutanı) Kurmay Albay Arif Eryılmaz’ın bize tahsis ettiği bir araç ile Siskilip-Ayermola-Lapta-Karava-Girne-Kırnı ve Çatalköy’ü dolaştık. Durumu görüntüledik.
- İlk nereye uğradınız?
Kıbrıs Türk Alayı’na. Ledra Palas kapısının batısında, Lefkoşa Havaalanı yolu üzerinde Barış Garnizonu’nda konuşlanmıştı. 650 kişilik Alayın komutanı Kur. Alb. Eşref Bitlis idi. Bitlis, 20 Temmuz gecesini dehşet içinde anlatmıştı.
- Lefkoşa’da durum nasıldı?
Yaşam normale dönmüş görünüyordu. Dükkânlar açıktı, vitrinler malla doluydu. Lokantalar kalabalık sayılırdı. Lefkoşa’daki fabrikada üretilen “Taşer” rakısı, bizim “Tekel” rakısını hiç de aratmıyordu. Bir başka dikkat çeken şey ise Girne Meydanı’nın tam orta yerindeki T.C. Ziraat Bankası’ydı... Anı olur diye düşünmüş, 200 liralık bir hesap açtırmıştım. Hey gidi günler...
- Çektiğiniz görüntüleri nasıl gönderiyordunuz?
Kırnı Havaalanı’na gidiyor, Mersin’e havalanacak helikoptere teslim ediyorduk. Hergün aynı yolu izliyorduk.

YEREL BİRLİKLERİN DURUMU 
- Yerel birlikler nasıl örgütlenmişti?
Kıbrıs’ta Bayraktarlık’a bağlı on sancak vardı (Lefkoşa, Boğaz, Serdarlı, Magosa, Larnaka, Limasol, Baf, Lefke, Erenköy ve Yeşilırmak). Sancaklar, taburlar ve bölükler halinde örgütlenmişlerdi. Sancaktarlar ve tabur komutanları Türkiye’den gönderilmiş subaylardı. Bölük ve takım komutanları, Türkiye’deki askeri okullarda okumuş Kıbrıslı Türk subay ya da mücahit subaylardı.
- TSK’nın durumu nasıldı?
Silahlı Kuvvetlerimiz küçük gece harekâtlarıyla ateşkeste belirlenen sınırları genişletiyordu. Biz gazeteciler, gideceğimiz yerler için Boğaz’daki 6. Kolordu Komutanlığı’ndan izin belgesi almak durumundaydık. Bir gece önce Makarios’un yazlık ikametgâhının bulunduğu Bellapais’e girildiğini öğrenmiştik, ama izin belgemizde “Bellapais” adı geçmiyordu. Bir kez daha Komutanlığa yöneldik. Uzun uğraşlardan sonra izin belgemize “Bellapais”in yanı sıra, Değirmenlik, Yeniceköy, Timbu Köyü ve havaalanını da ekledik.
- Dünyanın tepkisi ne oldu?
20 Temmuz’dan 11 Ağustos’a kadar geçen 22 gün içinde, Doğu Akdeniz’deki dengeler değişmişti. Bu süre içinde ne BM, ne ABD ne de İngiltere Nikos Sampson darbesini resmen kınamadılar. Hatta ABD hayret uyandıran bir şekilde, darbenin “Kıbrıs’ın iç sorunu olduğunu” açıklamıştı.
O günlerde Başkan Richard Nixon’un istifasıyla sonuçlanan siyasi skandal “Watergate” ile uğraşan ABD, çıkacak muhtemel bir Türk-Yunan savaşının NATO’yu derinden yaralayacağını düşünüyordu. Sovyetler ise kendilerine yakın duran Makarios’un faşist bir darbe ile devrilmesinden hoşnut değildi.
- Türkiye’deki tepkiler...
1950’lerdeki Kore Savaşı sayılmazsa, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 50 yıldır savaş görmemiş ordumuz, “deniz aşırı” gibi zorlu bir savaşa ilk kez girmişti. Halkın hemen her kesimi bu savaşı konuşuyordu. Kıbrıs’la yatıyor, Kıbrıs’la kalkıyorduk.
- İkinci Harekât nasıl başladı?
14 Ağustos 1974’te konakladığımız Saray Oteli’nde bomba seslerine uyandık. Sabahın 5’iydi... Jetlerimiz Yunan Alayı’nın olduğu yere, Ortaköy üzerine bomba yağdırıyordu...
Otelden ayrılıp tankların hareketlendiği yöne, Magosa’ya doğru yol almaya başladığımızda, sağımızda solumuzda, önümüzde arkamızda havan mermileri patlıyordu. Üçümüz de askerlik yaptığımız için, havan mermisinin iki kez aynı yere düşmeyeceğini biliyorduk. Yine de dar yolda zikzaklar çizerek Timbu’ya (Tymbou) geldik.
Timbu, İkinci Dünya Savaşı sırasında Ortadoğu ve Kıbrıs Adası’nın savunulması için Kraliyet Hava Kuvvetleri tarafından inşa edilmiş küçük bir hava üssüdür. Bu önemli üs, 1975’in Ocak ayında Kıbrıs Türk yönetimine devredildi. Adı da daha sonra “Ercan” olarak değiştirildi. Binbaşı Fehmi Ercan, 6. Kolordu Komutanlığı’na bağlı olarak ACT İleri Hava Kontrolörü görevi yaparken 50. Piyade Alay Komutanı P. Alb. İbrahim Karaoğlanoğlu ile beraber harekâtın birinci günü şehit olmuştu.
- Şehitlerimiz dediniz, kaç şehit verdik Kıbrıs’ta?
Hükümetin 11 Ocak 1975 günü yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 484 şehit, 747 yaralı verdiği belirtildi.
- TRT kaç muhabirle izledi harekâtı?
15 muhabir görevlendirdi. Bunlar arasında, içlerinde benim de bulunduğum beş TRT habercisine 2943 sayılı kanunun 2. maddesinin geçici 3. maddesi hükümleri gereğince “Gazi” unvanı verildi. 

