Erdoğan'ın 'araştırın' dediği gazeteci Ümit Zileli: Bu kavganın dışında kalamam

Erdoğan'ın 'araştırın' dediği gazeteci Ümit Zileli: Bu kavganın dışında kalamam
03 Mayıs 2015 Pazar 20:59

Irmak Mete 

Gazeteci Ümit Zileli, Vatan Partisi'nin İzmir 1. Bölge 1. sıra milletvekili adayı... Meslekte geçirdiği 38 yılın ardından “elini taşın alına koyanlardan”. Zileli'yle İzmir'de gazetecilik hayatını ve milletvekili adaylığı sürecini konuştuk: 

-Nasıl bir ailede doğdunuz? Çocukluğunuz gençliğini nasıl geçti? 

Babam Kaymakam. Antalya'nın Serik kazasında görev yaptığı sırada annem hamileydi. Doğuma az kalmış. Serik tıbbi açıdan yeterli olmadığı için annemi apar topar Ankara'ya götürüyorlar ve orada doğuyorum. Babam nerede kaymakamsa oraya gittik. 80 defa okul değiştirdim. Sonra da yatılı okudum. Gazeteciliğe karar verdiğimde 12 yaşındaydım. Hep soruyorlardı 'Hangi mesleği istiyorsun' diye. 'Gazeteci' diyordum. 

-Bir gazeteciden mi ilham almıştınız? 

Yok hayır. Neden diye sorduklarında 'Çok geziyorlarmış' diyordum. Önce gezmek sonra yazı yazmak. Yazıyı seviyordum. Lisede birinciliklerim vardı. Fen derslerim berbattı ama tarih, edebiyat, kompozisyon gibi sosyal derslerde başarılıydım. 

'HEM OKUDUM HEM ÇALIŞTIM' 

17 yaşındaydım, lisedeydim. Olaylı yıllardı. 1 yıl kaybetmiştim. 17 yaşımda gazeteciliğe adım attım. Solcu bir adamım. Kemalist diye adlandırıyorum kendimi. Tanıdıklar vardı o dönem. Biri de sağcı Tercüman gazetesiydi. Orada iş buldum. 2 ay çalıştım kovuldum zaten oradan. Ben solcu onlar sağcı, uyuşamadık. Fakat epey birşeyler öğrendim. Sonra Anadolu Ajansı'na başladım. Kaşeli diyorduk o zaman, sözleşmeli olarak başladım. Üniversitede 3 yer yazmıştım. 3'ü de gazetecilikti. İkinci sırada Gazi Üniversitesi Gazetecilik Bölümü vardı. Onu kazandım. Eskilerin deyimiyle ben hem alaylıyım, hem okulluyum. Hem okudum hem çalıştım. Üniversiteye çok fazla uğradığımı da söyleyemem. 

-Hangi yıllar? 

79-83 arası. En berbat zamanlar. İmtihandan imtihana gidebiliyordum. Bir dönem yurtdışına gittim. Döndüğümde derslerimi verdim ve üniversiteyi bitirdim. 

-Meslekte kaç yılınızı doldurdunuz? 

38 yıl 

-Çalıştığınız gazeteler? 

Ankara'da uzunca bir süre çalıştım. Amerika'ya gittim. Güneş gazetesi yeni kurulmuştu. Onun muhabirliğini yaptım. Döndükten sonra Nokta Dergisi'nde çalıştım. Son havadis, Milliyet... 2000'e Doğru'nun yazarlığını yaptım. Televizyonların yeni açıldığı dönemlerdi. TRT'de başladım. Ardından radyolar baaşladı. Orada da Sesli Gazete'yi başlattım. Kesintisiz 16 sene sürdü. Büyük bölümünü Balbay'la yaptık. 2009'da o tutuklandı, ben de işten atıldım. AKP Hükümeti baskı yaptı. Bir daha da kimse korkudan bana radyo programı yaptıramadı. 2013'e kadar da Cumhuriyet gazetesinde yazdım. Çok bozulduğu için ayrıldım. Sonra Aydınlık'a geçtim. Ulusal Kanal'da da Ana Haber sundum. 

'BU KAVGANIN DIŞINDA KALAMAM' 

-İlk defa genel seçime gireceksiniz? Kolay değil. Sizi buna iten sebepler nedir? 

Yerel seçimlerden Şişli belediyesinden aday gösterildim. Seçim dönemi başlayınca Doğu Perinçek aradı “Hadi bakalım, elini tekrar taşın altına sokma zamanı” dedi. Biz zaten devrimci bir gazeteci olarak üzerimize düşen görevi yaptık, yapıyoruz. Ama Türkiye öyle bir noktaya geldi ki; ya Türkiye Cumhuriyeti yoluna devam edecek, ya da paramparça olacak. Artık sadece işimi yaparım diyemiyorsun. Bu kavganın dışında kalmak bana göre değil. Vatan Partisi üyesi olmadım ama 30-35 yıldır yan yana yürüdük. Hepsini gayet iyi tanırım. Doğu Perinçek, Şule Perinçek beni çocukluğumdan beri tanırlar. Genel Sekreter Serhan Bolluk 30 yıllık arkadaşım. Gelip 'Bunu yapmak zorundasın' dedikleri noktada 'Hayır' diyemem. 

