Dava nasıl yürütüldü

Duruşmalar, idari yerleşim birimlerinin uzağında, İstanbul’a 60 km uzakta yapıldı. Duruşma salonu, cezaevi sınırları içerisindeydi. Yargı, yürütmenin emrine verildi. Başbakan dahil hemen tüm bakanlar savcılık görevini üstlendi.

Dava nasıl yürütüldü
06 Ekim 2015 Salı 14:01

Duruşmalar, idari yerleşim birimlerinin uzağında, İstanbul’a 60 km uzakta yapıldı. Duruşma salonu, cezaevi sınırları içerisindeydi. Yargı, yürütmenin emrine verildi. Başbakan dahil hemen tüm bakanlar savcılık görevini üstlendi. Yargılamayı yapan hakim ve savcılara lüks otomobiller, makam şoförleri ve ekip halinde korumalar verildi. Dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan, zırhlı aracını Savcı Zekeriya Öz’e tahsis etti.

300 CELSE
Haftanın 4 bazen 5 günü sabahtan gece yarılarına kadar süren daimi yargılamalar işkence haline dönüştü. Bir kısım sanıklar için yargılandıkları celse sayısı 300’ü geçti. Yargılama süreci makul süreyi aştı. Yargılama süreci 6 yılı buldu. Dünyanın hiçbir yerinde 300 celse devam eden bir yargılama süreci yaşanmadı.

YANDAŞ MEDYA-POLİS İŞBİRLİĞİ
Dava, yandaş ve Cemaat medyası tarafından sürekli basında işlendi. Sanıklar hakkında her türlü yalan ve iftira “haber” diye sunuldu. Soruşturmanın gizliliği kuralı sadece müdafi ve şüpheliye işletildi. Soruşturma dosyasında tüm bilgi ve belgelerin yandaş medyaya akışı F tipi polis tarafından sağlandı.

YAKA PAÇA ATILDILAR
- Sanığın yasadan kaynaklanan en basit itirazları karşısında çoğu zaman jandarmanın zoru ile yaka paça duruşma salonundan dışarı atılması olağan hale geldi. Aynı uygulama sanık avukatlarına da yapıldı.
- Duruşma salonunun her noktasına mikrofonlar sarkıtıldı. Sanıkların kendi aralarında, müdafileri ve duruşmaya gelen yakınları ile yaptıkları özel görüşmeler dinlendi ve bu dinlemeler yargı sürecinde kullanıldı.
- Yargılamanın ilk aşamasında her gün, daha sonra her hafta, bilahare iki haftada bire indirilen talep hakkı tamamen ortadan kaldırıldı. 2012 yılının Haziran ayından itibaren sanık ve müdafilerin hiçbir talebi alınmadı.
- Sanığın dinlenen tanıklara ya da ifadesi alınan sanığa soru sorma hakkı, 2012 yılının Haziran ayından itibaren kaldırıldı. Sanıklara sadece ismi geçmek ve tanınmış olmak kriteri ile soru sorma hakkı verildi. Bir tanığa ya da gizli tanığa soru sorulurken, “tekrar sordun, ayrıntıya girdin, yorum sorusu, tanığı sıkıştırdın” gerekçeleri ile mikrofon kapatıldı, soru sorma hakkı ortadan kaldırıldı. Savcılara ve hâkimlere ise sınırsız ölçüde soru sorma hakkı verildi.

GİZLİ TANIKLAR
- İpten kazıktan kurtulmuş serserilerden gizli tanıklar imal edildi. Gizli tanık ifadelerinin alınması bile polise bırakıldı. Yargının görevi ve sınırları F tipi polis tarafından belirlendi.
- Sanıkların savunma kapsamındaki ifadelerinde suç unsuru bulunduğu bahanesi ile Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu. Sanıklar hakkında hakaret suçlaması ile yüzlerce dava açıldı. Sanıklar savunma haklarını kullanamaz hale getirildi.
- Sanıkların savunma hakkı kapsamındaki itirazları ve beyanlarına 16 celse ya da esas hakkındaki savunmaya kadar duruşmalardan yasaklama cezası verilerek, savunma hakkı kullanılamaz hale geldi. Çok sayıda sanık bu cezalar nedeniyle duruşmaları izleyemedi.

10 MİLYON SAYFA
- Dosya maksatlı olarak karmaşık ve hacimli hale getirildi. 2012 yılına gelindiğinde Ergenekon davasında tutanak, belge ve deliller 10 milyon sayfayı aştı.
- İddianamelerde, TCK yönünden suç oluşturmayan Cumhuriyet mitingleri gibi eylemler suç gibi nitelendirildi.

