Batı basınında darbe provokasyonu

Türkiye'ye yönelik darbe senaryoları 'Batılı'nın kaleminden düşmüyor. ABD merkezli Foreign Affairs'te yayımlanan makalenin sahibi Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü Uzmanı Gönül Tol, TSK'nın güçlenmesinin Erdoğan için risk oluşturduğunu öne sürdü

Batı basınında darbe provokasyonu
06 Haziran 2016 Pazartesi 11:03

Haber Merkezi
Batı basınında Türkiye'de darbe olabileceğine yönelik iddialar ortaya atılmaya devam ediyor. Son olarak ABD merkezli dış politika dergisi Foreign Affairs'te yayınlanan makalede hükümet karşıtı protestoların kaos ortamına dönüştüğü takdirde halkın, generallerin yönetimi ele almalarını isteyebileceği öne sürüldü
Washington'daki Ortadoğu Enstitüsü Uzmanı Gönül Tol imzasıyla yayımlanan “Türkiye'nin gelecekteki askeri darbesi” başlıklı makalede, “Sadece bir senaryodan ibaret olsa da darbe olasılığı bugün de var” ifadeleri yer aldı. TSK'nın güçlenmesinin Erdoğan için riskli olabileceği iddiası üstü kapalı şantaj olarak değerlendirildi. Makalede terör, ekonomik ve siyasi boyutlarıyla darbe senaryoları şöyle anlatıldı:

ORDUYU GÜÇLENDİRMEK ERDOĞAN İÇİN RİSK
Türkiye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın etkisi altında otoriter bir yola girmek zorunda kalmadan önce, pek çok kişi AKP'nin önceki liderinin Türk Ordusu'nu ehlileştiren ve on yıllardır süregelen Kürt meselesini çözen kişi olarak tarihe geçeceğini düşünüyordu. Şimdi ise göründüğü kadarıyla bu umutlar gülünç bir şekilde boş beklentilerden ibaretmiş. Erdoğan, Kürt isyancılara karşı savaşmaları için Ordu'ya boş çek verirken generaller ile samimi bir dostluk geliştirdiği intibası yarattı. Kendi adına Erdoğan bu hareketleri ile bir taşla birden fazla kuş vurduğuna inanıyor olmalı. Erdoğan bu süreç içerisinde uzun zamandır arasının soğuk olduğu Ordu'yla ilişkilerini onarırken, bu yakınlaşma kendisini çevrelemekte olan hem ülke içerisindeki hem de uluslararası muhaliflere karşı işine yarayabilir. Fakat Erdoğan için Ordu'yu güçlendirmek de riskli olabilir.
Ordu'nun kin beslemek için sebepleri bulunuyor. AKP 2002 senesinde iktidara geldiğinde, bir zamanlar her şeye kadir olan generallerin etkilerini azaltmış ve onları bölünerek zayıflamaya zorlamıştı. AB'ye katılım kriterlerine göre Ankara, Ordu'yu sivil kontrol altına almayı başarmıştı.

ASKERİ GÜLENCİLER YARGILADI
Gülenciler, askeri yetkililere karşı birden fazla soruşturma başlatmışlardı. Ergenekon ve Balyoz adı altındaki davalar ile hükümeti devirmek için komplo kurmakla suçlanan pek çok general tutuklanmış ve yüzlerce emekli asker sorgulanmıştı. Asker ile AKP arasındaki çatışma doruğa çıkarken 2011'in Temmuz ayının sonlarında Genelkurmay Başkanı istifa etmişti; Türkiye uzmanı olan Henri Barkey bu olayı “askerin havlu attığı gün” olarak tanımlamıştı.
Devlet ve PKK arasında devam eden ateşkesin sona ermesi, hükümet ile Ordu arasındaki bir diğer ayrılık noktasını ortadan kaldırmış bulunmakta. 2015 yılında devlet ve PKK arasındaki savaşın yeniden başlaması, hükümet ile Ordu arasında ittifak oluşmasını kolaylaştırdı. Suriye ve Irak'ı içine çeken kaos ortamı ve Türkiye ile Rusya arasında artan tansiyon da Ordu'nun yeniden iç ve dış kudret simsarı haline gelmesinde etkili oldu.
Ordu'nun bir fırsat görmesi durumunda politik süreçlere müdahil olmaya yönelik davranarak eski doğasına geri döneceğine dair korkuları olanlar da yok değil. Gerçekte, Ordu zayıf düşmüş olabilir fakat oyunun bütünüyle dışında kaldığını da söyleyemeyiz. Kesinlikle hatırı sayılır ölçüde kurumsal bir özerkliği elinde bulunduruyor. Kemalizm, Cumhuriyetin kurucu ideolojisi olduğu kadar İslamcılık ve ayrılıkçı Kürtlere karşı da bir siper görevi gördüğü gibi, askeri yüksek okulların ve akademilerinin mevcut müfredatının çekirdeğini oluşturmaya devam ediyor.
Devletin yasası Anayasa'da belirtildiği üzere “Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk vatanını ve Türkiye Cumhuriyetini koruma ve muhafaza etmekle yükümlüdür” demektedir. Ordu geçmişte yaptığı darbelere istinaden bu maddeyi yasal bir gerekçe olarak göstermiştir.

'HALK 80 DARBESİNE DESTEK VERDİ'
Dış politika dergisi Foreign Affairs'teki Türkiye'de “olası” darbe senaryosunu konu alan makalede 1980 darbesi de hatırlatırlarak şu ifadelere yer verildi:
Ordu politik süreçlere müdahil olacağı zaman daima ulusal desteği arkasına almaya dikkat etmiştir. Ordu'nun yönetimi eline aldığı 1980'in kanlı sürecinde yaşanan darbede mesela, halkın büyük bir desteği söz konusuydu ve Ordu'nun yönetime el koymasının düzeni yeniden inşa etmekte öneme sahip olduğu düşünülüyordu. Sadece bir senaryodan ibaret olsa da, bir darbe olasılığı bugün de var.
Eğer PKK ile devlet sarmalı arasında süregelen savaş kontrolden çıkacak olursa, eğer kitlesel şiddet batı şehirlerinde güvenlik zaafiyetinin ortaya çıkmasına neden olursa ve büyük bir ekonomik düşüş yaşanır ve eğer hükümetin otoriter tavırlarında artış sözkonusu olursa, Ordu harekete geçebilir. Şartlar hükümet karşıtı protestoların artışa geçmesine neden olabilir. Bu durumda eğer Erdoğan gaddar bir polis baskısı oluşturur ve daha fazla kaos oluşmasına neden olurken kanlı katliamlar yaşanacak olursa, toplum generallerin yönetimi ele almalarını isteyebilir. Bu hoş olmayan senaryoların yaşanması durumunda generaller belki de askeri müdahale yerine politik süreçleri tercih edebilir ve hükümete istifa etmeleri için baskı uygulayabilirler. Türkiye artık askeri cunta yönetiminde politik ve ekonomik gelişim gösterebilecek durumdan oldukça uzak.
Fakat şartlar bu noktaya ulaşana dek hükümet ve Ordu iyi ilişkilerini koruyacaklardır. Erdoğan'ın artan otoriter tutumları, Kürt sorununa istinaden sık aralıklarla görülen yan çizmeleri ve Orta Doğu odaklı agresif dış politikasının Türkiye'yi geleneksel Batılı müttefiklerinden uzaklaştırması, Ordu içerisindeki rütbeli askerlerin kaşlarının çatılmasına neden olabilir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.