Sünnilik - Alevîlik kavgası mıydı?

‘Türkiye Aleviliği ile Sünniliği arasında aşılmaz duvarlar yoktur. Türkiye Sünnilerinin yüzde seksen, hatta doksanlarının yaşam tarzı Alevi / Bektaşilerden farklı değildir. Ayrıca bu ülkede Alevilerle Sünniler iç içe girmiş, birbirleriyle kaynaşmışlardır’

Sünnilik - Alevîlik kavgası mıydı?
08 Temmuz 2016 Cuma 11:02

2 Temmuz Sivas Katliamı’nı nasıl okumalıyız? - 2

Şakir Keçeli / Sivas Davası Avukatı, Bektaşi Babası
2 Temmuz 1993 günü Sivas’ta yaşanan vahşetin üzerinden tam 33 yıl geçti. Aradan geçen bunca yıla karşın, Madımak hala yanmakta, Emperyalizmin Haçlı irtica eliyle yarattığı acı, bütün canlılığıyla yaşanmaktadır.
Türkiye Aleviliği / Bektaşiliği adına konuşan örgütler, bu vahşeti, inatla Alevilik-Sünnilik ekseni üzerine oturtmaktadır. Sorun bu zeminde değerlendirilince de halkımız bölünmekte, yanımızda yer alması gerekenler, zaman zaman karşımıza geçmektedir.

AŞILMAZ DUVARLAR YOK KAYNAŞMA VAR
Önce, şunu açıklamak durumundayım; Türkiye Aleviliği ile Sünniliği arasında aşılmaz duvarlar yoktur. Türkiye Sünnilerinin yüzde seksen, hatta doksanlarının yaşam tarzı Alevi / Bektaşilerden farklı değildir. Ayrıca bu ülkede Alevilerle Sünniler iç içe girmiş, birbirleriyle kaynaşmışlardır. Nitekim, Sivas’ta otuz beş insan şehit edilmiştir. Bunların, 17 tanesinin babası ve anası Alevi; 17’sinin annesi ve babası Sünniydi. Bir tanesininki ise Hıristiyandı. Soruna şehit olanların kimlikleri açısından bakarsak, ortada bir Sünni -Alevi kavgası olmadığını saptarız.
Alevi / Bektaşı kuruluşları, Alevi / Bektaşi inançlı halkı ajite etmek için, Madımak Oteli’nde şehit olanların yanarak öldüklerini söylemektedirler. Oysa otopsi raporları incelendiğinde şehitlerin asfiksi [boğulma] nedeniyle öldüklerini öğreniriz. Otelde bulunan eşyaların yanması sırasında çıkan gazlar, şehitlerin boğulmasına neden olmuştur.

VATAN HAİNLERİ VATANSEVERLERE SALDIRMIŞTIR
Sivas olaylarını; 1980 öncesinde Maraş’ta, Çorum’da, Yozgat’ta, Sivas’ta, 1 Mayıs 1977’de, Gazi’de vb. yaşanan olaylardan soyutlayarak değerlendirirsek hataya düşeriz. Çünkü bu olaylar arasında ortak noktalar vardır. Ortak noktaları şöyle sıralayabiliriz:
Sayılan olaylar, Cuma günü ve Cuma namazından hemen sonra başlamıştır.
Olayları başlatanlar, Cuma namazı kılmak için toplanan samimi Müslümanları, iftirayla, yalanla, dolanla tahrik etmiş ve olayların fitilini ateşlemişlerdir.
Olayları yönlendiren vatan haini katillerin tek sermayesi Alevi / Bektaşi düşmanlığıdır.
Katliamları düzenleyenler ve onların harekete geçirdiği güruh [bunlar asla halk değildir] Atatürk ve Cumhuriyet’i yıkmayı hedeflemiştir.

