‘Saray savaşı’ değil ABD’yle savaş

TSK’nın ve diğer güvenlik güçlerimizin ABD piyonu PKK’ya karşı yürüttüğü mücadelenin ‘saray savaşı’ olmadığı bir kez daha görülmüş oldu. Savaş Türkiye ile ABD arasındadır. Erdoğan’a olan nefretleri gözlerini kör eden zavallılar emperyalizmin safına savrulurlar

‘Saray savaşı’ değil ABD’yle savaş
18 Temmuz 2016 Pazartesi 11:49

Cemil Can / Avukat

Arkadaşlarım soruyor: Ankara’ya en yakınımız sensin; ne oluyor oralarda, bu uçak sesleri de neyin nesidir?
Onlara cevabım kısa olacak:
TSK’nın 24 Temmuz’da; gerçekte ABD’ye, görünürde PKK’ya yapılan operasyonlar için “SARAY DARBESİ” diyen bakar körler, ne biçim yanılmışlar.
Önce bu tespiti yapalım.
Bir kez daha görüldü ki, savaş gerçekte ABD ile Türkiye arasındadır.
AKP lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan nefretleri gözlerini kör eden aynı zavallılar, bu defa da emperyalizmin saflarında yerlerini alacak gibi...
Umarım almazlar...
Yani; Tayyip Erdoğan’a bir şey olsun da ne olursa olsun diyerek ve hatta hep beraber okyanusun derinliklerine bile gömülmeye razı olanların, artık akıllarını başlarına toplama zamanı geldi. Ülke olarak uçuruma doğru sürükleniyoruz.
Akıl, devre dışı olur ve duygular insanı yönetmeye başlarsa, seçenekler arasına intihar da girebilir. 16 Haziran akşamı yaşananlar, biraz da intihara benziyor...
ABD ile savaşa “Saray Savaşı” diyenlerin durumu, adeta intiharı seçenek görmek gibi...

AKP HATASINDAN DÖNDÜ
TSK yoksa Türkiye de yoktur. TSK’yı yok etmeye kalkışanlar, Türk halkının açık düşmanlarıdır. Geçmişte bu hataya AKP de düşmüş, FETÖ ile hareket ederek; ERGENEKON ve BALYOZ vb. kumpaslara yol vermişti. Her ne sebeple olursa olsun, bu fahiş hatasından döndü. Bu aşamada, toprak bütünlüğü ve Cumhuriyetimiz için ne gerekiyorsa yapmak, ötelenemez yurttaşlık ödevimizdir. Ulusal konularda aynı safta olmamız son derece önemlidir...

ORDUMUZUN YANINDA DURACAĞIZ
Peki, şimdi ne yapacağız, duruşumuz nasıl olmalıdır?
Az önce de söylediğim gibi, bağımsızlığımızı ve toprak bütünlüğümüzü korumakla görevli Ordu’muzun yanında duracağız. Çünkü hepimiz, Mustafa Kemal’in askerleriyiz.
Duygularımıza yenik düşersek eğer, düşmanın saflarına düşebilir, düşman ordusunda askerlik yapabiliriz...
Şimdi gelelim can alıcı sorunun yanıtına: Olayları doğru analiz edebilmek için, Ankara’ya yakınlıktan çok, nereye uzak durduğumuz önemlidir. Uzak olduğum ve hep uzak duracağım bir yerden; 16 Haziran 2016 günü öğrendiğim bir haberi paylaşayım da neler olduğunu siz de anlayın.

ABD ‘HESAPLAŞMA YAKIN’ DEMİŞTİ
Rus resmi haber ajansı Sputnik’e ulaşım engellenmeden önce bakmıştım.
Şöyle bir haber paylaşılmıştı: “ABD’nin eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney’nin ulusal güvenlik danışmanı John Hannah Foreign Policy dergisinin sitesinde yayınlanan yazısında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için “tehlikeli şahıs” ifadesini kullanarak, “Er ya da geç bir hesaplaşma günü yaşanması ihtimal dahilindedir” diye yazdı (1)
Yaklaşık 1 ay sonra, dediği gibi oldu gelişmeler!
ABD falcı veya kâhin değildir.
Onların her konu ile ilgili; A, B, C hatta daha fazla planları var.
Bakın da görün; bu darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanınca, en çok biz memnun olduk diyeceklerdir. Zaten ilk açıklamaları da buna benzerdir:
ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na ABD’nin, Türkiye’nin demokratik yollarla seçilmiş sivil hükümetine ve demokratik kurumlarına mutlak destek sunduğunu ilettiğini bildirdi.
Bence bu açıklama (B) Planı uyarınca yapılmıştır.
Biz Türkler, daha önceden birçok darbe ve darbe girişimi yaşadık, bu konuda tecrübeliyiz:
Türkiye’de ABD’nin desteği ve kışkırtması olmazsa, kolay kolay darbe yaşanmaz.
Ayrıca hiçbir darbe, Türk halkına fayda sağlamadı ve sağlayamaz. Geçmişte yaşadığımız darbeler, daima daha çok sömürülmemiz ve bağımlı hale gelmemize neden olmuştur.

AKP KARŞITLIĞININ ESİRİ OLMAYALIM
AKP’den kurtuluşun yolu, dış güçlerle işbirliği yapan hainlerin darbe yapması değildir. Dolayısıyla AKP karşıtlarının, düşman saflarında yer tutması çok büyük ihanet olur.
Unutmayınız ki, sayısal çoğunluk her zaman belirleyici değildir.
Kurtuluş Savaşı öncesinde; Bandırma Vapuru ile yola çıkan kurtarıcılarımız da sayı olarak pek azdı ama sonucu onlar belirlemiştir.
Türk Milleti’nin yararına olan politikalar izlendikçe, halk mutlaka doğruyu görecektir; meşru iktidar değişikliği de ancak böyle gerçekleşecektir.
Umutsuzluğa kapılıp, hainlerin amaçlarına alet olmamak için, düşmanın ne yapmaya çalıştığını iyi analiz etmemiz gerekir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.