11 TÜRK GAZETECİ TUTSAK EDİLDİ
- Ada’da 11 Türk gazeteci kaybolmuştu, nasıl oldu?
Türkiye’ye 17 Ağustos’ta döndük. Dönüşümüzü izleyen gün Ada’daki 11 Türk gazetecisinin kaybolduğu haberi gelmişti. Bunların arasında aynı helikopterle Ada’ya ayak bastığımız ANKA muhabiri arkadaşım Adem Yavuz da vardı. 11 , 14 Ağustos akşamı Lefkoşa’ya dönerlerken Büyük Kaymaklı semtinde Rum askerleri tarafından durdurulmuş, gözleri bağlanarak tutsak edilmişlerdi. Gazeteciler Limasol’a götürülürken yolda açılan ateş sonucunda Adem Yavuz ağır, Ergin Konuksever ve Cengiz Kapkın da hafif yaralanmışlardı. Dokuz gün Lefkoşa’daki Rum hastanesinde kalan Adem, 23 Ağustos’ta Türk tarafına iade edilmişti. Helikopterle Adana Numune Hastanesi’ne kaldırılmış, ama ne yazık ki tüm çabalara rağmen kurtarılamamıştı... Adem’i 26 Ağustos’ta sonsuzluğa uğurladık. Işıklar içinde olsun...
Aralarında Mete Akyol, Hüdai Bayık gibi gazetecilerle kameraman arkadaşlarım Ertürk Yöndem ve Ziya Ergun’un da bulunduğu tutsak gazeteciler, bir süre sonra Türkiye’ye döndüler. Kıbrıs Barış Harekâtı, hem halkımız için hem de TRT için sona ermişti.

NELER GÖRDÜNÜZ, NELER GÖZLEDİNİZ?
Lefkoşa’yı Girne’ye bağlayan yol, RMM Ordusu’nun terk ettiği zırhlı araçlar, yanmış tanklarla doluydu. Belli ki faşist Samson’un askerleri, araç ve malzeme bakımından ağır kayıplara uğramıştı. Çıkarmanın yapıldığı “Pentemili”, Girne’nin yaklaşık 10 kilometre batısındadır. Sonradan “Karaoğlanoğlu Plajı” adını alacak 200 metre genişlikte, pek derinliği olmayan dar ve sığ bir plajdır... Şehitlik, çıkarma plajının hemen yanındaydı. Deniz Piyade Alayı’nın ilk şehitleri, bir topun başındaki üç kahraman Mehmetçik olmuştu: Onbaşı Hüseyin Ersoy, Er Hasan Dutlu, Er Recep Aldıkaçtı...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alican - 4 yıl önce
Şedidlere rahmet,gazılerde sıhatlı uzun ömürler diliyoruz.

Kıbrıs barış hareketi geç kalınmış bir müdahale idi. Geçmiş olsun..