‘SEHVEN’ SAHTEKARLIK
- Deliller üzerinde tahrifat ve oynamalar yapıldı. Sahte deliller imal edildi. Suç ve suçlu yaratılmak amacı ile sanıkların kullandıkları telefon ve bilgisayarlar üzerine yüklemeler yapıldı. Sahtelik kanıtlanınca “Sehven yapılmış” denildi.
- “Darbe” davalarının merkezi Ankara olması gerekirken, soruşturma ve kovuşturma süreçleri özellikle İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerince yürütüldü.
- Bilirkişiler hep aynı kişilerden oluştu. Bilirkişilerin sanık lehine rapor verdikleri görülmedi.
- Soruşturma kapsamında şüphelilerin lehine olan hiçbir delilin toplanması yoluna gidilmedi.
- Mahkemenin 3 yıl boyunca başkanlığını yapan Köksal Şengün sanıkların yüzde 95’nin tahliyesini istedi. Görevden alındıktan sonra yeni gelen üyeyle birlikte tahliye talepleri sürekli oybirliğiyle reddedildi.

SAVCILIK DEĞİL ‘MÜDÜRİYET’
- Ergenekon davasının başından sonuna kadar organizasyonun Emniyet’in toplantı odalarında yapıldığı konusunda hiçbir şüphe yoktur. İddianamelerde savcılık yerine, “Müdürlüğümüz” sözcüğü kullanıldı. İddianameler savcılıkça değil, Emniyet birimlerince hazırlandı.
- Sanık müdafilerinin, müvekkillerini cezaevinde ziyaretleri “örgütsel ilişki” olarak değerlendirildi.

O ‘GİZLİ TANIKLAR’IN HEPSİNİ CEMAAT İMAL ETTİ
Yalan ifadeleriyle binlerce kişinin cezaevine girmesine yol açan ‘gizli tanıklar’ın tümü Cemaat’in polisleri tarafından üretildi. Yapılan araştırmalar, 100’e yakın gizli tanık uygulamasının yüzde doksanının Ergenekon ve benzeri davalarda uygulandığını gösterdi.
Ergenekon davası kapsamında 60 gizli tanık vardı, bunlardan 31’i dinlendi.
Gizli tanıklardan dördü (“Anadolu”/Ümit Sayın, “15”/Hüseyin Oğuz, “İsmet”/Semih Genç ve “Deniz”/Şemdin Sakık) duruşma sırasında asıl kimliklerini açıkladılar.
Gizli tanıklar arasında mesleği olan, eli ekmek tutan bir kişi bile olmadığı ortaya çıktı. Aralarında koyun hırsızı da, oto hırsızı da vardı. Kız kardeşinin kızını satan da var, “gayrimeşru âlemde” tanınmak için çabalayan da... Cinayet, uyuşturucu kaçakçılığı, gasp, tecavüz, adam yaralama, adam kaçırma, dolandırıcılık, fuhuş hükümlüleri, F tipi örgüt tarafından “gizli tanık” yapıldı.
Danıştay saldırısını azmettirmek ve Cumhuriyet gazetesini bombalatmak suçlarından tutuklanan Osman Yıldırım, davada gizli tanık yapıldı. Yıldırım hakkında 14 Temmuz 1998 tarihinde öz yeğenine fuhuş yaptırmak suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası bulunuyordu.
Ergenekon’un gizli tanıklarından Yüksel Dilsiz ise 2010 yılında 14 yaşında bir çocuğa tecavüz ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 31 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

12 PKK İTİRAFÇISI
Ergenekon davasında 12 PKK itirafçısı “gizli tanık” olmak için başvurdu, bir kısmı dinlendi. Gizli tanıklar arasında Dev-Sol, DHKP-C ve Hizbullah itirafçıları da bulunuyordu.
Gizli tanıkların hiçbir kanıt, olgu, bilgi ve görgüye dayanmayan ifadelerine dayanarak Ergenekon sanıkları yıllarca hapiste tutuldu. Ve gene onların ifadeleri, esas hakkında mütalaa ve özel yetkili mahkemenin hükmüne esas teşkil etti.
İşte gizli tanık ifadelerinden
bazı çarpıcı örnekler:
“Veli Küçük köpeklerimi zehirledi, atımı kesti.” (Gizli tanık “15”)
“Öcalan’a suikast görevi bana verildi. Kabul etmedim, benim yerime Yeşil gitti.” (Gizli tanık “Kıskaç”)
“Kola içirdiler, bademciklerimi aldılar.” (Gizli tanık “Akdeniz”)
“Necip Hablemitoğlu’nun öldürülmesini Sami Hoştan ile Veli Küçük teklif etti.” (Gizli tanık “C”)
“Levent Ersöz ile Cemil Bayık Hezil çayında buluştu.” (Gizli tanık “İlkadım”)
“Saddam Hüseyin’in ajanını ilaçla uyuttum, çantasını aldım.” (Gizli tanık “Aydos”)
“Bombaları atmak için Muzaffer Tekin 500 bin dolar teklif etti.” (Gizli tanık “9”)
“Cezaevinde başsavcının odasında birlikte rakı içerdik.” (Gizli tanık “Hisar”)
“Zar oynarım, yanık oynarım, pavyon âlemine takılırım.” (Gizli tanık “Poyraz”)


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
feyzi aydin - 4 yıl önce
bu davada ögrendigim bir sey oldu: Vatan duygusu dini duygularin kesinlikle üzerindedirrr......