TSK’yı zayıflatan kendisi zayıflar

Fetullahçı tehlike yıllardır dillendirilmesine rağmen yetkililer oy hesabı, inanç veya ‘ben göze batmayayım, terfi etmem/geleceğim etkilenmesin’ kaygısıyla bu dini topluluğun gelişip güçlenmesini sağladılar, desteklediler

TSK’yı zayıflatan kendisi zayıflar
17 Ağustos 2016 Çarşamba 11:41

ASKERİ LİSELERİN ÖNEMİ - 2

Rıfat Yeniay / Emekli Binbaşı
Askeri okulda günlük yaşamımız kabaca şöyleydi: Sabah kahvaltı ve bir saat etüt, gün boyu ders ve eğitim, akşam yemeğinden sonra iki saat etüt ve yat. Kısaca günümüz yemek, ders-eğitim ve etüt yani ders çalışmakla geçiyordu. Böyle yoğun bir ders ve ders çalışma ortamında, hele seçilmiş öğrencilerin başarısız olması mümkün değildi. Sonra ülkede çeşitli dini grupların bu eğitim planını aynen alarak, dini bir sosla uygulamaya soktuğunu gördük. Özellikle bugün FETÖ diye anılan cemaat -dini topluluk- askeri okulların başarılı sistemini çok güzel kullandı. Çocuğunu okutacak parası olmayan veya az olan, okulun bulunduğu yerde çocuğunun kalacak yeri olmayan ailelerin çocuklarını seçip, yurtlarında barındırarak ve dini bir ideolojiyle beyinlerini yıkayarak kendisine sadık kıldı. Bunların içinden zeki olanları seçip, özel olarak üzerlerinde durarak adliye, mülkiye, emniyet ve askeriyeye girmelerini sağladı. Bu tehlike yıllardır dillendirilmesine rağmen yetkililer oy hesabı, inanç veya “ben göze batmayayım, terfi etmem/geleceğim etkilenmesin” kaygısıyla bu dini topluluğun gelişip güçlenmesini sağladılar, desteklediler.

SADAKAT DİNİ İDEOLOJİYE
Sonuçta ortaya çıkan, binlerce yıllık sistemin yeni bir başarısıydı. Fakat kötü yönde bir başarısıydı. Evet, sistemin özü sadakatti. Fakat sadakatin kime olacağı değişmişti. Sadakat millete değil, bir cemaate -dini topluluğa- idi. Yeni sadakatin nedeni; dini ideoloji, yıllarca beslenme, büyütülme, haksız terfi ettirilme, layık olmadığı göreve getirilme, evlendirilme vb. nedeni ile duyulan sadakat-güçlü bağlılık-idi. Günü geldiğinde ve görev verildiğinde bir robot gibi hareket etmeleri onlar için olağandı. Fakat bizler bu işe akıl sır erdiremiyorduk. Bu çağda bu nasıl olurdu? İnanmak çok zordu. Fakat gerçek gözümüzün önündeydi. Bir robot topluluğuyla karşı karşıyaydık. Üstelik yabancı bir güç, ABD-İsrail tarafından kullanıldıklarını göremeyecek kadar gözleri kördü.
Sorunun kökeninde ailelerin para sıkıntısı, kalacak ve güvenilir bir yer sıkıntısı vardı. Cumhuriyet yönetimi sorunla ilgilenmişti. Atatürk Doğu’daki isyanlar sonrası, feodal yapıyı değiştirmek ve düzeltmek için İsmet İnönü’yü bir rapor hazırlamakla görevlendirmişti. İnönü bölgeyi dolaşmış, dönüşte hazırladığı rapor üzerine bölgede YİBO’lar (Yatılı Bölge İlköğretim Okulları) kurulmuştu. Yine devlet Kredi ve Yurtlar Kurumu’nu kurarak öğrencilerin para ve güvenli kalacak yer sıkıntılarını çözme yolunu bulmuştu. Çözüm yolları belliydi ve giderek geliştirilmesi gerekiyordu. Fakat dini tarikat ve cemaatlerin dershane ve yurt ile başlayan ve giderek okula ve üniversiteye dönen çalışmaları, çözüm yolları ile yeterince ilgilenilmediğini göstermektedir. Devletin boş bıraktığı alan devlet dışı dini gruplar tarafından doldurulmuştu. Hiç olmazsa askeri yönetimlerin hâkim olduğu dönemlerde, laiklik tartışmaları yanında “her okula öğrenci miktarında yurt kapasitesi zorunluluğu” getirilse sorun kökünden çözülmüş olurdu.

