Bahçeli: Koridor engellenmeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada TBMM Başkanlığı, koalisyon ve Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen “Kürt Koridoru”na askeri müdahale konusundaki görüşlerini açıkladı.

Bahçeli: Koridor engellenmeli
02 Temmuz 2015 Perşembe 14:03

Aydınlık / Ankara
Bahçeli konuşmasında şu mesajları verdi:
SEÇİM SONUÇLARI
“Seçim sonuçları 4 partili bir Meclis tablosunu ortaya çıkarmıştır. Aziz milletimiz AKP’nin 13 yıla yaklaşan tek başına iktidarına son vermiş ve yepyeni bir sayfa açmıştır. Bu önemli bir kazanımdır.Türkiye seçim akşamından itibaren farklı bir siyasi kulvara girmiştir. 7 Haziran’da başkanlık sistemi etrafında kurulan yığınak dağıtılmıştır. Siyasetteki alternatifsizlik rafa kaldırılmıştır.
MHP’YE ANA MUHALEFET GÖREVİ
Türk milleti, MHP’ye ana muhalefet görevi vermiştir. Bu çok açıktır. Sandıktan çıkan sonucu etraflıca yorumladığımızda karşımıza bu yalın ve yakın gerçek çıkmaktadır. Bize verilen ana muhalefet görevi koalisyon arayışlarına kapalı durmak, peşinen ve önyargılı bir tavırla muhtemel görüşmelere yüz çevirmek demek değildir. Biz, Türkiye ve Türk milleti için dün fedakârlık yaptık, gerekirse, yeri gelirse yine ve yeniden yaparız. Fakat bu varoluşumuzun hilafına olmamalıdır, olmayacaktır. Muhtemel koalisyon hükümetinin uyum ve işbirliği temelinde bina edilmesi gerektiğini dikkate aldığımızda, ilk formül olarak AKP ile HDP’nin bir araya gelmesi akla en yatkın seçenektir. Bu iki parti çözüm isimli ihanet sürecinde aynı kareye girmişlerdir. Bu iki parti Oslo’dan İmralı’ya uzanan terörle müzakerelere birlikte omuz vermişlerdir.
AKP-HDP olmazsa, AKP-CHP koalisyonu kurulabilecektir. CHP Genel Başkanı, “Rövanşist olmayacağız” diyerek hükümete açık kapı bırakmıştır. AKP Genel Başkanı bu açıklamayı çok olumlu bulmuş, atılan pası almıştır. Küresel sermaye AKP-CHP’ye göz kırpmaktadır. Nitekim AKP-CHP koalisyonun kurulması da an meselesidir.
MHP’NİN ŞARTLARI
TBMM Başkan seçimi önümüzdeki koalisyon arayışları hakkında da hepimize bir fikir verecektir. Başkanlık seçimini müteakiben öncelikle çözülmesi gereken, yeni hükümetin kurulma işlemidir. Eğer ki, tüm alternatifler tüketilir ve siyasi istikrarsızlık baş gösterirse, Türkiye’yi Allah’ın izniyle namerde muhtaç etmeyiz, sorumluluktan kaçmayız.
Fakat bunun için üç haftadır dile getirdiğimiz ilkelerimizin kabulü ön şarttır. İlk olarak süreç ihaneti tamamen askıya alınmalıdır. İkinci olarak 17-25 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk karanlığının üzerine tavizsiz şekilde gidilmelidir. Mesele sadece dört eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmesiyle sınırlı olmayacaktır. Üçüncü olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan kesinlikle Anayasal sınırlarına çekilmelidir.
PKK-PYD’nin Suriye’nin kuzeyindeki Tel Abyad’ı ele geçirmesiyle Akdeniz’e uzanan bir koridor açma girişimi Türkiye’ye çok açık bir düşmanlık olarak değerlendirilmelidir. 2014 yılı Ocak ayında ilan edilen sözde 3 PYD özerk kantonundan doğudaki Cezire ve Kobani, Tel Abyad’ın PYD tarafından alınmasıyla birleşmiştir. Şimdi de en batıda, Hatay ve Kilis sınırlarına yakın Afrin özerk kantonunun bunlarla eklemlenmesi söz konusudur.
Tehlike had safhadadır. PYD-PKK terörü etnik temizlik yapacak kadar gözü dönmüştür. IŞİD’in çekildiği alanların demografik yapısıyla oynayan hainler Türkiye’nin sabrını zorlamaktadır.
MİLLİ GÜÇ UNSURLARIYLA HARAKETE GEÇİLMELİ
Suriye’de PYD eliyle devreye alınan Kürt koridoru planı Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve milli varlığına açık bir saldırı olarak ele alınmalıdır. İster mevcut hükümet, isterse de kurulacak yeni hükümet olsun, Türkiye’nin milli çıkar ve emniyetini tehdit eden gelişmelere sessiz ve seyirci kalamayacaktır. Aksi bir tavır vatana ihanetle eşdeğer olacaktır.
Türkiye’nin güvenliği partiler üstü bir konu olup günlük siyasetin önündedir. Ve etrafımızda yaşanacak bir oldubitti karşısında ülkemiz çok zarar görecektir. 2014 yılı Ekim ayında TBMM’de kabul edilen tezkere kararı hükümetin elini kolaylaştırmaktadır. Bu itibarla Türkiye tüm milli güç unsurlarıyla harekete geçmeli, hiçbir devletten izin beklememeli, uluslararası hukuktan doğan meşru haklarıyla vatanını ve milletini savunmalıdır. Güney hudutlarımızın öbür yakasında sınır ve derinliği net olarak belirlenecek bir alan üzerinde güvenlik kuşağı gecikmeksizin tesis edilmelidir. Bu bir savaş çağrısı değil, nefsi müdafaa ve milli güvenliğimizi sağlama alma, Türkiye’nin caydırıcılığını gösterme iradesidir.” 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
BDemir - 4 yıl önce
Bu adamin söyldiklerine inansam mi acaba?