Bu fotoğrafı Cemaat çekti

Hrant Dink’in katledildiği dönemde Emniyet İstihbarat Daire Başkanı olan Sabri Uzun’un kitabında; İçişleri Bakanı Aksu’nun, Ramazan Akyürek’e söylediği çarpıcı sözler yer aldı

Bu fotoğrafı Cemaat çekti
10 Ocak 2015 Cumartesi 12:30

Hikmet Çiçek
Hrant Dink, 19 Ocak 2007 tarihinde, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetti. Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olmakla suçlanan Erhan Tuncel, davanın yeniden görülmeye başlandığı 2013 Aralık ayındaki ilk duruşmada, “Karşımızda polis yok, bir cinayet şebekesi var. Hepsinin ortak özellikleri yalancı olmaları ve adli mercileri yanıltmalarıdır” demişti. Tetikçi Ogün Samast ise bundan bir yıl sonra yaptığı açıklamada, cinayete azmettirenlerin Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer olduğunu söylemişti.
Dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun, dün Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan kitabı “İN”de Dink cinayetiyle ilgili çarpıcı bilgiler veriyor.
CİNAYETTEN 3 GÜN ÖNCE
Sabri Uzun “İN”de  önemli bir ayrıntıya işaret ediyor:
“A. İlhan Güler, Dink cinayetinden 3 gün önce Ankara’da İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na çağırılmıştı. Şube Müdürü Recep G. tarafından kampus içinde bulunan lojmana götürülerek, kendisinin İstanbul’dan alındığı ve Ankara dışında istediği bir ilde görevlendirileceği söylenmiş. Şubedeki odasında söylemesinde bir sakınca yokken, Recep G.’nin yanında Şube Müdürü Coşkun Ç., Ayhan F. ve Muharrem D. olduğu halde, A. İlhan Güler’i kendi evine götürmesinin açıklaması nedir?”
Sabri Uzun, İstihbarat Dairesi’ndeki “Şûra Başkanı ve başkan yardımcıları” olarak tanımladığı Recep G., Ayhan F., Coşkun Ç. ve Muharrem D. için “Hrant Dink’in öldürüleceğini biliyorlardı. Dink öldürüldükten sonra şüpheli (Ogün Samast) Trabzon’da yakalanacak, Ergenekon operasyonu, Trabzon Jandarma Komutanlığı’ndan başlatılacaktı” diyor.
Cemaat’in bu planın uygulanması için dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü A. İlhan Güler’e güvenmediğini belirten Uzun şunları kaydediyor: “Cemaat’e daha sıkı bağlı olan bir şube müdürünün İstanbul’a tayin edilmesine ihtiyaç duyuyorlardı. İçişleri Bakanı’nın, Emniyet Genel Müdürü’nün, İstanbul Valisi’nin ve İl Emniyet Müdürü’nün haberleri olmadan, A. İlhan Güler’in İstanbul’dan gizlice tayin edilmek istenmesinin altındaki oyun budur. Amaç, düzmece Ergenekon operasyonunu başlatabilmektir.”
3 SAAT SONRA TRABZON’DAN BURDUR’A TAYİNİ ÇIKTI
Sabri Uzun, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın gelişmeleri İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’ya ilettikten sonra yaşananları da şöyle anlatıyor:
“Cerrah, toplantı için gittikleri Ankara’da İçişleri Bakanı Aksu’ya aktarmıştır. Aksu da Akyürek’e hitaben ‘Git b...nu temizle’ demiş ve Akyürek toplantıdan ayrılmıştır. Akyürek’in o toplantıdan ayrıldıktan sonra nereye gittiğini, kimle görüştüğünü, ne yaptığını bilemiyorum. Tek bildiğim, elindeki bilgileri yetkili makama aktaran Reşat Altay’ın 3 saat sonra Trabzon’dan Burdur’a tayininin çıktığıdır!”
SAHTE ŞEMA HAZIRLAYAN ŞUBE MÜDÜRÜ
Sabri Uzun şöyle yazıyor:
“Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bir şube müdürü, İstanbul’a gidip Selim Berna Altay ve Fikret Seçen adlı savcılarla görüşmüş; sonra da kendine göre bir şema çizip, Genelkurmay Başkanlığı’nın Dink cinayetiyle bağlantısı olduğunu iddia etmişti!  O şube müdürünün kimliği ortaya çıkarılmalıdır. Aynı şube müdürü, Ergenekon örgüt şemasını çizip düzmece örgüt yaratan kişidir. Dink cinayetinden 3 gün önce evinde toplantı yapılan kişidir. Yeniden soruşturulmalıdır. Bu cinayet, TSK aleyhine bir hava yaratmak için işletildi denilebilir.”
