Kararı tanıyan yok

Prof. Dr. Kai Ambos, Alman Meclisi’nin “soykırım” kararını eleştirerek “cakalı laflar ederek tarihin eleştirel biçimde ele alınmasını sağlayamazsınız, yapılan küstahlıktır” dedi.

Kararı tanıyan yok
05 Haziran 2016 Pazar 11:28

Alman devlet radyosu DLF’e (Deutsclandfunk) konuşan Ceza ve Uluslararası Ceza Hukuku uzmanı, Göttingen Eyalet Mahkemesi Hakimi, Göttingen Georg August Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kai Ambos, Alman Meclisi’nin “soykırım” kararını eleştirerek “cakalı laflar ederek tarihin eleştirel biçimde ele alınmasını sağlayamazsınız, yapılan küstahlıktır” dedi.
Prof. Ambos, “Soykırım olgusunun kanıtlanması için adalet mercilerine çok sıkı şartlar getirilmiştir. Mesela başka şeylerin yanı sıra, ‘yok etme niyeti’ açıkça kanıtlanmalıdır. Çünkü soykırım ‘suçların suçu’ bir tür ‘en büyük suç’ niteliğindedir ve bu da bir devlete, bu durumda Osmanlı İmparatorluğu’nun mirasçısı Türk devletine yönelik çok ağır bir suçlama.” ifadesini kullandı.
Uluslararası ceza hukukunda çok sayıda kitabı da bulunan Ambos, “Ben siyaset kurumlarının-organlarının kendi değerlendirmelerinden yola çıkarak başka devletlerin işlerine karışmalarını sorunlu buluyorum. Yani bir ülkenin siyaset kurumunun başka bir devletin tarihini değerlendirmeye kalkışması, sonra da böyle çok sert bir yargıya varması, soykırım demesi, bu bir bakıma küstahlıktır” dedi.

ERMENİ AÇILIMINA FAYDASI OLMAZ
Almanya’nın en tarihi üniversitelerinden biri olan Göttingen’de öğretim görevlisiolan Ambos, “Türk-Ermeni ilişkilerinin bu bildirge ile düzeleceğini de hiç sanmıyorum. Böyle cakalı lafazanlıklarla, Alman Meclisi’nde (Bundestag) ya da başka herhangi bir ulusal mecliste alınacak kararlarla, yabancı bir ülkede belli bir meselenin derinlemesine ele alınmasını sağlayacak bir toplumsal sürecin harekete geçmesini bekleyemezsiniz. Bu tür siyasi çıkışlar bence olumsuz bir etki yaratıyor, devletleri savunma konumuna iterek, ‘O zaman biz de esas şimdi bu konu hakkında araştırmayız ve düşünmeyiz’ demelerine sebep oluyor.” ifadesini kullandı.

ALMAN MAHKEMELERİ SOYKIRIMI YARGILAMADI
Ambos, bit süre önce Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung için kaleme aldığı bir makalede de Ermeni olaylarında “yok etme niyetinin yeterince kanıtlanmadığını” yazmış, bunun yanında soykırım sözleşmesinin geriye doğru geçerli olmadığını da vurgulamıştı. Ambos makalesinde, “İşte bu yüzden en azından Alman mahkemeleri Holokost’u soykırım olarak değil, ‘sadece’ kitlesel cinayet olarak yargıladı” demişti.
Makalesinde Ambos, tarihçileri de eleştirmişti. Ambos, “Tarihçilerin çoğunluğu soykırım olduğunu öne sürüyor, ancak yok etme amacını sorguladığınız zaman ‘Bunu yüzde yüz kanıtlamak zor, ama organize bir şekilde çok sayıda insan öldürüldü’ diyorlar. Bu yaklaşım uluslararası ceza hukuku açısından son derece yetersizdir. Oysa hukukun ‘yok etme amacının’ kanıtlanmasını talep etmesi, söz konusu suçun boyutu ve önemi düşünüldüğünde yerindedir” ifadelerini kullanmıştı.
Önceki günlerde açıklama yapan eski milletvekili ve hukukçu Jürgen Todenhöfer de, Alman Meclisi’nin kararını “Tek taraflı ve hukuk dışı, korkak oportünizm” olarak nitelendirmişti.

