Kararname kabul edilemez

Balyoz tertibiyle hedef alınan Alan, darbe girişiminin arkasındaki üst akla dikkat çekti: Amaç, Ergenekon ve Balyoz davalarıyla sarsılan TSK’yı tam anlamıyla çökertmek ve bölgedeki planlarını hayata geçirmek

Kararname kabul edilemez
05 Ağustos 2016 Cuma 11:54

Fikret Akfırat - M. İlker Yücel
Balyoz tertibi kapsamında 4 yıla yakın cezaevinde kalan Emekli Korgeneral Engin Alan ile FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasındaki gelişmeleri konuştuk. TSK’nın yapısını değiştiren kararnamenin üzerine çalışılmış bir metin olduğunu vurgulayan Alan, “Bize bu kepazeliği yaşatan bir yapının yerine başka bir yapıyı ikame ederseniz daha büyük acılara sebep olursunuz” uyarısında bulundu. Birçok basın kuruluşunun röportaj talep ettiğini ancak yalnızca Aydınlık’ın talebini kabul ettiğini belirten Alan sorulurımızı şöyle yanıtladı:

| Böyle bir girişim bekliyor muydunuz?
Bu girişim ülkemize yapılmış en büyük ihanettir. Tam bir alçaklıktır. Tabi bu ihanetin arkasında bir üst aklın olduğuna kesinlikle inanıyorum. Peki böyle bir rezalete kalkışmanın nedenleri ne olabilir? Ergenekon ve Balyoz davalarıyla sarsılmış olan TSK’yı tam anlamıyla çökertmek. İkinci olarak da yaratılacak kaos ortamından istifade ederek Türkiye ve bölge üzerindeki planları hayata geçirmek. Türkiye’yi BOP’un maşası yapmak istiyorlar.

KARMA ÇETE
Bu karma bir çete tarafından yapıldı. Emniyet, yargı, medya içerisinde olan isimlerle birlikte yaptılar. Elinde silah olduğu için Silahlı Kuvvetler mensubu olanlar ön planda görünüyor ama her tarafa sızmış, bir çetenin amacına hizmet eden, ihanet eden çok sayıda kişi var. Bunların üst aklın emriyle bir takım davranışlarda bulunabileceklerini düşünüyordum ama bu kadar pervasızca hareket edeceklerini düşünmüyordum.

| Üst akılı biraz açalım mı?
Üst aklı biraz kafası çalışan herkes bilir. Kumpas davalarında da üst akıl vardı, bunda da var. 2002’ye gidelim Condoleezza Rice’ın Washington Post’ta yayımlanan makalesine, Dick Cheney’in açıklamalarına baktığımız zaman üst aklın kim olduğu çok açık net olarak görünüyor. Başarılı olsalardı birileri ‘our boys’ olacaktı.

‘AKIL SAĞLIĞINDAN ŞÜPHE EDİLMELİ’
| Siz ÖKK komutanlığı yaptınız. Özel Kuvvetlere yapılan sızma sizi şaşırttı mı?

1996-2000 yılları arasında görev yaptım. Benim komutanlık zamanımda böyle şeyler yoktu. Bizim için böyle bir yapılanma hayal bile edilmezdi. Sadece o zaman benim yanımda teğmen yüzbaşı rütbesiyle çalışan bazı çocukların bu işin içerisinde olduğu ortaya çıktı. Demek ki bunlara da çengel atmışlar. Bunlar da bir meczubun peşine takılacak şekilde akıl sağlığını yitirmişlerdir. Bir general, bir yargıç, bir vali... Böyle bir adamın peşinde giden kişinin akıl sağlığından şüphe etmek gerekir.
Tabi özel kuvvetler çok önemli. Bunlar TSK’nın göz bebeği. Buralara el atmışlar.

| Darbe girişimini bir harekat planı olarak nasıl değerlendirdiniz?
Cuma akşamı saat 22.00’da Boğaz Köprüsü’ne el koyarsanız hiçbir şeyden haberiniz yok demektir. Hareketin başarısız olmasında iki kritik nokta var. Birincisi saat 16.00’dan sonra MİT Müsteşarı’nın Genelkurmay’a gelişi bunları panikletti. Zaten adamlar karargah içindeler. Çünkü emirler buradan çıkıyor. ‘Uçak kaldırmayın, tank çıkarmayın’ diyor. Bu yüzden saati erkene almak zorunda kaldılar. Planladıkları gibi olsaydı daha kötü olurdu. İkinci kırılma noktası cumhurbaşkanının cep telefonu konuşmasıdır. Millete moral verdi.

