Şiirsiz ve çiçeksiz yaşanmaz

"Şarkılara, türkülere geçmiş aşklar. Şarkıların türkülerin konusu olmuş sevgiler. Türkülerimiz ne güzeldir, ne anlamlıdır."

Şiirsiz ve çiçeksiz yaşanmaz
24 Haziran 2015 Çarşamba 12:12

Erol Ertuğrul
[email protected] hotmail.com

Sevgili Oktay Akbal, Akyaka’da evinde hasta yatağında yatıyor. Eşi Ayla Akbal yıllardır bitip tükenmeyen bir aşkla ona bakıyor. Bugünlerde Akyaka’da onlarla birlikte geçirdiğimiz şiirli günleri anımsıyorum. Ünlü sözdür“Mutluluk geçen zamandır.” Yıllar sonra o günleri özlemle anarken yaşadıklarımız tek tek gözlerimin önünden geçiyor. Söyleşilerimiz sırasında aynı şiirleri yineleyince Oktay Ağabey gülerek bana “Repertuarı değiştir” derdi. Şiirlerdeki unuttuğum ya da farklı söylediğim yerleri hemen anlar, uyarırdı. Bir kez CahitKülebi’nin “Dost” şiirini okurken sonundaki dörtlüğü “Öyle yalnızım ki hiç sorma sen anlarsın” diye okuyunca “Orada sen yok” demişti. Gerçekten de şiirin sonunda “Sen” sözcüğü yoktu.
Nazım sevgilisine gönderdiği çiçeklerin içerisine şöyle bir not koyuyor “Bu çiçekler seni benden önce görecekleri için onları kıskanıyorum.” Sonra da “Sana tutup neler söylüyorum, düpedüz seni seviyorum demek varken” diyor.
Şarkılara, türkülere geçmiş aşklar. Şarkıların türkülerin konusu olmuş sevgiler. Türkülerimiz ne güzeldir, ne anlamlıdır. Nazım bir şiirinde ne güzel anlatmıştı türkülerimizdeki Anadolu insanını. “Bir yar sever, el alır”, “Ölmeden mezara koyarlar onu” Türkülerimiz bizi anlatır, dilden dile dolaşır. O yüzden ünlü bir söz olmuştur “Türküleri yakanlar, yasaları yapanlardan daha güçlüdür.”
“Ağlama yar ağlama anam
Mavi yazma bağlama/ Mavi yazma tez solar anam
cigerimi dağlama
Elma al olanda gel anam
Ayva nar olanda gel
Hasta düştüm gelmedin
anam
Bari can verende gel” türküsünün sözleri sevgiliye sitemi ne güzel anlatır . Bir aşk bitmiştir ama unutmak yoktur, alışmak vardır. Yokluğuna alışmışsınızdır artık. Hiç ummadığınız bir gün bir yerde karşılaşırsınız, sizi görmezden gelir, üzülür yıkılırsınız.
“Dün akşam yolda gördüm seni yıllardan sonra
Bir yabancı gibiydin dönüp bakmadın bana
Bir fincan kahve olsam
Kırk yıl hatırım olurdu
Ömrümü ben sana verdim
Beni sevsen ne vardı” şarkısının sözleri de bu karşılaşmayı anlatır, sitem doludur. Ama Attila İlhan’ın söylediği gibi “Ayrılık sevdaya dahil”
Aşık Veysel ne güzel söylemiş “Güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa
Eylenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmazsa”
Neşet Ertaş’ın okuduğu “Bu dünya neye yarar güzeli olmasaydı” dizeleri ne güzeldir. Doğru “Dünya kadınla güzeldir” Aşklarda, ayrılıklarda hep kadın vardır. Ataol Behramoğlu yıllar önce söylemişti “Aşk iki kişiliktir” Aşk’ta ki öteki kişi bir kadındır. Bir sanattır çok kısa bir ya da bir kaç tümcede çok şeyler anlatmak. Orhan Veli’nin “Canan ki Degüstasyona gelmez
Balık pazarına hiç gelmez” dizeleri böyle bir şeydir. Degüstasyon o dönemde Beyoğlu’nda ünlü bir restorandır.
Faruk Nafiz Çamlıbel “Bahçemde açılmaz seni görmezse çiçekler
Sahil seni, rüzgâr seni, aksam seni bekler
Gelmezsen eğer mevsimi nerden bilecekler
Sahil seni, rüzgâr seni, akşam seni bekler” derken, sevgiliye özlemi dile getiriyor.
Yunus Emre duru ve aydınlık Türkçesiyle
“Bana bende demen bende değilim
Bir ben vardır ben de benden içerü
Süleyman kuş dilin bilir dediler
Süleyman var Süleyman dan içerü” demişti. Ümit Yaşar
“Ben de bir zamanlar Süleyman idim
Ateşe ve rüzgara hükümran idim
Sanmayın ki Sultan Süleyman idim
Topkapı da körükçü Süleyman idim” diyor. Okuyanları gülümsetiyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.