SAHİBİ OLMAYAN ŞEMA
Dink suikastının üzerinden daha 10 gün geçmişti ki,  2 şema Başbakan Erdoğan’a sunuldu. Şemalar, sözde suikast sanıkları arasındaki “telefon trafiğini” gösteriyordu. O şemalarda yer alan bazı isimler şunlardı: Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Doğu Perinçek, Ferit İlsever, Levent Göktaş, Kemal Kerinçsiz, Şener Eruygur, Tuncay Özkan, Mustafa Özbek, Behiç Gürcihan vb... Bu şemalarda Ergenekon dalgalarında tutuklanacak ve hüküm giyecek olan tam 25 kişinin adı vardı. Tutuklanacak olanların listesi çıkarılmış, “Dink şemasına” yerleştirilmiş ve Başbakan Erdoğan’a sunulmuştu bile!
Bu şemalar Ali Bayramoğlu aracılığıyla Dink’in ailesine de ulaştırıldı. Şemalar Dink ailesinin avukatı K. Deniz Tuna tarafından Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’e iletildi. Ergenekon dava dosyasına böyle girdi. Bazı gazeteciler, bu belgeleri hiç sorgulamadan, “Acaba doğru mu?” diye sorma ihtiyacı bile duymadan yayınlamakta sakınca görmedi. Bunlar arasında Nedim Şener de vardı.
Sabri Uzun şöyle yazıyor:
“O şema, ‘göz boyamak’ için hazırlanmıştı... Tam da bu noktada bir şey söylemek istiyorum. O şemayı hazırlayan kişi, 14 Haziran 2001’de bana ‘Ergenekon Şeması’nı getiren kişidir... Dink cinayetine, düzmece Ergenekon operasyonunu Trabzon Jandarma Komutanlığı’ndan başlatmak amacıyla mı yol verilmiştir?” 
“Cemaat organizeli delil karartma operasyonu yürütülmüştür. Hayatın normal akışına uymayan uygulamalar, Cemaat’in cinayet faillerini gizlemeye çalıştığını, cinayete ‘yol verilmesinin’ gerçek sebebinin ortaya çıkmaması için adli-idari soruşturmacılar tarafından ortak çaba gösterildiğini gözler önüne sermektedir.”
O FOTOĞRAFI CEMAATÇİ POLİS ÇEKTİ
Samsun’da yakalanmasından sonra basına  Ogün Samast’ın Türk bayrağı önünde jandarma ile çekilen fotoğrafları servis edildi. Bu fotoğraf çok tartışıldı. Uzun, bu fotoğrafların tam bir tuzak olduğunu belirterek  şunları söylüyor:
“Mustafa İlhan, Samsun İl Emniyet Müdürü’yken, Dink cinayeti şüphelisi Ogün Samast Samsun Otogarı’nda yakalandı ve Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Müdüriyette bazı polisler, Samast’la fotoğraf çektirdi. O sahneyi çeken başka polisler de vardı! O Cemaatçi fotoğrafçı polis, çektiği görüntüleri elektronik postayla Ankara’ya gönderdi. Ankara’da bulunan ‘Cemaat Operasyonu’nun başındaki kişi’, o görüntüyü, Cemaat medyasının başındaki kişiye iletti. Medya aracılığıyla Mustafa İlhan’a operasyon yapılacak ve görevden aldırılacak, yerine de Cemaatçi bir il emniyet müdürü geçirilecekti.
“Hemen İstanbul’daki bir “Cemaat gazetecisine” emir verildi. ‘Samsun’a git. Cep telefonun hep açık olsun. Samsun Jandarma Komutanlığı’nın santral telefonunu cep telefonundan ara. Bir süre, o santral görevlisiyle konuş. Daha sonra, cep telefonunu kapat; bir-bir buçuk saat sonra tekrar aç; İstanbul’a dön. İstanbul’a geldikten sonra bana uğra.” Emir verilen muhabir, daha önce Cemaat gazetesinde çalışmıştı; cemaatçiliğin ne olduğunu biliyordu. Cemaat’in kültüründe ‘neden-niçin’ diye sormadan itaat etmek vardı. Bunun bir operasyon olduğunu da anlıyordu. Denilenleri yaptı. İstanbul’a döndüğünde kendisine Samast ile Samsun polisi ve jandarmanın birlikte çektirdikleri fotoğraflar verildi, çalıştığı televizyon kuruluşunda haber yapması istendi. 
Yaptı... Samsun İl Emniyet Müdürü Mustafa İlhan görevden alındı. Böylelikle, o fotoğraf görüntülerini Ankara’ya gönderen Cemaat şakirdi polis ile Ankara’da Cemaat’e servis eden Cemaat imamı müdür gizlenmiş oluyordu.”
Yarın: Van’dan Ankara’ya getirilen PKK minibüsünün esrarı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.