Asrın kumpası sona eriyor

Türkiye Cumhuriyeti’ni tasfiye etmek üzerine kurulmuş olan asrın kumpasında sona gelindi. Bugün Yargıtay’da görüşülmesine başlanacak olan Ergenekon davası nasıl başladı, nasıl yürütüldü? Aydınlık, geride kalan bu karanlık dönemi hatırlatıyor

Asrın kumpası sona eriyor
06 Ekim 2015 Salı 13:29

Hikmet Çiçek
[email protected]

Ergenekon davası”; Türkiye Cumhuriyeti’ni bütün kurumlarıyla tasfiye etmek için yürütüldü. Bu davada toplanan 19 iddianamede yargılanan sivil ve asker insanların tek ortak özelliği yurtsever olmalarıydı. “Darbe girişimlerini yargılıyoruz” lafları aldatmacadan başka bir şey değildi.

ULUSALCILIK TEHDİT KAPSAMINDA
Ergenekon soruşturması başlamadan 4 ay önce Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Eylül 2007 tarihli raporunun 21 sayfasında ulusalcılık, “aşırı sağ faaliyetler kapsamında” değerlendirildi. Sonrasında Ergenekon operasyonu başlatıldı.

F TİPİ POLİS TERTİBİ
Başta Ergenekon olmak üzere benzeri bütün davalarda imal edilen sahte belge, CD ve benzerlerinin tamamı Emniyet içinde yuvalanmış bir örgütün üretimidir. Tamamı aynı merkez tarafından hazırlanmıştır. Ergenekon tertibinde esas rolü F tipi polis oynamıştır. Tertip, bütün yönleriyle polisin damgasını taşımaktadır.
Ergenekon sanıkları, 5 Ağustos 2013 günü Silivri Cezaevi yerleşkesinin içindeki spor salonundan bozma duruşma salonunda değil, daha soruşturma aşamasında İstanbul Emniyeti’nin merkezi Vatan Caddesi’nde mahkum olmuşlardır. Silivri Cezaevi’ndeki mahkeme sadece bir görüntüden ibarettir.
Davanın tüm soruşturmalarında şüpheliler hakkında verilen gözaltı, arama, el koyma, yakalama, iletişimin tespiti ve dinlenmesi, teknik takip kararlarının hemen tümü polis tarafından alınıp yazılmış ve sadece imza için Beşiktaş Adliyesi’ne fakslanmış, savcı ve hâkimler delilleri dahi görmeden hazırlanmış kararı faks üzerinden imzalayarak yeniden polise göndermişlerdir.

AKP-CEMAAT ORTAKLIĞI
Ergenekon davası, sadece Emniyet ve yargıdaki bir “paralel yapı”nın yürüttüğü bir ceza soruşturması değildir. AKP, iktidara geldiği 2002 yılından itibaren bu soruşturmayı dış merkezli ve malum cemaatle bağlantılı olarak ve bazı devlet kurumları ile birlikte organize bir şekilde yürütmüştür. Bu siyasi operasyonda, Cumhuriyet kurumlarının tasfiyesi ve özellikle TSK hedef alınmıştır. Ergenekon dosyalarında bu tertibi hazırlayanların mahkumiyetlerine fazlasıyla yetecek delil vardır!

Barikatları yıka yıka...

Ergenekon sürecinin en önemli eylemleri Silivri Cezaevi önünde yapıldı. İlk önemli eylem 9 Eylül 2011’de gerçekleşti. Silivri Cezaevi önünde Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması için eylem başladı. Eyleme çok sayıda kuruluş katıldı ve destek verdi. Direniş çadırı kuruldu




13 ARALIK 2012

Savcının esas hakkında mütalaa vereceği 13 Aralık 2012 günü CHP, İşçi Partisi (Vatan Partisi), Atatürkçü Düşünce Derneği ve Türkiye Gençlik Birliği başta olmak üzere çok sayıda kitle örgütü ve yurttaş Silivri’ye akın etti. “Yeminler edildi, yıkılacak Silivri” sloganlarıyla jandarma barikatını aşan yurttaşlar, duruşma salonunun kapısına kadar dayandı.

200 AVUKATTAN MAHKEMEDE DİRENİŞ
Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, davayla birleşen yeni bir iddianameyi okumak isteyince ve savunmaya söz vermeyince 200 avukat heyeti protesto etti. Heyet duruşmaya 4 kez ara vermek zorunda kaldı. Avukatlara müdahale için Robokoplar salona girdi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel esas hakkındaki mütalaasını okuyamadı.

