‘12 mil’ tavizi

Feridun Sinirlioğlu başkanlığındaki Dışişleri heyeti, Yunanistan’la yapılan görüşmelerde, daha önce savaş sebebi sayılan, Yunanistan’ın kara suları sınırını 10-12 mile çıkaran anlaşmada uzlaşı sağladı TSK anlaşmanın ‘kabul edilemez’ olduğunu savundu

‘12 mil’ tavizi
08 Ağustos 2016 Pazartesi 11:49

Aydınlık / Ankara
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu başkanlığında, Yunanistan’la yapılan görüşmelerde, kara sularında Yunanistan ana kıtasında 10-12 mil, adalarda 6 milde anlaşma sağlandığı öğrenildi. Bu anlaşmaya TSK’dan sert tepki geldiği ve “kesinlikle kabul edilemez” denildiği bildirildi.
Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre geçen aylarda Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu başkanlığında bir heyet Yunanlı yetkililerle peş peşe istikşafi görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde kara suları konusunda Yunanlıların başından beri savunduğu ve Türkiye’ye dayattığı Yunanistan ana kıtasında 10-12 mil, adalarda 6 mil konusunda anlaşmaya varıldı. Kamuoyuna açıklanmayan anlaşmadan TSK haberdar olunca Ramazan Bayramı öncesinde Genelkurmay Başkanlığında kritik bir toplantı yapıldı. Güvenilir kaynaklardan alınan bilgiye göre Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarının hazır bulunduğu toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Ferudun Sinirlioğlu katıldı.

TOPLANTIDAN AYRILDILAR
Toplantıda Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ve Müsteşara kara sularında Yunanistan’a ana kıtada 10-12 mil, adalarda 6 mil hakkı verilmesinin sakıncaları tek tek sıralanarak böyle bir anlaşmanın kesinlikle kabul edilmeyeceği net bir şekilde anlatıldı. Bakan Çavuşoğlu ve Müsteşar Sinirlioğlu’nun Genelkurmay’ın görüşlerini dinledikten sonra hiçbir şey söylemeden toplantıdan ayrıldıkları bildirildi.

HAKLARIMIZI KAYBEDECEĞİZ
Konu ile ilgili Aydınlık’a bilgi veren uzmanlar, Yunanistan’la Ege konusunda şifahi olarak varılan anlaşma resmileşirse Türkiye’nin Ege’deki tüm uluslararası haklarını kaybedeceğini hatırlatarak, “Yunanistan Ege’deki 152 ada, adacık ve kayacığı fiili olarak işgal etmiş bulunuyor. Üstelik bu adalar askeri olarak da korumaya alınmış durumda. Bu adalardan en dikkat çekeni Eşek adası. Düşünün Atatürk döneminde bu adaya fener dikilmişti. Şimdi ise Yunanlılar pasaport istiyor. Kabul edilebilir bir durum değil” dediler.

DIŞİŞLERİ SESSİZ
Kara sularının hava sahasını da etkileyeceğini kaydeden uzmanlar, Hükümetin Yunanistan’la sorun istemediğini bu nedenle de uzun bir süredir savaş uçaklarının adalar üzerinde uçuş yapmasını engellediğini ifade ettiler.
Anlaşmayı Dışişleri Bakanlığına sorduk. Ancak yaklaşık bir aydır herhangi bir yanıt alamadık.

TARİHİ HATA OLUR
Emekli Tümamiral Soner Polat, Aydınlık’a yaptığı değerlendirmede Ege’de Yunanlıların işgal ettiği ada, adacıklar ve kayalıklara dikkat çekerek şunları söyledi:
1995 yılında TBMM’de alınan bir kararla Yunanistan’ın kara sularını 12 mile çıkarması Türkiye açısından “Casus belli” (savaş nedeni) olarak kabul edilmişti. İşgal ettiği adalardan çekilmeden Yunanistan’la bu konuda masaya oturmak ve üstelik anlaşma yapmak tarihi ve fahiş bir hata olur. Çünkü işgal edilen adalarımızın da kara suları vardır. Bu adaların kara suları yapılacak anlaşmayı da etkileyecektir. Geçmişte bu konuda Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olduğu dönemde gizli görüşmeler yapıldığını Yunan basınından öğrenmiştik. Ben o zaman Deniz Kuvvetleri Komutanlığında görev yapmaktaydım. Askeri çevrelerin bu görüşmelerden haberi bile yoktu. Başından beri dar bir çevre tarafından yürütülen bu görüşmelerin bir devlet derinliği ve zenginliğini yansıtmadığı açıktır. Türkiye’nin Ege’deki hak ve menfaatleri yaşamsal önemdedir. Dışişlerindeki küçük bir grubun inisiyatifine bırakılmayacak kadar ciddidir. TSK’nın bu konuya yaklaşımı Türk vatanseverliğinin somut bir göstergesidir. Özellikle Türk Deniz Kuvvetleri Ege’nin Türkiye’nin geleceği olduğunu çok iyi bilmektedir. TSK bu konuda kamuoyunu aydınlatmalıdır.

‘ATATÜRK DÖNEMİNDE ENVANTERE GEÇİRİLDİ’
Yunanistan’la anlaşma konusunda Aydınlık’a açıklama yapan Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Ege’de yaşananların kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek, “Türkiye 1982 yılında BM Deniz Hukuku Sözleşmesini imzalamadı. Ege’nin yarı kapalı bir deniz olduğunu Yunanistan’ın 12 mil talebinin sorun yaratacağını düşündü. Şimdi böyle bir anlaşma doğruysa bu vatana ihanet anlamına gelir” ifadelerini kullandı.
Türk vatandaşlarının kendi adasına pasaportla gider hale geldiğini vurgulayan Yalım, Dışişleri Bakanlığının da Ege’deki adalarımızın işgal altında olduğunu kabul ettiğini, muhalefet partilerinden milletvekillerinin soru önergelerine verilen yanıtta bunun itiraf edildiğini bildirdi. Yalım şunları söyledi:
“Cumhuriyet döneminin bakanlarından Şükrü Kaya 1936 yılında Ege’deki tüm ada ve adacıklara isimler vererek Türkiye Cumhuriyeti’nin envanterine kaydetmiştir. Genelkurmay başkanlığından ilgili birimler, sözkonusu adaların Türkiye’ye ait olduğunun BM’ye ve NATO’ya bildirilmesini istedi. Dışişleri yanaşmadı.”

AB SINIRINI GENİŞLETİYOR
Emekli Hava Tümgeneral Beyazıt Karataş da Ege’de yaşananların kaygı verici olduğuna dikkat çekerek şu görüşleri savundu: Ege’de yaşananlara Yunanistan olarak değil AB olarak bakmamız lazım. 152 adaya aslında Yunanistan değil AB el koydu. Son dönemde AB fonlarıyla bu adalara önemli harcamalar yapıldı. AB sınırı genişletilmeye çalışılıyor. Ege adalarında yaşananın devamı Kıbrıs’tır. Önümüzdeki dönemde en uçtaki ada baz alınarak münhasır ekonomik bölge tartışması başlayacak. Olay tahminlerden çok daha vahim bir yere doğru gidiyor. Böyle bir durumda Türkiye’nin her zamankinden daha dikkatli davranması gerekiyor. Durum bu iken böyle bir anlaşma yapılmış olmasına inanmak istemiyorum. Böyle bir anlaşma yapılırsa Ege Türklere tamamen kapanır. Hatta sadece Türklere kapanmaz Karadeniz’de sınırı olan ülkelere de kapanır. Böyle bir anlaşma ihanet olur.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.