Ankara'ya yol haritası

Alman Parlamentosu’nda sözde ‘Ermeni Soykırımını Tanıma Tasarısı’nın kabul edilmesiyle birlikte Ankara’nın atması gereken adımlar tartışılıyor. İşte 8 maddede özetlenen değerlendirmeler...

Ankara'ya yol haritası
04 Haziran 2016 Cumartesi 11:13

Haber Merkezi
Alman Meclisi’nin “Ermeni Soykırımını Tanıma Tasarısı”nı kabul etmesinin ardından Türkiye’nin atacağı adımlar tartışılmaya başladı. Türkiye’nin önde gelen akademisyenleri, eski bürokratlar, büyükelçiler ve çok sayıda aydın, Ankara’nın atması gereken adımlara yönelik değerlendirmelerde bulundu.
İşte 8 maddede Ankara’nın yapması gerekenler:
1. Almanya’daki Türkler ayağa!
Almanya’da yaşayan tüm yurttaşlarımız soykırım yalanına karşı seferber edilmelidir. Almanya’da yaşayan tüm yurttaşlarımız hızla örgütlenmeli ve parlamentoların soykırım kararı veremeyeceği gerçeği bütün dünyaya anlatılmalıdır.
2. Tüm yasal itirazlar yapılmalı
AİHM’in “İsviçre-Perinçek Davası” kararına dayanarak Alman Anayasa Mahkemesi dahil Almanya’nın tüm iç hukuk yollarına başvurulmalıdır. AİHM’nin söz konusu kararı dışında uluslararası en yüksek mahkeme olan Lahey Adalet Divanı, 2015 yılında verdiği Hırvatistan-Sırbistan arasındaki “Soykırım” Davası’nın kararı da bu konuda en etkili biçimde kullanılmalı. Kararda; 1948 BM Soykırım Sözleşmesi’nin geriye etkili hüküm doğurmadığını; uygulama alanının, yürürlük tarihinden sonra cereyan eden eylem ve olaylarla sınırlı olduğunu kesin bir dille belirtmişti.
3. Geri Kabul Anlaşması iptal edilmeli
Suriyeli mültecilerin Türkiye’ye kalıcı olarak yerleştirilmesini öngören geri kabul anlaşması, “Kürt Koridoru” için etnik temizlik çalışmasıdır. Derhal iptal edilmelidir.
4. Alman kamuoyu harekete geçirilmeli
Ermeni bildirgesi bir hukuk ihlalidir. Almanya bunun farkında. Eski milletvekili, hakim ve ünlü gazeteci Jürgen Todenhöfer bunu kamuoyuna duyurmuştur.
Göttingen Üniversitesi Hukuk Profesörü Kai Ambos, 1915 olaylarının soykırım tanımına uymadığını Almanya’nın önde gelen gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung da yazmıştır.
Alman hukukçuları, Türk-Alman Dostluğunu savunan çevreler ve ülkenin Avrasyacı kuvvetleri bu mücadelede müttefiktir. Seferber edilmelidir.
5. Dörtlü görüşmeler başlamalı
Bu tasarıyla Almanya, ABD güdümünde Kafkasya’da etkisini artırmaya çalışmaktadır. Bunun için Türkiye’ye Ermeni açılımını dayatmaktadır. Türkiye Rusya, Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında dörtlü görüşmelerin zeminini hazırlamalıdır.
6. ‘Soykırım’ fonlamasına karşı tedbir
Alman Meclisi’nin kabul ettiği tasarı, soykırım yalanını Türkiye’nin içine taşımayı hedeflemektedir. Bunun için akademisyenlere devlet bursları, sivil toplum kuruluşlarına finansman sağlanması öngörülmektedir. Türkiye, emperyalist müdahaleye karşı tedbirler almalıdır.
7. Ekonomik projeler gözden geçirilmeli
Almanya Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olduğu gibi, Almanya’nın Türkiye’deki yatırımları da 700 milyon doları aşmış bulunuyor. Türkiye, Alman Meclisi’nin “Soykırım” kararından vazgeçmemesi durumunda büyük ekonomik projeleri yeniden ele almalıdır.
8. İncirlik Üssü kapatılsın, Alman uçakları dönsün
Adana’da bulunan NATO’ya bağlı İncirlik Hava Üssü emperyalist projelerin icra merkezidir.
Başta ABD olmak üzere İncirlik’te karargah kuran tüm ülkeler Türkiye’yi terk etmelidir.

Güçlü tepki gösterelim

Aydınlık / Ankara - İstanbul
Türkiye’nin emekli büyükelçileri, Alman Federal Meclisi’nin aldığı “soykırım” kararından sonra Ankara’nın atması gereken adımları Aydınlık’a anlattı.

