TÖS gerçek sendikaydı

"Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yıldırım Koç, neredeyse unutulmak üzere olan Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın(TÖS) kuruluş yıldönümünde peş peşe iki makale yayımlayarak, bizleri bu konuda bilgilendirdi."

TÖS gerçek sendikaydı
17 Temmuz 2015 Cuma 18:04

Şakir Keçeli
Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Yıldırım Koç, neredeyse unutulmak üzere olan Türkiye Öğretmenler Sendikası’nın(TÖS) kuruluş yıldönümünde peş peşe iki makale yayımlayarak, bizleri bu konuda bilgilendirdi.
Konuya girmeden önce bir hususa açıklık getirmekte yarar görüyorum. Sayın Koç TÖS yöneticilerinin 1403 sayılı Af Yasası’nı kabul etmediklerini ve bu nedenle yargılamanın devam ettiğini ve sonunda aklandıklarını yazmıştır.
Anılan yasa sanıklara, affı kabul edip etmeme gibi bir hak tanımıyordu. Bu yasa, sanıkların 12 yıla değin aldığı cezaları affediyordu. TÖS Davasının sanıkları ise TCK’nın 141/1. maddesine aykırılıktan yargılanıyorlardı. Bu maddeye göre verilecek cezaların üst sınırı 18 yıldı. Af Yasası 12 yılı bağışlıyordu. Üst sınırı 18 olan suçlardan dolayı yargılananların yargılamalarına, devam edildi. TÖS Davası sanıklarının da, yargılaması devam etti ve Askeri Yargıtay’ın bozma kararından sonra aklandılar. Nitekim Sosyalist Aydınlık Dergisi Davası’ndan dolayı yargılanan ve Ankara Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi’nce 8 yıla mahkum edilen benim hakkımdaki davada bu nedenle devam etti ve sonunda Yargıtay Kararı ile aklandım. Ama DEV-GENÇ Davası’ndan dolayı TCK’nın 141/5 maddesi gereğince 5 yıl ceza almıştım. Bu suçun üst sınırı 12 yıl olduğu için bu dava, benimle ilgili olarak Askeri Yargıtay’a gitmedi ve Af Yasası nedeni ile düşürüldü.
ULUSAL GÜÇLERLE BİRLEŞTİ
Sayın Koç, 13 Temmuz tarihli makalesinde Türkiye Öğretmenler Sendikası’nı şu iki açıdan değerlendirmiştir. Görevden alınan üyelerinin aylıklarını tam olarak ödemesi ve başarılı ilk genel grevi yapmış olması. Şüphesiz özellikle 1969-1971 yıllarının koşulları içinde bu iki olay çok büyük bir olaydır ve asla unutulmaması ve sürekli anımsatılması gerekir. Fakat TÖS’ü sadece bu iki olayla sınırlamak eksik olacaktır.
TÖS kendisini hiçbir zaman bir ekonomik-demokratik örgüt gibi görmedi. O temsil ettiği eğitim emekçilerinin kurtuluşunu, emperyalizme bağlı bozuk düzenin değişmesinde görüyordu.
Gayrı milli ve bozuk olan bu düzeni değiştirmek için bütün millici kuruluşlarla ve sınıflarla birlikte hareket etmeyi amaçladı.
İşçi Partisi’nin 1990’lı yılların başından itibaren kurmaya çalıştığı “ulusal güçler birliği”ni o günlerde kurdu. 12 Mart’tan sonra da bu eylemi nedeniyle yargılandı.
Hiçbir zaman, “benim sorunum öğretmenlerin veya eğitim emekçilerinin daha fazla ücret almasıdır” demedi. Sürekli olarak, “benim sorunum, gerçekten demokratik ve tam bağımsız Türkiye’yi gerçekleştirmektir” dedi. Bu amaçla da, işçi, köylü ve memur örgütleri ile sıkı bağlar kurdu.
Bu nedenle de yetmiş bin üyesi olmasına karşın, yüz yirmi bin eğitim emekçisini arkasına aldı.
TÖS yöneticilerinin izni ve
buyruğu ile katıldığım şu eylemler yukarıdaki yargımda haklılığımı kanıtlamaktadır:
1966-1967 yıllarında TÖS Merkez Hukuk Bürosu Avukatı merhum Kemal Çınar’la birlikte Antalya- Elmalı Bayralar, Yakaçiftliği köylülerinin, Subaşılarla olan toprak davaları...
1970 yılında, TÖS Merkez Hukuk Bürosu Avukatı olarak, Aydın Germencik Turanlar köylülerinin toprak işgali davası. Bu dava da, Sayın Doğu Perinçek ve arkadaşları ile birlikte hareket edildi. Benimle birlikte Turanlar Köyü’ne gidenler arasında, Kızıldere’de şehit edilen Dev-Genç Merkez Yönetim Kurulu üyesi Hüdai Arıkan da vardı.
Yine aynı yıllarda Ulukışla Beyağıl Köyülleri’nin demokratik mücadelesi yanında yer aldı.
Türk-İş’e bağlı YAPI-İŞ sendikası sarı sendikacılar tarafından ele geçirilmeye çalışılıyordu. TÖS Merkez Hukuk Bürosu’nun bilgi birikimini Suat Şükrü Kundakçı ve arkadaşlarının hizmetine sundu.
12 Mart Askeri Darbesi tarafından tutuklanan, yargılanan devrimcilerin neredeyse önemli bir bölümünün savunmaları TÖS avukatları tarafından bir ücret alınmaksızın yüklenilmişti.
12 Mart 1971 tarihinde tutuklanan veya açığa alınan bütün öğretmenlerin maaşları eksiksiz ödenmiştir.
Ben DEV-GENÇ davasından dolayı tutuklandım ve dokuz ay tutuklu kaldım. TÖS bana maaşını eksiksiz ödemiştir.
12 Mart Askeri Darbesi’nden sonra, tutuklanıncaya değin, Adana Bölgesi’nde yargılanan ve tutuklanan eğitim emekçilerinin ve bu arada devrimcilerin avukatlığını yürütüyordum. Her ayın başında Adana Merkezi’nde veya merkeze yakın yerlerde oturan öğretmenlerin maaşları, eşlerine ve yakınlarına, onları ziyaret ederek ve gönülleri alınıp, moral desteği sağlanarak, bizzat kendilerine ödenirdi.
Çeşitli mahkemeler ve Sıkıyönetim Mahkemeleri tarafından tutuklanan TÖS üyesi üyeleri içinden perişan olan, ayakları titreyen veya teslim olan çıkmadı. Onlar faşizme karşı sonuna değin kahramanca direndiler. Asla teslim olmadılar. Onları, kulun zulmü değil Tanrı’nın buyruğu olan ölüm yıkabildi.
Sayın Genel Başkan Yardımcım, Kayseri olaylarını da eksik anlatmaktadır. Gelecek makalemde ona da değineceğim.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.