Vatan Partisi ve CHP seçim ittifakı üzerine anılar

"1957 yılında 17 yaşında bir lise öğrencisi iken, CHP’nin Gençlik Kolları’nda politikaya başlayan ve 58 yıldan bu yana, politik çalışmalarını sürdüren bir birey olarak; gördüklerimi, yaşadıklarımı okuyucularımızla paylaşmakta yarar görüyorum."

Vatan Partisi ve CHP seçim ittifakı üzerine anılar
18 Eylül 2015 Cuma 15:14

Şakir Keçeli

1957 yılında 17 yaşında bir lise öğrencisi iken, CHP’nin Gençlik Kolları’nda politikaya başlayan ve 58 yıldan bu yana, politik çalışmalarını sürdüren bir birey olarak; gördüklerimi, yaşadıklarımı okuyucularımızla paylaşmakta yarar görüyorum.
Demokrat Parti 1957 seçimlerini, çoğunluk sisteminin azizliği ve devlet zoru ile kazanmıştı. DP’nin gericiliğine ve zorbalığına karşı ulusal ittifak oluşturan CHP, iktidarı seçime zorladı. DP yöneticileri, milletin hakemliğine başvuracağı yerde, seçimleri yapmamak ve CHP’yi kapatmak yoluna saptı. Bunun üzerine, CHP çevresinde kenetlenen millici güçler direnişe geçti. 17 Nisan günü İsmet İnönü’nün Ankara Kızılay gezisi ile başlayan direniş, kısa sürede bütün yurdu kapladı. Halkın “hürriyet” çığlıklarına silahla yanıt vermeye kalkışan DP, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin el atımıyla yıkıldı. 27 Mayıs 1960 Devrimi ile Atatürkçüler yeniden iktidara geldiler.
Ankara Cebeci, İstanbul Beyazıt Meydanları’nda direnenler, o günlerin CHP’lileri çok iyi bilir ki, 27 Mayıs 1960 hareketi bir darbe, bir cunta hareketi olmayıp, Atatürkçülerin ve hatta sosyalistlerin kenetlenmesinin, millici güçler birliğinin bir zaferidir.
ABD emperyalizmi, milli güçlerin 1960’ta gerçekleştirdiği devrime, 12 Mart 1971 faşist askeri darbesiyle yanıt verdi. Bu darbenin sonunda, tıpkı Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında olduğu gibi, Kemalist subaylar, devrimciler ve demokratlar işkenceden geçirildiler, asıldılar, özgürlüklerinden, aşlarından, işlerinden oldular. 12 Mart Darbesi, millici güçleri bir kez daha birleştirdi. Kendi içinde ihanet gördüğü için parçalanan; İş Bankası’ndaki hisseleri yüzünden malları ve parası haczedilen, bu nedenle parasız kalan CHP, Atatürkçülerin ve Sosyalistlerin desteği sayesinde birinci parti oldu. Bu seçimlerde Adalet Partisi kadar da para harcadı.
Millici ve devrimci güçleri bir araya getiren sloganları seçim stratejisinin temeline koyan CHP, 1977 seçimlerini de kazandı.
Bu millet CHP’ye iktidarı verdi ama CHP milli ve muktedir olamadı. Beceriksizliğinin bedelini de 1979 kısmi Senato seçimlerinde ödedi. 12 Mart’ta TCK’nın 141. maddesinden 2 kez yargılanan bu satırların yazarı Yozgat’ta, “Oy verme, boykot yaparak hesap sor” diyen Sosyalistler yüzünden, 2-3 bin oy farkıyla seçilemedi. 12 Eylül Faşist Darbesinden sonra, Türkiye’nin Atatürkçüleri ve bugün Vatan Partisi adını alan İşçi Partisi, milli güçlerin birleşmesi ve emperyalizme karşı cephe oluşturulması için sürekli çalıştı.
Ben 1994 yılında ADD Merkez Karar Kurulu üyeliğine seçildim. Hakk’a yürüyen ADD Genel Başkanı Suphi Gürsoytrak derneğin öncülüğünde, Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde Ulusal Güçler Meclisi kurulmasına karar verdi ve beni bu işin başına atadı. Hemen Ulusal Güçler Birliği Komiteleri kuruldu. Girişimimiz Önder Sav ve arkadaşlarının sabotajıyla baltalandı ve bizler dernekten tasfiye edildik. Bu kez Ulusal Güçler Birliği’ni İşçi Partisi sahiplendi ve bizler İşçi Partisi’nin bu girişimini destekledik. Fakat CHP bu girişimimizi de etkisiz kıldı. Bu tasfiyenin ardından yapılan seçimlerde Atatürk’ün kurduğu parti, yani CHP barajı aşamadı.
İşçi Partisi (Vatan Partisi) 1980’lerde veya 90 ya da 2000’lerde değil kurulduğu ilk günden, yani 1919’dan bu yana milli güçlerin birliğini savunur. Çünkü Türkiye’nin tam bağımsız ve gerçekten demokrat olması, bütün millici güçlerin işbirliğiyle gerçekleşebilir. Bu makaleyi bir anımla noktalamak istiyorum.

GÖKÇEK NASIL BELA OLDU
Murat Karayalçın, Melih Gökçek’e karşı Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayıydı. Ben de Karayalçın’ın merkez komitesinde çalışıyordum. Karayalçın, hem Melih’le hem de Doğan Taşdelen’le yarışıyordu. Görebildiğim kadarıyla çok az bir oy farkı ile ya kazanacak ya da kaybedecekti. Kendisine şu öneriyi sundum: “Sayın Karayalçın, seçimi çok az bir oyla kazanacak ya da kaybedeceksiniz. Gelin sizi İşçi Partisi ile anlaştırayım. İşçi Partisi’nin çok fazla bir oyu yok. Ama zıpkın gibi bir örgütü, gözünü budaktan esirgemeyen inançlı bir seçmeni var. Onların desteği ile bu seçimi alabiliriz”. Karayalçın bana yetki verdi ve M. Bedri Gültekin’le gö-rüştüm. Bedri arkadaş, “Bize simgesel anlamda bir belediye meclisi üyeliği verirlerse seçimden çekilir ve CHP’yi destekleriz” dedi. Karayalçın bu öneriye olumlu yaklaştı ve bu konuda karar verecek makam Adnan Keskin olduğu için ondan, Sayın Gültekin için randevu aldı. Bu görüşme yapıldı ve görüşmeden sonra Bedri Bey şöyle dedi: “Ağabey, maalesef CHP Genel Sekreteri Karayalçın’ın seçim kazanmasını istemiyor. Bize bir belediye meclis üyeliğini bile vermediler ve seçimi kaybedecekler...”
Sayın Karayalçın, on küsur bin oyla Ankara seçimini kaybetti. Mamak çöplüğünden CHP oyları toplandı. İşçi Partisi’ne, kırk elli kişilik bir kurulda bir üyelik bile vermeyenler, halkın oyunu bile koruyamamışlardı.
Ankara’nın ve Türkiye’nin başına Melih bu şekilde bela oldu. Çok büyük emekler verdiğim ve bu yolda faturasını ödediğim CHP’lilere 1 Kasım’da sandık başında değerlendirmeleri koşuluyla duyurulur.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.