KUMPASI KURAN ÜST AKILDI
| Buraya nasıl geldik?

Nasıl geldiğimizi iyi anlamamız için 1 Mart 2003’e gitmemiz lazım. Wolfowitz’in söylediklerine bakmak lazım. Gayet açık. Pek çok insan bu acıları yaşadı. Değil mi? Yaşadı. Aynı üst akıl değil miydi kumpasları kuran? Kullanışlı oldukları için kullanıldılar. Ne zaman ki iş geldi dayandı MİT müsteşarı ifadeye çağrıldı, takke düştü kel göründü.

| ABD Türkiye ilişkilerinde ABD ne yapmak istiyor? Suriye ve Irak’ta ne yapmak istiyor? ABD’nin amacı nedir?
Çok net bir durum var. Körfez harekatından günümüze kadar gelin. Karşımızda nasıl bir manzara var? Irak ne oldu? Resmen olmasa bile defacto bir durum var. Üniter yapıdan federal bir yapıya dönüştü. Üst akıl ne diyordu? Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız. Ne oldu şimdi? Kuzey Irak’ın bağımsızlığını Barzani söylüyor, istediğimizde yapacağız diye. İkincisi Suriye’de ne oldu? Orada da özerklik ilan edildi değil mi? Sırada biz varız. Bunu kabul edersen sorun yok. Etmezsen sorun büyük. O projede büyük, güçlü Türkiye yok. Libya’da. Mısır’da. Yemen’de ne oldu? Bunlara baktığımız zaman niyet ve maksat çok açık. Türkiye bu planların dışında değil.


‘ORDUYU YARALAYACAK DAVRANIŞLARA SON VERİLSİN’
| Darbe girişimi sonrası Hükümetin TSK’yı yapısına yönelik müdahalesini nasıl yorumluyorsunuz?

Kanaatime göre bu kararname son derece radikal değişiklikler içeriyor. Birkaç günlük değil, çalışılmış bir metin. Silahlı Kuvvetlerde reform yapılabilir. Çağın gerekleri, teknolojik gerekler, tehdit değerlendirmesindeki değişiklikler, harp sanatındaki gelişmelere göre Silahlı Kuvvetlerde reform yapabilirsiniz. Teşkilatında yaparsınız, harp silahı ve araçlarının modernizasyonunda yaparsınız. Kabul edilen savaş doktrinindeki ve stratejisindeki değişikliklerde yaparsınız. Yalnız yapacağınız bu değişiklikler liyakata, ehliyete, tecrübeye göre değil de, bize bu kepaziliği yaşatan bir yapının yerine başka bir yapıyı ikame etmeye yönelik yaparsanız daha büyük acılara sebep olursunuz. Ordu emniyet ve yargı üçlüsü devlet bekası için temel kurumlardır. Bunlar her türlü siyasi mülahazanın dışında tutulmalıdır. Bu yaşadıklarımız bir örnektir. 9 harp prensibi var. Bir tanesi emir komuta birliğidir. Bu yeni yapılanma da emir ve komuta birliğinin nasıl sağlanacağı konusunda tam bir açıklık göremiyorum. Dün Milli Savunma Bakanlığı’nın sözleri beni tatmin etmedi. Şayet güçlü bir emir komuta yapısı yok ise orduyu sevk ve idare edemezsiniz. Söylediğim yanlış anlaşılmasın. Ordu siyasi otoritenin emrindedir. Ama kendi hiyerarşik yapısı içerisinde emir komuta birliğini zedeleyecek uygulamalar yanlıştır.

| Mesela deniliyor ki, Orgenerallerden herhangi birini Genelkurmay Başkanı yapabiliriz. Kuvvet Komutanlığı yapmasının önemi ortadan kalkıyor.
Kıdem derken kastım buydu. Milli Savunma Bakanı bunu açıklarken ‘asli görevler aynen devam edecek, değişiklik yok’ dedi. Silahlı Kuvvetlerin asli olmayan görevi nedir? Bu iş göstere göstere, bağıra bağıra geldi. Siyasi iktidarla iyi ilişkiler kurarak devleti kuşattılar. Herkes gördü fakat seyretti. İlk farkeden Cumhurbaşkanıydı. Bunlar kendilerini o kadar güçlü zannettiler ki düğmeye bastılar. 17/25 Aralık’tan sonra film koptu. Sonra bunlarla mücadeleye başladılar fakat atı alan Üsküdar’ı geçmişti. Cumhurbaşkanının yanındakilerde de bu örgütle mücadele de yeterli istek ve samimiyet yoktu. Mücadele ediyor gibi gönüyorlardı. Bana göre bir bu kadar daha yer altında adamları var. Hepsi temizlenmedi.