PLANI GLADYO / KONTRGERİLLA / SÜPER NATO YAPTI
Artık Türkiye’de ve dünyada yaşayan ve az çok düşünen herkes, Emperyalizmin baş düşmanının Atatürk ve Kemalizm olduğunu bilir. Emperyalizmin Türkiye’deki gizli örgütü Süper Nato’nun; Cumhuriyet’i, Cumhuriyet’in ruhu olan Laikliği ve Türk Milleti’ni yaratan Kuvvayı Milliye’yi tasfiyeyi amaçladığı da bilinen bir gerçektir. 2 Temmuz Sivas sokaklarında atılan şu sloganlar katillerin düşünce yapılarını bize göstermektedir:
“Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacaktır!
“Kahrolsun laiklik!”
“Laiklik gidecek şerî’at gelecek!”
1919 yılının 4 Eylülü’nde Sivas’ta, Sivas Kongresi toplanmıştı. Kurtuluş Savaşımızın fitilini ateşleyen Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Sivas’ta, 4 Eylül Kongre Binası’nda kurulmuştu. Haçlı İrtica’ın fedaileri Kongre Binası’nı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün büstünü taşladılar. Bütün bunlar canilerin, emperyalizmin fedaileri; yani, Haçlı savaşının silahlı ve silahsız askeri olduklarını kanıtlamıyor mu?

KATLİAMIN FAİLİ HAÇLI İRTİCA
Maraş olayları cuma günü başladı. Çorum’da da, Alaattin Camisi’ne saldırıldığı gerekçesiyle, yine Cuma günü katiller harekete geçti. Sivas’ta da olaylar 2 Temmuz Cuma günü, Cuma Namazı’ndan sonra Paşa Camisi’nin önünde, on-on beş kişiyle başladı.
Sivas’ta tek bir ABD’li yok. Ama buna karşın, göstericiler, “nereden bulmuşlarsa!” bir ABD bayrağı bulmuşlar. Sivas’ta ha denilince bulunması olanaksız olan ABD bayrağı önceden temin edilmiş ve o gün cami önünde yakılmıştır. ABD bayrağının yakılması emperyalizmin kendisini gizlemek için ortaya attığı bir sis bombasıdır. Demek ki, olaylar kendiliğinden patlamamış, bir planın gereği olarak başlamıştır.
Olayların uzun bir hazırlığın ürünü olduğunu TBMM Sivas Olayları Araştırma Komisyonu’na ifade veren Sivas Ticaret Odası Başkanı da şu sözlerle açıklamaktadır: 1993 yılı boyunca Refah Partisi Bosna Olayları’nı, Büyük Birlik Partisi Çeçenistan Olayları’nı bahane ederek, sık sık toplantılar yaptı ve halkı [güruhu] bu günlere hazırladı.
Paşa Camisi önünde başlayan olayın önderi Cafer Tayyar Soykök adlı birisidir. Polisler Cafer Tayyar Soykök’e şu soruyu soruyorlar: “Sen olayın elebaşısın. Paşa Camisi’nin önünde ABD bayrağı yakanların içinde sende vardın”. Cafer Tayyar bu soruya şu yanıtı veriyor: “Ben Türkiye’de asla cuma namazı kılmam. Bu nedenle o gün camide yoktum. Cuma namazı kılmam”. Polisler; “Senin kılığın kıyafetin, sakalın, şalvarın koyu bir Müslüman olduğunu gösteriyor. Nasıl cuma namazı kılmazsın?”. Bu soruya da şu ilginç yanıtı veriyor: “Evet ben elhamdülillah müslümanım. Evet her Müslümanın cuma namazı kılması zorunludur. Fakat cuma namazı Devlet Başkanı’nın Müslüman olduğu, şeriatın uygulandığı ülkede kılınır. Türkiye’de cuma namazı kılınamaz”. Elebaşı Cafer Tayyar polise verdiği ifadesinde Almanya’da işçi iken Hizbullah [Türk Hizbullahı] Örgütü’ne her ay yüz Mark aidat verdiğini de söylemiştir.
Yargılama sırasında Cafer Tayyar’ın olay yerinde olduğu, video kayıtları ve polislerin ifadeleriyle kanıtlandı. Tüm bunlara karşın, Cafer Tayyar hakkında beraat kararı verildi. Gerekçe Cafer’in epilepsi [sara] hastası olması. Hiçbir ağa ya da mafya babası, fedaisini kolay kolay ayak altında ezdirmez.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.