Türk komünistin ‘Sevr’ şiiri

"Mustafa Suphi’nin başında bulunduğu Türkiye Komünist Partisi’nin Bakû’de çıkardığı Yeni Dünya gazetesinde Türkiye’yi ortadan kaldıran barış antlaşmasıyla ilgili bir şiir yayımlanmıştır. Feyzullah Sacit imzasını taşıyan şiiri, daha sonra 23 Ağustos 1920’de Erzurum’da basılan Albayrak gazetesi de okurlarıyla paylaşmıştır."

Türk komünistin ‘Sevr’ şiiri
10 Ağustos 2015 Pazartesi 13:04


Mehmet Perinçek
Sevr Antlaşması, 95 sene önce bugün (10 Ağustos 1920) imzalanmıştı. “Büyük Ermenistan”ın yanında Kürdistan devletini de öngören antlaşmanın imzalanması tüm ülkede büyük tepkiyle karşılanacaktı. O dönemde Türkiye’nin sosyalistleri de Batı emperyalizminin Türkiye’yi parçalama planlarına hem mücadele alanında hem de fikirsel planda karşı durmuştu. İşte o dönemde Mustafa Suphi’nin başında bulunduğu Türkiye Komünist Partisi’nin Bakû’de çıkardığı Yeni Dünya gazetesinde Türkiye’yi ortadan kaldıran barış antlaşmasıyla ilgili bir şiir yayımlanmıştır. Feyzullah Sacit imzasını taşıyan şiiri, daha sonra 23 Ağustos 1920’de Erzurum’da basılan Albayrak gazetesi de okurlarıyla paylaşmıştır. “Şanlı Mazlum. Türkiye Sulh Muâhedesi Karşısında” başlıklı şiiri, Sevr’in tekrardan hortlatılmaya çalışıldığı günümüzde sizlere de sunmak istedik.

Şanlı Mazlum Türkiye Sulh Muâhedesi Karşısında

Garp ilinden gelen kara haberler
Sapladı kalbime kızgın neşterler.
Açıldı ruhuma derin makberler
Sulh değil, bu zulüm muâhedesi,
Zalimin önünde mazlum secdesi.
Bir kuşun yılanla mücâhedesi!
Yoksul milletlerden al kan içerek
Büyüyen, şahlanan kara engerek.
Ey Antanta!... Başın ezilmek gerek!
Mazlum kalmak günah, beklemek haram;
Yürü! Kızıl bayrak.. kalk ey intikam!
***
Ey gömleği kirli, sefil yoksullar,
Ey aç yavrusuyla ağlayan dullar..
Türkiye köylüsü, ey bahtsız kullar!..
Size, insan değil, kaplanlar acır,
Kalbinden vurulan ceylanlar acır,
Kolları kırılmış aslanlar acır!
Sen “hakk”sız, topraksız nasıl yaşarsın?!
Ayağında zincir, nasıl koşarsın?!
Dost diye celladı nasıl okşarsın?!
Ey acıkmış ejder, kanlı tazmînât!
O kansız damarlar, o üzgün hayat
Ağzına gıda mı olacak? Heyhat!
Kurtarmak günah, beklemek haram,
Yürü, Kızıl bayrak, yetiş intikam!
***
Didin, ey dul kadın, ömrün oldukça,
Kolların yorulup, gözün doldukça,
Sarı güller gibi benzin soldukça!
Çalış, tazmînât ver üç beş dâneyi,
Göz yaşınla doldur dolmaz hazineyi!
Ömür dedikleri bu efsaneyi
Açlıktan çırpınıp ölerek bitir,
Zulme acı acı gülerek bitir!...
Kanlı sahne, artık oyunu bitir;
Yıkıl, ey mezbaha, ey kanlı âlem;
Yeter bu ızdırâb, yeter bu elem;
Ben seni yıkılmış görmezsem ölmem!
Yıkmamak günahtır, yakmamak haram;
Yürü, Kızıl bayrak! Gel, Kızıl bayram!
***
Ey Anadolu, ey zincirlenmiş halk!
Kalktın, lakin, Kızıl bir bayrakla kalk!
Tâ ki dehşet versin canilere, Hak:
Gösterip bir kanlı, gazaplı çehre;
Yıldırım yağdırıp bu zalim dehre
Taçları, tahtları geçirsin yere!
Ey öksüz Türkiye, ey Türk gelini,
Figan durduramaz zulüm selini;
Kızıl bayrağına uzat elini,
Yolunmuş saçlarla koş inkılâba!
Gürledikçe bomban, düşüp türaba,
Garba söylesin bir korkunç hitâbe,
Ey Rus ordusu, ey Kızıl amele,
Koş Türk yoldaşına: Verin el ele!
Şarktan Garba düşsün ateş zelzele,
Yürü, Kızıl Ordu! Beklemek haram..
Yaşasın inkılâp, kahrolsun yamyam!
Feyzullah Sacit

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.