‘BU MÜCADELE SÜREKLİ OLMALI’
| TSK’da dahil mi?

Dahil! Kılık değiştirecekler, söylem değiştirecekler, şekil değiştirecekler. Senden benden daha Atatürkçü, vatansever olacaklar. Bu mücadele sürekli olmalı. Durmamalı. TSK’ya yargıya, medyaya, bürokrasiye, ticarete girmişsin. Girmediği yer kalmamış. Kanser yayılmış. Geçmişte pek çok siyasetçinin üst düzey görevlerde bu örgüt ve başındaki isimlerle ilgili övgüler dolu sözlerini unuttuk mu? Siyaset kendini sorgulamalıdır. Biz yargılandık hepimiz acı çektik ama kaçmadık aslanlar gibi gittik, yargılandık kazandık. En fazla beş yılımızı aldılar ama onurumuzu alamadılar. Şimdi televizyona bakıyorum bizi yerden yere vuranlar, çarpanlar şimdi utanmadan bizim arkadaşlarımızı çıkarıp konuşturuyorlar. Hepsinden bana teklif geldi hiçbirini kabul etmedim. İlk defa Aydınlık’a konuşuyorum. Daha önce sadece Anadolu Ajansı’na demeç verdim. Bunları da adil yargılasınlar. Bizi hakim ve savcılar yargılamadı. Bu örgütün cüppeli teröristleri yargıladı. Ordu, millet ve devlet üçlüsü mutlaka kucaklaşmalı. Geleceğe yönelik yeni bir başlangıç yapmalı. TSK milletin ordusudur. Orduyu yaralayacak rencide edecek davranışlara derhal son verilmeli.

‘NATO DA AB DE ONLARIN OLSUN’
| Suriye konusunda Türkiye ne yapmalı?

Suriye politikası baştan aşağı yanlış bir politikadır. Faturası kime çıkacak? Stratejik derinliğe mi gider, stratejik körlüğe mi gider bilemiyorum. Bizim için önemli olan Suriye’nin bağımsız, üniter ve laik bir ülke olarak bu coğrafyada yaşamaya devam etmesi gerekmektedir. Suriye’deki her olumsuzluk bize direk yansır. ABD Rusya’yı hesaba katmadı. Askeri politik açıdan söylüyorum şayet Rusya Suriye’yi kaybederse Akdeniz’i kaybeder. Bunu ne bizimkiler, ne ABD, ne de İsrail görebildi.

‘ÖZELEŞTİRİ YAPILMALI’
| ABD desteğinde ilerleyen bir koridor var.

Ne dedilerse aksi oldu. ‘Özerkliğe müsaade etmeyiz’ dediler. Oldu. ‘Fırat’ın batısına geçirmeyiz’ dediler, geçtiler. Oradan iş nereye gelecek? Yayladağ’a dayanacak. Hatay’a dayanacaklar. Bir an evvel bu yapılan yanlıştan dönülecek. Devletlerin hayatında ebedi dostluklar olmadığı gibi ebedi düşmanlıklar da yoktur. PYD denilen grup ABD’nin kara gücüdür. Zamanın başbakanı Kobani’de savaşanların gözünden öpmüştü. Peşmergeyi oraya geçirmişti. Devlet Suriye konusunda bir özeleştiri yapacak. Biz nerelerde yanlış yaptık diyecek. Sonuçları minimize edecek yeni bir hareket tarzı belirleyecek. ABD’nin gerek Irak’ta ve Suriye’de söyledikleriyle yaptıkları arasında bir tane tutarlı iş var mı? Yok. Bundan sonra olacağına nasıl garanti veriyorsunuz!
Batı basınında Türkiye’nin NATO üyeliği tartışılıyor. ABD politikasında etkili olan kuruluşların yayın organları bu konuyu ele alıyor.
Dünya iki kutuplu iken Türkiye ihtiyaç duyulan bir ülkeydi. Şimdi tek kutuplu bir dünyadayız. Siz bu hegemon güce hizmet ettiğiniz ölçüde varsınız. Bu sadece ABD için değil AB için de geçerli. Türkiye hiçbir zaman AB’ye alınmayacak. Bizi aday yaparak istediklerini kabul ettirmeye zorladılar. Bu çevreler darbe girişimine de tepki göstermedi. Bizi NATO’dan çıkarmakla, AB’ye almamakla tehdit ederek isteklerini dayatmaya devam edeceklerse NATO’da AB’de onların olsun.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.