Ermenilerden Berlin’e: Bizi alet etmeyin!

Hüseyin Güler
Alman Parlamentosu’nun sözde ‘soykırım’ kararını, Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı bir Ermeni köyü olan Vakıflar’ın muhtarı Berç Kartun ve Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar ile konuştuk. Köy muhtarı Kartun, ‘Sorunun kaynağı üçüncü devletlerin bu işe burnunu sokmasıdır’ dedi

- Alman Parlamentosu’nun “Ermeni Soykırım” tasarısını onaylanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz Erminiler ikide bir bu konun tartışılmasından son derece rahatsız oluyoruz. Yani yüzyıllık bir meselenin ikide bir önümüze ısıtılıp getirilmesi Ermenileri ve Türkleri rahatsız etmektedir. Üçüncü devletlerin devreye girmesinin bizim yararımıza olduğunu düşünmüyorum. Bence iki taraf bir araya gelmeli ve üçüncü devletler bu işten dışlanmalıdır. Yani Ermeni devleti, Türk devleti bu işin çözülmesi noktasında birlikte davranmalıdır.
- 1915’te yaşananlar soykırım mıydı?
Bakın ben tarihçi değilim. Ama öncelikle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Benim önceliğim budur. Bu temelde düşünürüm. Bu mesele yıllardır tartışılır ve sonuç alınmaz. Neden bizi yönetenler bu işi çözmezler? Geçmişten bu yana bu meselede hükümetler pasif davrandılar. Başka devletlerin bu işe karışmasına seyirci kaldılar. Böylece üçüncü devletler bu meseleye parmağını soktu. Bizim sıkıntımız Ermeni ve Türk sorunu değil, mesele başka devletlerin bu işi gündeme taşımaları ve kendi çıkarları için kullanmalarıdır. Ermeni devleti ve Türk devleti oturup birlikte çözüm üretselerdi, başka ülkelerin bu işe karışmaları önlenmiş olurdu. Baksanıza 29 ülke bu tasarıları kabul etmiş. Bu noktaya nasıl geldik, biraz düşünmek gerekir. Ben 54 yaşındayım, bakın halen bu meseleyi tartışıyoruz.
- Avrupa devletleri bu kararları niye alıyor?
Bana göre siyasi kararlardır ve kendi çıkarları için bu kararları aldıklarını düşünüyorum. Bu işi tarihçilerin alması gerekir, meclislerin bu kararı almasını doğru bulmuyorum. Türk ve Ermeni meselesi incelenir, bu tarihi davada tarih içindeki olaylara göre karar verilir. Bu gerilimin yaşanması ne Ermenilerin, ne de Türklerin yararınadır. Bu gerilimden iki millet de rahatsız olmaktadır. Benim düşüncem ise iki milletin yararına bir çözüm bizi rahatlatacaktır.
- Çözüm konusunda ne öneriyorsunuz?
Bu işler karşılıklı çözüm temelinde olmalıdır. Bizler önerdiğimizde ‘siyasi davranmakla’ suçlanıyoruz. Biz siyasi davranmıyoruz. Rahatsızlığımızı dile getiriyoruz. En başta belirttiğim iki milletin ve iki devletin çözmesini doğru buluyorum. Ayrıca düşmanlıklar kimsenin yararına olmadığını belirteyim. Yüzyıllık tarihi bir olayı tarihçiler karar vermesi gerektiğini düşünüyorum.