-Meclis milletvekillerinin birbirini tokmakla dövdüğü biryer haline geldi... 

Biz bu Meclis'e girdiğimiz zaman o Meclis'in seviyesini de yükseltiriz. Vatan Partisi'nin şu anki kadrosu, parlamentonun 3-5 seviye üstünde. Biz o partide olmak zorundayız. 

-Bir gazetecinin Meclis'te olması ne katkı sağlar? 

38 yılın büyük bölümü siyasi muhabirlik ve siyaset yazarlığıyla geçti. Siyaseti iyi bilirim. Gazeteci olmanın getirdiği öngörülerim, tecrübelerim var. Gazeteciler yasamanın daha iyi yürüyebilmesi için omuz verir. Meclis için bir kazançtır. 

-“HDP barajı aşarsa AKP iktidar olamaz” söylemi hakkında ne düşünüyorsunuz? 

Büyük oyun. Bu üst akıl Amerika'nın oyunu. Baktılar ki AKP geriliyor. Yeni bir şey oluşturmaya çalışıyorlar. Kemal kılıçdaroğlu HDP ile koalisyon yapabiliriz dedi. Bu AKP-HDP ve CHP aynı kulvarda koşabilir anlamına geliyor. CHP çözüme değil başkanlığa hayır diyor. Ama koalisyon ortağı olursa ikna edilebilir. 8 Haziran'dan itibaren koalisyon konusu net bir şekilde dillenecek. Bunu bozacak yegane şey Vatan Partisi'nin parlamentoya girmesi. Çünkü anahtar parti Vatan Partisi olacak. 

'12 YILDIR OY BÖLMEDİK DE SİZ NE YAPTINIZ?' 

-“Oyları bölmeyin” eleştirileri hakkında ne söylersiniz? 

Kimin oyunu bölüyoruz? Aynı şeyi savunmuyoruz ki. 6 Ok'u savunması gereken parti CHP, ama onun yerine biz savunuyoruz. Ermeni meselesinde biz dünyayı ayağa kaldırıyoruz. Onlarda tık yok. Hangi meselede aynı düşünüyoruz ki bölmüş olalım. Biz CHP tabanına da, MHP tabanına da, AKP tabanına da, oy vermeyenlere de bağırıyoruz; eğer Türkiye'nin parçalanmasını istemiyorsanız biz oylarınıza talibiz. CHP yönetimi bize kızacağına tabanının ne istediğine bakmalı. Bu oyları bölme meselesi çok eskidi. Biz oy bölmedik de sen ne yaptın 12 senede? 

-İzmir'den adaysınız. Sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Çocukluğumun önemli bölümü İzmir ve Aydın'da geçti. Amcam İzmir'deydi. Bir bankanın bölge müdürüydü. Hep yanına gelirdim. İzmirlilerle aramızda bir gönül birliği var. Ben ne zaman İzmir'de sokakta yürüsem insanlar yanıma gelir, konuşuruz. İzmir'den teklif gelince sevinerek kabul ettim. Türkiye'nin bu kadar batağa batırıldığı bir noktada İzmir nefes alınabilen bir il. Herşeye rağmen dik durmasını bilen kentlerden biri. 

-Adaylığınız için nasıl tepki aldınız? 

Olumsuz hiçbir tepki almadım. Gülümseyen insanlarla karşılaştım. 

'ERDOĞAN VE GÖKÇEK STÜDYOYU TERK ETTİ' 

-Siyasilerle yaşadığınız bir anınız var mı? 

Tayyip Erdoğan belediye başkanıyken, onunla ve Melih Gökçek'le 1995 yılında bir televizyon programım olmuştu. Stüdyoyu terk ettiler. Ne hakaretler hem de. Erdoğan bana 'Bu ekranda ömrünüzün uzun olmasını dilerim' demişti. Gökçek 'Maaşın kadar konuş' diyebilecek kadar demokrasiden uzaktı. O zamandan bunların iktidar olunca neler yapılabileceği görülüyordu. 

-Bir daha karşılaştınız mı? 

Erdoğan'la karşılaşmamız olmadı. Gökçek'le Ankara'da karşılaştık. Olaydan sonra arkamızdan araştırmalar yapmışlar 'Zileli'nin birşeyi varsa bulalım' diye. Arkamıza teneke bağlayıp çalmak istemişler. Ama birşey bulamadılar tabi. Karşılaşmamızda Gökçek'e o günü hatırlattım. 'Bizi araştırmışsınız. Ayıp değil mi' dedim. O da güldü 'Siyaset böyledir' dedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şaman TÜRKSOY - 4 yıl önce
vatan parti̇si̇ çatisi altinda si̇zi̇ mecli̇ste görmek i̇sti̇yoruz. oylari bölmeyeli̇m, bütün oylar vatan'in tek parti̇si̇ne.