Zor soru: TSK nasıl güçlenir?

"Ayrılıkçı terör ile ABD’nin Irak ve Suriye’de izlediği politikalar, IŞİD tehdidi ortadayken, Ordu’nun güçlendirilmesi en öncelikli meseledir."

Zor soru: TSK nasıl güçlenir?
06 Ağustos 2016 Cumartesi 11:35

Ahmet Yavuz / E. Tümgeneral

Bu konu üzerinde sayfalarca yazılabilir. Ancak zorunlu gördüğüm hususlara yer vereceğim.
Öncelikle konu son derece sakin bir tarzda ele alınmalıdır. Gönlümüzden geçene değil, hayatın dayattıklarına odaklanılmalıdır.
Üç husus sorunu büyütmektedir:
İlk olarak siyasi iktidar kaygı uyandıran bir tutum içindedir. FETÖ’cü kalkışmayı fırsata çevirme, geçmişte yaptığı hataların üstünü örtme ve hataları birilerinin üstüne yıkarak aradan sıyrılma gayreti içindedir. Daha geniş açıdan bakıldığında, Cumhuriyet’in kurucu felsefesiyle uzun zamandır kavga eden bir iktidar var ve kendi bekasını ülke bekasına tercih etme eğilimi içindedir.
İkincisi, Atatürk’ün adını diline pelesenk eden ama O’nu anlamadığı için her geçen gün güç kaybeden bir TSK komuta kademesi vardır. Ancak bu, yeni bir durum değil...
Zamanında atmak zorunda olduğu adımları atamayan ve kendisine dayatılanlara boyun eğmek zorunda kalan...
İşin zorluğunu büyüten üçüncü etmen ise hiçbir şeyi sorgulamadan iktidara destek veren bir kesimin varlığı ve bunun demokrasi olduğunun iddia edilmesi; ordusunu koşulsuz seven ve onun hatalarını örterek meseleye yaklaşan diğer kesimin konuyu sağlıklı bir şekilde tartışmaktan uzak tavrı...
Bu ortamda uzun vadeli çıkarlara hizmet edecek bir yaklaşımın kendini kabul ettirmesi olanaksız...

KOMUTA HEYETİNİN VE ASKERLERİN MORALİ
Ancak TSK’nın güçlenmesine ekmek ve su kadar ihtiyaç vardır. Ayrılıkçı terör ile ABD’nin Irak ve Suriye’de izlediği politikalar, IŞİD tehdidi ortadayken, Ordu’nun güçlendirilmesi en öncelikli meseledir.
Üstelik FETÖ’nün küçük çaplı da olsa suikast vb. eylemlere girişme ihtimali mevcutken...
O halde, kısa vadede yapılması gereken şey bellidir ve ilk adımı atacak olan da siyasi iktidar olmalıdır. Yüksek Askeri Şura’da, darbeye maruz kalan komuta heyetiyle çalışmayı tercih ettiğine göre, önce onların moralini yükseltecek adımları atmalıdır. Oysa çıkardığı KHK ile acele adımlar atmış ve emir-komuta birliğini zedelemiştir. An itibariyle Genelkurmay Başkanı’nın kuvvetlerle bağı kesilmiştir. Halen emir komuta birliği mevcut değildir. Bu aşamada bunun yapılması gereksiz ve sakıncalıdır.

YANLIŞLARDAN DÖNÜLMELİ
Siyasi iktidar, anılan kararname ile attığı yanlış adımlardan geri dönüş yollarını aramalı ve bulmalıdır.
Hala kışlaların önünde arozözler, belediye otobüsleri ve çöp kamyonları mevcuttur. Kaldırılmalıdır.
FETÖ’nün tertipleriyle TSK’dan uzaklaştırılan gençlere kapılar yeniden açılmalıdır. Onlar da halen devam eden yangının söndürülmesine katkı vermek gibi bir sorumluluklarının olduğunun bilinciyle hareket etmelidir.
Niceliksel anlamda doğan asker açığını kapatmak amacıyla yeni terhis edilmiş kısa ve uzun dönem askerlerden ve yeni emekli edilmiş subay ve astsubaylardan da istifade edilebilir.
Gerekiyorsa hudut birliklerini güçlendirmek adına zorunlu askerlik kapsamında silahaltına alınacakların sayısı artırılabilir.
Zafer Bayramı kutlaması iptal edilmek yerine coşkuyla kutlanmalıdır.
TSK’nın çok uzun zamandır süren iletişim eksikliğinden doğan sorunları gidermesi elzemdir. Kışlalarında kahramanca darbeci çeteye karşı koyan yüzlerce hikâye gün yüzüne çıkarılmalı ve halk, darbe tehlikesinin büyümesini engelleyen kahramanlarını öğrenmelidir.
Darbelere kalkışan kışlalar değil, darbecilere karşı direnen subay ve astsubaylar hiç değil, ancak halkına ateş edebilen gözü dönmüş çete mensuplarıdır. Cezalandırılması gerekenler de onlardır. Buna mukabil kışlaların şehir dışına çıkarılması kararı doğrudur. Fakat gerek şart; bu kışlaların parklara çevrilmesi, içinde şehit ya da gazi olanların isimleriyle anılması ve kesinlikle imara açılmamasıdır. Bu konu, depreme hazırlık anlamında da özel öneme sahiptir.
Askeri okulların geçici olarak kapatılması doğrudur. Ancak Osmanlı mirası Kuleli Askeri Lisesi ve Deniz Lisesi özgün haliyle korunmalıdır. Askeri liselerin kapatılmasının tek gerekçesi 14-15 yaşlarındaki çocukların meslek seçme mecburiyetinde kalmaları ve ileri yaşlarda ortaya çıkan sorunlar yaşamaları olabilir. Bunu giderici önlemler alınabilir. Ancak geri adım atılmazsa bu okullar sivil lise olarak devam ettirilmelidir.