‘ALMANYA MUTLAKA BEDELİNİ ÖDEMELİ’
Onur Öymen:
Bir kere bu kararın çıkmasını engellemek için neler yapmak lazımdı? Türkiye Avrupa’nın ve Almanya’nın en çok muhtaç olduğu dönemde mülteciler ile ilgili anlaşma yaparken, Almanlara ‘Bir taraftan bizimle anlaşma yapacaksınız bir taraftan bizim milletimizi rencide edecek bir başka tasarıyı meclisten geçirmeye çalışıyorsunuz. Bu tasarıyı geri çekmedikçe sizinle anlaşma yapmayız’ veya ‘Eğer böyle bir tasarı getirirseniz, anlaşmayı askıya alırız’ dediniz mi?
2012 yılında Sosyal Demokratlar ve Yeşiller Partisi ‘Namibya’daki soykırımı kabul edin’ diye bir tasarı sunuyorlar Meclise. Alman hükümeti engelliyor bunu. Gerekçesi ne biliyor musunuz? ‘1948 tarihli BM Soykırım Sözleşmesi geriye doğru işlemez. O tarihten önceki olaylar soykırım sayılamaz. Bunun için böyle bir tasarıyı meclisten geçirmemize karşıyım.’ Bu kadar çifte standart olur mu? Tutulacak tarafı yok bu kararın. Hem Alman hukuku hem de uluslararası hukuk açısından, bu karar gerçekten BM sözleşmesine aykırıdır. AİHM kararına aykırıdır. İkincisi Almanya mutlaka bedelini ödemeli. İlişkilerin böyle devam etmesi mümkün değil. ‘Oldu bitti, pardon’ ile bu geçiştirilemez. Şunu unutmayalım kı bu bir emsal yaratır. Güçlü bir tepki göstermek lazım.

‘ALMANYA’YI RAHATSIZ ETMEK LAZIM’
Faruk Loğoğlu:
Hükümet ‘büyükelçiyi geri çağırdık ne yapacağımızı kararlaştıracağız’ diyor. Bir defa bu gecikmeli bir tepki. Bunun geleceği belli idi. Bir hazırlığın yapılmış olması gerekirdi. Ama ne yapılabilir? Almanya’yı rahatsız edebilecek, Türkiye’nin çıkarlarına daha az zarar verecek adımlar atılması lazım. Bu adımların Almanya’yı incitecek ama Türkiye zarar vermeyecek adımlar olması lazım. İkincisi, bu adımların zamanla sınırlı olması lazım. Üçüncüsü kararın metnine baktığınız zaman, okullarda bunun çocuklara okutulması konusu var. Türkiye’nin özellikle Almanya’daki Türk toplumun bu konuya karşı çıkması lazım.

‘ALMANYA’DAKİ TÜRKLERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR’
Pulat Tacar:
Karar karşısında, Almanya’daki Türk sivil toplum örgütlerinin ve velilerin yürütecekleri hukuksal mücadelenin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Bundestag kararının en ağır maddesinin uygulanmasını durdurma sonucu getireceğine inanıyorum. Ders kitaplarındaki ifadeler öğrenciler arasında bölünmelere sebep vermemeli, nefret söylemi oluşturmamalı, nefret duygusunu körüklememelidir.
Almanya’daki öğrenci velileri AİHM’nin bu alanda verdiği kararlara referans yaparak, Bundestag tarafından verilen karar hakkında değişik ve karşıt görüşler olduğunu, devletin bu konuda tarafsız kalması gerektiğini, devletin farklı düşünenlerin inançlarına saygı göstermesi icap ettiğini belirtmeli, iç yargı yollarını tükettikten sonra AİHM’e bireysel başvuru haklarını kullanmalıdırlar. Aynı gerekçeler ile Alman Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı da vardır.

‘HÜKÜMET STK’LARLA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALI’
Nüzhet Kandemir:
Türkiye’nin elindeki en büyük koz Suriyeli göçmenler. Ancak Türkiye’nin “kapıları açarım” mesajı vermesi halinde, Almanya dışındaki diğer AB ülkeleriyle de husumet yaşanabilir. Yapılabilecekler sınırlı. Hükümetin bu alanda çalışma yürüten sivil toplum dernekleriyle dayanışma içinde olması gerekir.
Avrasya İncelemeleri Merkezi (AVİM) Başkanı Alev Kılıç: Türkiye’nin başarı kazandığı alanlar hukuk alanı olmuştur. Alman Federal Mahkemesi nezdinde Almanya’da yaşayan vatandaşlarımızın açabileceği bireysel davalardan sonuç alınabileceğini düşünüyorum. Bu yol etkili olacaktır. Sayın Perinçek’in AİHM kararı ve Fransa Anayasa Konseyi’nin kararı, önemli hukuki adımlardır. Bunun Almanya’da da sürdürülebileceğini düşünüyorum.

‘HUKUK MÜCADELESİ ŞART’
Eski Dışişleri Bakanı Şükrü Sina Gürel:
Bir kere Türkiye bu kendisini iyice yalnızlaştıran dış politikasını baştan ayağa mutlaka gözden geçirmesi ve değiştirmesi gerekir. Bu kararın Almanya içerisinde uygulanması bir açıdan çok büyük sakınca içeriyor. O da eğitim politikasıyla ilgili. O konuda bir teşebbüs yapılabilir. Bunun eşitlik ilkesine aykırı ve toplum içerisinde düşmanlıklar yaratacağını söyleyerek Almanya içerisinde bir hukuk mücadelesi başlatılabilir. Buna benzer kararları daha sonra da göreceğiz. Bu tabii, Türkiye yalnızlaştıkça artacak bir mesele. Dolayısıyla öncelikle bunu gözden geçirmek gerekir.
Almanya’ya yaptırım, iktisadi ilişkileri gözden geçirmek, bunlar geçmişte denendi, pek başarılı olunduğu görülmedi. Dolayısıyla bunların pratiği olacağını zannetmiyorum. Bunu hem siyasi hem de hukuki anlamda tutup, gereğini yapmak, Almanya’da bunu sıklıkla hatırlatmak gerekiyor. Çok dostane bir durum olmadığını onların hatırlamasında yarar var.     

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.