HDP bileşenlerinde 1 Kasım ayrışması

1 Kasım’da 7 Haziran’a göre 1 milyona yakın oy kaybeden ve kaybettiği seçmeninin çok büyük bir bölümünün de AKP’den yana oy kullandığı HDP’de, partiyi oluşturan gruplar sert bir tartışma içine girdi.

HDP bileşenlerinde 1 Kasım ayrışması
05 Kasım 2015 Perşembe 20:13

1 Kasım’da 7 Haziran’a göre 1 milyona yakın oy kaybeden ve kaybettiği seçmeninin çok büyük bir bölümünün de AKP’den yana oy kullandığı HDP’de, partiyi oluşturan gruplar sert bir tartışma içine girdi. Partideki Kürtçü kanat, özellikle parti içinde PKK’ya mesafeli duran grupları suçlarken, diğer gruplar da PKK’yı hedef almaya başladı.

KARASU’DAN HDP’YE TEPKİ
Bu tartışmaya, PKK da doğrudan girdi. Özgür Gündem’de “Hüseyin Ali” mahlasıyla yazan KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, 1 Kasım’a ilişkin değerlendirme yazısında doğrudan HDP içinde yer alıp PKK’ya mesafeli duran çevrelere sert eleştiriler yöneltti. Karasu, yazısında, öz yönetim ısrarlarının HDP’ye zarar verdiği görüşünü savunan parti bileşenlerine “HDP’ye yönelik saldırılar yok sayılıp PKK’ye yüklenmek devletçi zihniyettir; bu zihniyetten kopmamanın dışa vurumudur” sözleriyle yüklendi. Karasu, eleştirilerin aksine PKK’nın yaklaşımı ve öngördüğü çalışma tarzında ısrarlı olunması halinde HDP’nin oy oranının yüzde 20’lere kadar çıkarılabileceğini de savundu. Karasu, HDP’deki bu kesimlere yönelik tepkisini şu ifadelerle sürdürdü: “HDP içinde PKK’ya daha mesafeli görünenlerin HDP projesine karşı en fazla direnenler ve kuşku yaratanlar olduğunun bilinmesi gerekir. Bu açıdan HDP’nin 7 Haziran başarısını yakalayamamasını PKK ile arasına mesafe koymaması ya da PKK’ye karşı tutum almamış olmamasına bağlamak isteyenler en başta da bu gerçeklikten habersiz olanlardır.”

PKK’YA SİLAH VE ÖZERKLİK GÖNDERMESİ
Evrensel gazetesinin yazarı İhsan Çaralan da “Silahlar siyaseti belirler hale gelince” başlıklı yazısında PKK’ya dikkat çeken göndermelerde bulundu. Çaralan, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Sosyal mücadeleler tarihi ve Kürt hareketinin yakın tarihine şöyle bir bakıldığında bile kitle hareketiyle silahlı mücadele arasındaki ilişkinin kritik çizgisinin, silahlarla yığın mücadelesinin önünü açtığı ölçüde mücadeleyi desteklediği ama silahlı gücün, yığın hareketinin yerine kendisini geçirdiğinde yığınları siyasetin dışına ittiği gerçeğidir(...) Bugün de bölge illerinde, seçim vesilesiyle ortaya çıkan durumda silahın halkın siyasete katılımını zayıflatan bir etken olarak devreye girmesiyle ilgili olduğu görülmektedir. Ki, sorunun bu boyutunun, gerek “özerklik” sorunundaki tartışmalar gerekse gelinen aşamada silahla kitle hareketi arasındaki ilişki ve çelişkilerin ele alınmasına önem kazandıracağı görülmektedir.”

TÜZEL KRİZİ TUNCELİ’Yİ VURDU
Eski EMEP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in seçim hükümetinde bakanlık teklifini kabul etmemesi ile başlayan, Tüzel’in yeniden aday gösterilmemesiyle büyüyen ‘HDP içi EMEP tartışması’, seçim sonuçlarıyla birlikte yeni bir boyuta taşındı. Tartışmanın odağındaki seçim bölgesi ise Tunceli. HDP içindeki kimi çevreler, Tunceli’deki bir milletvekilliğinin CHP’ye kaptırılmasından EMEP’lileri sorumlu tutuyor. Parti çevrelerinde konuşulanlara göre EMEP’liler, Tüzel’in aday gösterilmemesine tepki olarak Tunceli’de HDP’ye değil CHP’ye oy verdi. HDP’nin 7 Haziran’da aldığı oylardan 4 bin kadarının blok olarak 1 Kasım’da CHP oylarına eklenmiş olması bu tezi güçlendiriyor. HDP’deki bileşen tartışmaları’ EMEP’le sınırlı da değil. HDP içinde yer alan ancak 1 Kasım’da seçilemeyen bileşen grupların adaylarının riskli sıralardan aday gösterildiği iddiası, seçim sonrası daha da sesli olarak tartışılmaya başlandı. 7 Haziran’da seçilip, 1 Kasım’da Meclis dışı kalan HDP’li vekiller arasında, ÖDP kökenli Antalya Milletvekili Saruhan Oluç ve İstanbul 3. Bölge Milletvekili Sezai Temelli, Adana Milletvekili SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, Erzurum’da Azadi hareketinden Seher Akçınar Bayar, İstanbul 1. bölge Alevi bileşenlerin adayı olarak gösterilen Turgut Öker’in yer alması bu tartışmayı daha da kuvvetlendirdi.
HDP, umudunu CHP’ye bağladı
HDP, HDK, DTK ve DBP eşbaşkanları, önceki gün yaptıkları ortak açıklamada Öcalan’ın yeniden ve daha etkili bir şekilde rolünü oynayabileceği koşulların bir an önce yaratılmasını ve Meclis’in de sürecinin merkezi haline getirilmesini istedi. Eşbaşkanlar CHP’ye de şöyle seslenmişlerdi:
“CHP’nin de ana muhalefet partisi olarak bu tarihi günlerde barış ve demokrasi adına üzerine düşen sorumluluğu cesaretle yerine getireceğini umuyoruz. AKP’nin de bütün bu olup bitenlerden doğru sonuçlar çıkararak sağduyu ile hareket etmesini temenni ediyoruz.” 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.