ORTA VADEDE YAPILMASI GEREKENLER
Orta vadede TSK’nın yeniden yapılandırılması maksadıyla atılacak adımları belirleyecek bilimsel bir heyetin teşkili, artık gerçekçi bir öneri olarak görülmese de sağlanmalıdır. Çünkü KHK çerçevesindeki düzenlemeler çok hızlı yapıldığından, içinde doğrular ve yanlışlar barındırmaktadır.
Örneğin Askeri Hastanelerin Sağlık Bakanlığına bağlanması yanlış değildir. Ancak TSK’nın ihtiyaç duyduğu ve duyacağı kıt’a, gemi, üs tabipleri; seyyar cerrahi, dalıcı ve uçuculara yönelik uzman hekimler ile çatışma travması yaşayanların tedavi ve terapisini sağlayacak uzmanlar; Rehabilitasyon Merkezi, TSK bünyesinde olmak durumundadır.
Jandarma Genel Komutanlığı’nın ve Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması yerindedir. Ama subayların rütbelerinin değiştirilmesi ve polislerin unvanlarıyla paralellik kurulması gereksiz bir tercihtir.
Yüksek Askeri Şura’nın yapısı şimdilik sorunlu görünüyor. Dışişleri Bakanı’nın varlığı gereksizdir. Ayrıca tuğ ve tüm seviyesinde general/amiral terfilerine tamamen askerler karar vermeli; kor ve or seviyesinde siyasi irade devreye girmelidir. Aksi taktirde ikbalini o veya bu partiye hatta böyle giderse o veya bu tarikata yaranmakta görenler olacaktır ve bunlardan asker olmaz.
Harp Akademilerinin Milli Savunma Üniversitesi’ne dönüştürülmesi kabul edilebilir ancak atanacak rektör ve dekanların seçimi sorun yaratabilir. Askerlik harp etme bilim ve sanatıdır. Bu iş sadece profesör olmakla olmaz.
Harp okulları kuvvetlerin bünyesinde kalmalıdır.
Yukarıda ifade edilen heyet, yapacağı çalışmayı TBMM’de sunar. Parlamenterler tartışırlar. Kamuoyunda tartışılır. Sonunda en doğru görünen tercih edilir ve uygulanır.

DÖRT TEMEL HUSUS
Öne çıkan dört hususla yazıyı noktalamak istiyorum. Çünkü bu konularda daha geniş bir değerlendirme, 2013 yılında yazılan Asker ve Siyaset ( Pekin-Yavuz/Kaynak Yayınları ) kitabında mevcuttur.
İlki, askerin siyasetin emrinde olduğu ve olması gerektiği gerçeğiyle kimse boğuşmamalıdır.
İkincisi, asker siyasete; siyaset de askerin iç işlerine karışmamalıdır. Askerlerin jeopolitik, güvenlik stratejileri konularında fikirlerini özgürce dile getirecekleri ortamlar yaratılmalıdır. Fikir söylemek başka, siyasi iradenin kararını uygulamak başkadır. Siyasi irade, askerden gelen seslere kulak tıkamamalıdır. Son yıllarda bunun iki olumsuz örneğini “Açılım” sürecinde ve Suriye politikalarında yaşadık.
Üçüncüsü, bağlantılar işlevsel olmalıdır. Eski yapıda, Genelkurmay ve kuvvetler aynı işi yapıyorlardı. Hâlbuki kuvvetler harbe hazırlık; Genelkurmay hazır kuvvetlerin sevk idaresini üstlenmelidir. Harp planları, klasik olarak ülkenin işgaline karşı reaksiyonları içermektedir. Oysa harbin tabiatı değişmiş ve her gün yaşanır hale gelmiştir. Bu nedenle, kuvveti harbe hazırlayanın başka ve hazır kuvvetleri yönetenin başka olması emir komuta sorunu yaratmaz. Ancak bir genel harp durumunda konu farklı bir yapıya geçmeye elverişli olmalıdır.
Dördüncü olarak bilinmelidir ki, darbeleri önlemenin yolu, ülkenin ve kurumların doğru yönetilmesinden geçmektedir. Altın kural budur. 1960 darbesi yapıldığında Genelkurmay Başkanlığı Savunma Bakanlığı’na bağlıydı. Birkaç sene önce darbelerin gerekçesi olarak gösterilen ve kaldırılmasıyla darbeciliğin biteceği tevatür edilen İç Hizmet Kanunu’nun meşhur 35. Maddesi’ni kaldırmanın da çözüm olmadığı görülmüştür.
Kolay olan hiçbir çözüm gerçek çözüm değildir. Her zaman zoru tercih etmek başarının anahtarını ele almak demektir...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.