SİYASİ MALZEME YAPIYORLAR
Aynı soruları Vakıflar Köyü Ermeni Cemaati Başkanı Cem Çapar da şöyle cevapladı: “Bu mesele Alman-Türk meselesi değil ki, Almanya bu işe neden karışmaktadır. Bu olayın bu şekilde gündeme getirilmesini doğru bulmuyorum. Bu şekilde bir malzeme yapılması da yanlıştır. Madem bu mesele Türkler ve Ermeniler arasında oldu, o zaman bu mesele Türkler ve Ermeniler arasında çözüme kavuşturulmalıdır. Olay bu topraklarda oldu ise çözüm olarak bu topraklarda aranmalıdır. Bizim unuttuğumuz değerler, yani dostluklar vardır. Halen Almanlar bu yüksek değerlere ulaşamamıştır. Anadolu insanın yarattığı değerler yüksektir. İki halkın düşman olacağını kimse düşünmesin. Özet olarak ben iki halkın birlikte çözüm üreteceğine inanıyorum. Bu olay tarihsel olmaktan çıkmış ve siyasi bir malzeme olarak kullanılmaktadır.”

HOLLANDA’DAN ÜST DÜZEY TEPKİ
Alman Parlamentosu’nun sözde Ermeni soykırımını tanıma kararına Hollanda’dan üst düzey tepki geldi. Hollanda Başbakan Yardımcısı Lodewijk Asscher, geçtiğimiz gün katıldığı bir radyo programında ülkesinin 1915 olayları için “soykırım” tanımını kullanmayacağını açıkladı. Alman Meclisi’nin kararına da tepki gösteren Asscher, “Soykırım ya da değil, buna uluslararası hukuk çerçevesinde hakimler karar vermeli. Hukuki tartışma başkalarının işi. Biz muhatap değiliz ve bu konuda adım atmayacağız” görüşünü dile getirdi.
Hristiyan Demokrat Parti’nin (CDA) önerisiyle 2004’te Hollanda Parlamentosu’nda kabul edilen tasarıda, “soykırım sorunu” ifadesi yer almıştı. Başbakan Yardımcısı Asscher, “soykırım” yerine “sorun” ifadesini kullanmaya devam edeceklerini belirtti. Hollanda Dışişleri Bakanı Bert Koenders ise önümüzdeki hafta hükümetin Almanya Parlamentosu’nun kararına bakışını belirten bir mektubu meclise gönderecek.

WASHİNGTON’DAN BERLİN’E ALKIŞ
ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times, Almanya’nın ‘soykırım’ kararını editöryal görüş yazısında, “Evet, bu bir soykırım” başlığı ile alkışladı. Gazetenin yayın kurulu tarafından kaleme alınan ve genel görüşlerini, siyasetlerini yansıtan editöryal köşe, Amerika’daki gazetelerin vitrini, başyazısı demek. Amerikan hâkim çevrelerinin de görüşlerini yansıtıyor.
“Neredeyse her yıl tekrarlanan bir eylem oldu artık; Türkiye’nin tepesi attı çünkü birileri karanlık geçmişiyle ilgili doğrulardan söz etti. Şimdi de Büyükelçisi’ni Berlin’den geri çekti ve perşembe günü Alman Federal Meclisi’nden ezici bir çoğunlukla geçen ve Osmanlı Ermenilerinin bir asır önce katledilmesini soykırım ilan eden bir yasayla ilgili korkunç sonuçların olacağı yönünde Almanya’yı tehdit etti. Ne zaman bir yabancı hükümet çıkıp, Ermeniler Birinci Dünya Savaşı’nın acımasız ortamında mahvoldu ve bir halkı ortadan kaldırmak için önceden planlanmış bir girişim olmadı şeklindeki itibarsız Türk iddialarına karşı meydan okumaya cesaret etse Türkiye bunu yapıyor.
“Hayır, bu bir soykırımdı ve 20. Yüzyılın ilk soykırımıydı” diye devam eden değerlendirmede “Ermeniler bu tarihi hesaplaşma ile ilgili taleplerinde tamamen haklı. Fakat dünya tanıdıkça, Türkiye daha da saldırgan bir şekilde esip gürlüyor. Giderek otokratlaşan Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel’i, iki ülke arasındaki diplomatik, ekonomik, ticari, siyasi ve askeri ilişkilerin zarar göreceği konusunda baştan uyardı”.
Yazıda “ Almanlar, Erdoğan’ın tehditlerine meydan okuyarak doğru olanı yaptı” ifadeleri yer aldı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.