SİSTEMİ NASIL BOZDULAR
Askeri okullara dönecek olursak, binlerce yıllık sistem işliyordu. Fakat FETÖ’cü darbe girişimi sayesinde gördük ki bir sorun vardı. Sistem düzgün işletilemez ise kontrolden çıkabiliyordu. Sistem Cumhuriyet dönemi boyunca da sorunsuz işliyordu. Sistem dışına çıkanlar çeşitli aşamalarda ve Yüksek Askeri Şura (YAŞ)’da sistem dışına itiliyor, kontrol altında tutuluyordu. Cumhuriyet dönemi boyunca sorunsuz işleyen sistem ne zaman ve nasıl bozulmuştu? Bunu hepimiz biliyoruz. Özellikle 2002 seçimleri ile iktidara gelen, YAŞ kararlarına muhalefet şerhi koyan ve “Ne istediler de vermedik” diyen düşünce yapısının göz yumması ve kasdî -bilerek ve isteyerek- desteği ile sistemin yapısı bozuldu ve kontrol kaybedildi. Sonuçta, 1845 yılında kurulmuş, 171 yıllık geçmişi olan, Abdülhamit döneminde bile kapatılmamış Kuleli Askeri Lisesi ve diğer askeri liseler kapatıldı. Doğru çözüm, sistemi kaldırmak değil, eskiden olduğu gibi, doğru yönde kullanılmasını sağlamaktı.
Sistemin kötü yönde kullanımına yol açanlar 14 yıldır iktidarda olanlardır. Bozduklarını düzeltemeyip askeri liseleri kökten kapatma yoluna gidenler binlerce yıllık işleyen, denenmiş ve doğrulu kanıtlanmış bir sistemi yok ediyorlar. Benim düşünceme göre, sistemi kaldırmak, sistemi anlayacak ve doğru yönde kullanacak zekâ seviyesinde değilim demektir veya başka bir art niyet vardır.

ORDU ZAYIFLATILIYOR
İktidar, askeri liseleri kapatarak, güçlü olması gereken bir kurumunu, ordusunu zayıflatmaktadır. Oysa bir devlet, kendisini oluşturan kurumları güçlü olduğu oranda güçlüdür. Kendi devletinin kurumlarını zayıflatan bir iktidar, kendi kendisini zayıflatıyordur. Gerekli yer ve zamanda orduyu kullanmak gerektiğinde, bu zaaftan dolayı, fazladan dökülecek kan ve gözyaşını, acıyı, bir eli yağda bir eli balda olan kendi çocukları değil, bu cefakâr ve vefakâr millet ve çocukları ödeyecektir.
Bu yazıyı yazmayı gece geç saatte bitirdim. Üzerinden iki gece geçtikten sonra, sakin bir kafa ile tekrar okur, varsa gerekli değişiklik ve düzeltmeleri yapar, yayınlanması isteğiyle gönderirim diye düşündüm. Normal olarak bir gece geçtikten sonra yapmam gereken işi iki gece geçtikten sonra yapmayı düşünmemin bir nedeni vardı. İçimden bir his bu yazıda bir eksiklik olduğunu söylüyor, fakat ne olduğunu bir türlü çıkaramıyordum. Ertesi gün, 07.08.2016 tarihinde İstanbul Yenikapı’daki Demokrasi ve Şehitler Mitingi’nde Cumhurbaşkanı’nın yaptığı konuşmayı dinlerken, beni huzursuz eden, eksik olan şeyin ne olduğunu buldum. Bu yazıda eksik olan konu, askeri liselerin neden kapatıldığıydı. Evet, askeri liseler neden kapatılıyordu?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.