Şili’de Allende’yi sarayında öldürdüler!

Bu darbe de tıpkı 11 Eylül 1973 günü Şili’de sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’ye yapılan Amerikancı darbeye benziyor. İşte o kanlı darbenin öyküsü

Şili’de Allende’yi sarayında öldürdüler!
31 Temmuz 2016 Pazar 11:51

Ercan Dolapçı
[email protected]

15 Temmuz kanlı darbe girişiminde ABD parmağı her geçen gün kendini daha fazla gösteriyor. Bu darbe de tıpkı 11 Eylül 1973 günü Şili’de sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’ye yapılan Amerikancı darbeye benziyor. İşte o kanlı darbenin öyküsü:

TIBBİYELİ SOSYALİST BAŞKAN
Şili Devlet Başkanı Salvador Allende (65), solu ve merkez sağı da içine alan geniş bir cephe kurarak,4 Kasım 1970 günü iktidara geldi. Amerikancı yönetime son verdi. Amerikan tekellerinin elinde bulunan bakır, kömür ve potasyom nitrat gibi önemli madenleri ve birçok kamu kuruluşunu devletleştirdi.Sosyalist Başkan Allende, 1937 yılında milletvekili olarak Meclise girmiş, 1966-1969yılları arasında da Senato Başkanlığı yapmıştı. Tıbbiyeli bir devrimci olarak devleti biliyordu. (Şili’de de tıbbiyelilerin devrimciliği meşhurdur.) Bağımsız sosyalist bir sistem kurmak istiyordu. Yaptıklarıyla kısa sürede benimsendi ve sevildi. Onu en çok da yoksullar sevdi. Tıpkı Chavez gibi, ilk geldiğinde “ben size önce süt ve ekmek” vadediyorum diyerek işe koyuldu. Halkın durumunu adım adım iyileştirdi. Ancak bu durum Güney Amerika’ya iyi örnek olmuyordu. Yabancı şirketlerin tepkisini çekti. Darbe için harekete geçildi.

CASTRO’NUN ARKADAŞIYDI
1970 yılı seçimlerinde yüzde 36 ile iktidara gelen Allende, son seçimde (4 Mart 1973) oyunu yüzde 43.9’a çıkarmıştı. Darbeye giden süreçte ABD tarafından verilen kredilerin kesilmesi, ABD merkezli bakır şirketinin üretimi düşürmesi, sendikaların greve yönlendirilmesi, aşırı sağ örgütlerin cinayetleri, ordu içindeki hareketlilik dikkat çekiciydi. Amaç istikrarı bozarak halkı Allende’nin aleyhine kışkırtmaktı. Şili ordusunun subayları ABD’de eğitiliyordu. Ordu uzun yıllar ABD kontrolündeydi. Allende bunu yıkmaya çalışıyordu. Bir yandan da toprak reformu için harekete geçmişti. Çıkarları bozulan gerici sınıf da darbeye destek verdi. Küba, Çin, Vietnam, Kore DHC gibi ülkelerle ilişkilerin gelişmesi, ABD’nin tepkisini çekti. Özellikle Küba’yla... Allende, 1959 Küba devrimi sonrası Castro ve Che ile yakın dost olmuştu.

İLK İSYAN GİRİŞİMİ
28 Mart 1973 günü, askerler hükümetten ayrıldı. 27 Haziran 1973 günü General Pirats’a suikast girişiminde bulunuldu. Ertesi günü bir jandarma birliği isyan ederek Başkanlık Sarayı’na hücuma geçer. Bu girişim kısa sürede bastırılır. Ancak bu bir depremin öncü sarsıntısıdır. 25 Temmuz günü kamyoncular grevi başlar. 12 Ağustos günü kamyonlara el konulacağı sırada kamyoncular araçlarını tahrip eder. Sonradan ortaya çıkar ki bunlara para dağıtılmıştır. 23 Ağustos günü Savunma Bakanı ve Silahlı Güçler Başkomutanı General Prats istifa eder. Prats gibi Allendeci bilinen Askeri Okullar Komutanı ve başkent Santiago Garnizon Komutanları görevlerinden istifa ederler. 28 Ağustos günü Allende yeni askerlerle kabinesini kurar. 4 Eylül günü 800 bin kişinin katıldığı bir gösteride Allende’nin iktidara gelişi kutlanır. Allende tehlikeyi sezdiği için, Hıristiyan Demokratlarla tekrar temasa geçer. Ancak bunlar gidişi durduramaz. 11 Eylül günü ordunun faşist kanadı, Allende’nin 24 saat içinde istifa etmesini ister. Allende, buna boyun eğmeyeceğini belirterek, “Şili’yi savunma kararımdan asla vazgeçmeyeceğim bilinmelidir. Örnek olması için her türlü yola başvurarak hayatım pahasına bile olsa direneceğim” der.