8 NİSAN 2013: BARİKATLAR YIKILDI




Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce otobüsle Silivri’ye akın eden yurttaşların duruşma salonuna ulaşmasını engellemek için kurulan barikatlar, üç noktadan yıkıldı. Barikatları aşan yurttaşlar salona doğru yürüyüşe geçti. Jandarmanın yerini polis aldı ve gaz bombası yağmuru başladı. Polislerin attığı gaz bombasının etkisi duruşma salonuna kadar ulaştı. Ancak halka geri adım attıramadı. Yüz bini aşkın yurttaşın Silivri’ye dayandığı saatlerde, avukatlar da içeride mahkeme heyetinin hukuksuzluğuyla çarpıştı. Heyet, duruşmayı 11 Nisan’a erteleyerek kurtulabildi.

5 AĞUSTOS 2013: KARAR GÜNÜ



Tutuklu yurtseverler salona “Her yer Silivri, her yer taarruz” sloganıyla girdi. Apar topar kararı okumaya başlayan mahkeme heyetine tepki gösteren İşçi Partisi (Vatan Partisi) Genel Başkanı Doğu Perinçek avukatlara, “Durmayın artık bu salonda. Burada açıklanan kararlar hükümsüzdür” diyerek salonu terk etme çağrısı yaptı. Avukatlar, “Diktatör Tayyip yıkılacaksın” sloganıyla salonu terk etti. Şehir dışından Silivri’ye ilerleyen binlerce otobüs engellendi. Silivri’ye ulaşan yüz bine yakın yurttaşın önüne barikatlar kuruldu. Yurttaşlar, tarlalardan duruşma salonuna ulaşmaya çalıştı. TOMA’ları tarlalara süren polisin attığı gaz bombaları tarlaları tutuşturdu. Yurttaşlar polis saldırısına saatlerce direndi. Barikat kuran gençler uzun süre dağıtılamadı.

Kumpasta AKP’nin rolü
Fethullah Gülen’in 16 Ekim 2005 tarihli Aktüel dergisinde “Ulusalcı dalgayı aşacağız” sözleri Ergenekon operasyonunun amacını ortaya koyan en önemli işaretlerden biriydi. 5 Aralık 2007 günü Ergenekon komplosunun düğmesine Oval Ofis’te basıldı. Fehmi Koru’nun anlattığına göre Amerikan Başkanı Bush ve Tayyip Erdoğan ABD’de operasyonu özel olarak görüştü.
Danıştay saldırısından hemen sonra polisler dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e bir şema getirdi. Şemada, Danıştay saldırganı dâhil tutuklu olarak cezaevinde bulunan bütün Ergenekon şüphelileri vardı. Ancak Ergenekon soruşturması arasında somut bir bağlantı kurulamıyor, savcılara sunulamıyordu. Abdullah Gül ‘Haydi’ dedi, ‘Bana anlattığınızı delillendirip savcıya da anlatın, hepsi yakalansın, yargılansın.” (İsmet Berkan, Ergenekon bir rövanş mı?, Radikal, 4 Temmuz 2008)
Fethullahçı Terör Örgütü kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkan ve yurtdışına kaçan Savcı Zekeriya Öz, kendisiyle görüşen atv muhabirine “Ergenekon operasyonları- nın merkezinde İşçi Partisi ve Ulusal Kanal var” dedi. Bu açıklama muhabir tarafından 23 Temmuz 2008 günü atv canlı yayınında aktarıldı.
Ergenekon, Balyoz, odaTV operasyonlarını yöneten eski Emniyet Müdürü Ali Fuat Yılmazer, 23 Mart 2014 gününün akşamı Bugün TV’de İşçi Partisi’ne karşı yaptıkları tertibi itiraf etti. AKP’yi kapatma davasında AYM üyelerinin kararlarını değiştirmesi için İşçi Partisi’ne operasyon yaptıklarını söyleyen Yılmazer, “Sonuçta AKP’yi kapatmaya yetecek çoğunluk oluşmadı” dedi.

Saygıyla anıyoruz
Kovuşturma ve soruşturma sürecinde Kuddusi Okkır, İlhan Selçuk, Türkan Saylan, Uçkun Geray, Erhan Göksel, Engin Aydın gibi isimler hayatını kaybetti. Abdülkerim Kırca intihar etti. Kaşif Kozinoğlu cezaevinde öldü. Muzaffer Tekin cezaevinde kanser oldu, tahliye olduktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Cezaevinde sağlıkları bozulan Av. Emcet Olcaytu ve Sami Hoştan da tahliye olduktan sonra hayatlarını kaybetti.




İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.