DİRENİRKEN ŞEHİT OLDU
Allende radyodan yaptığı çağrıda halkı ve özellikle işçileri direnmeye çağırır. Uçaklar Allende’nin sarayının üzerinden alçak uçuşlar yaparak tehdit eder. Bir süre sonra radyonun yayınları kesilir. Askerler radyodan yaptıkları yayınla, Allende’nin polise teslim olmasını ister. Bu gerçekleşmeyince de saray bombalanır. Tanklar da kuşatır. Öğlen saatlerinde tank ateşi sonrası sarayda yangın çıkar. Allende ve korumaları direnmeyi sürdürür. Allende elinde otomatik tüfekle karşı koymaya devam eder. Bombalamalar hızlanır. Allende kararlıdır ve sonuna kadar direnecektir. 3 saatlik direnme sonrası içeri giren askerler her tarafı tarar. Allende delik deşik olarak hayatını kaybeder. Cunta daha sonra yaptığı açıklamada, Allende’nin intihar ettiğini söyler. Buna kimse inanmaz. Eşi de. Cenaze ailesine gösterilmeden apar topar toprağa verilir. Kızı Küba’ya, eşi de Meksika’ya sığınır. Darbe sırasında Allende’nin yanında bulunan İçişleri Bakan Yardımcısı Daniel Vergare ile Allende’nin Basın Sekreteri Agusto Olivares de hayatını kaybeder.
Allende hayatı boyunca Şili’de iç savaş çıkmaması için çaba gösterir ve dengelere dikkat eder. Darbeden sonraise en çok korkulan budur. Taraftarları her yerde direnişe geçer ve askerlerle yer yer çatışır. Ancak bu çabalar da darbeyi önleyemez ve darbeciler hedeflerine ulaşır. Bundan sonra yaygın tutuklama ve işkenceler başlar. Darbe dünyada da büyük yankı yaratır. Paris’teki Şili büyükelçiliği önünde gösteri yapanlar, “Faşistler, katiller, kahrolsun CIA” diye slogan atar. ABD patentli olduğu yüksek sesle dillendirilir. ABD elçilikleri önünde gösteriler yapılır. ABD yaptığı resmi açıklamada ise darbeye karşı olduğunu belirtmez. Ancak “Bozulan ilişkilerin düzelmesinde en kestirme yol” olduğunu da açıklamadan geri durmaz.

ABD 48 SAAT ÖNCE BİLİYORDU
ABD Komünist Parti üyelerinden Michael Myerson, darbe öncesi çok sayıda ABD savaş gemisinin Şili karasuları açıklarında dolaştığını belirterek, “Bu Amerika’nın Şili’deki olaylara müdahalesinin bariz bir belirtisidir” der. ABD’liler ise bu durumu ‘ortak tatbikat’ olarak açıklar. Dışişleri Bakanlığının bir sözcüsü ise ABD’nin darbeye hiçbir şekilde katılmadığını, ancak böyle bir darbe hareketinin cereyan edeceğini en az 48 saat öncesinden bildiklerini açıklar. Ve ekler: “Günü hakkında bir bilgimiz yoktur.”
Arjantin’in eski Cumhurbaşkanı Juan Peron, Allende’nin devrilmesinde Amerika’nın rolü olduğunu açıklar. Küba Devlet Başkanı Castro ise, “Şili ordusu büyük bir vatanseveri arkadan vurdu” der. ABD’de eğitim gören Şilili subayların darbeyi duyunca kadeh kaldırarak kutlamaları anlamlıdır. BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim ise her zamanki gibi “Son derece üzgün olduğunu” ifade eder. General Augusto Pinochet, cuntanın başı olarak ülkeyi 1990 yılına kadar yönetir.

KAYNAKLAR:
1- Regis Debray, Allende Anlatıyor, Türkçe: Hasan Kaya, May Yayınları, İstanbul, 1973.
2- Allende,Şili’de Sosyalist Eylem, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 1974.  

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.