Recep amcaları unutmamak

Sırf ülkeyi “iktidarsız bırakmamak’’ için , ‘’memleket yönetimsiz kalmasın’’ gibi tertemiz (!) bir şiarla koalisyon pazarlıklarını yürütenlerin formül üstüne formül üretirken helak olduğu bugünlerde; bir gazetecilik başarısı gösteren Anadolu Ajansı muhabiri sayesinde, hem de bir Babalar Gününde yeniden hatırladık Ermenekli Recep amcayı.

Recep amcaları unutmamak
23 Haziran 2015 Salı 11:23

Yaşar Altıntartı
Hani şu ayaklarındaki yırtık lastik pabuçlarıyla pek çoğumuzun yüreklerini bir süreliğine dağlayıp; yoksulluklarını yüreklerimize ve beyinlerimize yine bir süreliğine kazıyan; tarifi zor acılı yalnızlıklarını, medya ordusunun köylerinden çekilip gitmesiyle de bir güzel unutup gittiğimiz o erdemli yaşlı köylümüzü... 
Ve de onun hayat arkadaşını; “Oğlum yüzme bilmezdi ki... suyun içinde ne yaptı?” sözleriyle, “insanım” diyen her adem oğlunun yüreğini parçalayarak, göz pınarlarını boşandıran Ayşe teyzeyi...
Evlatlarını yitiren bu anne ve babayı; evlerinin temel direği Tezcan’sız yaşadıkları ilk bir Babalar Gününde, adeta yüzlerindeki saflık ve masumiyeti yansıtırcasına saf ve temiz ama bir o kadar da yürek burkan cümleleri ederken görüyoruz yine.
(Es geçmemek gerek: Evlatsız yaşadıkları bu ilk babalar gününde acıları daha da depreşen Recep ve Ayşe Gökçe’yi; kimsesizlerin , hayata tutunmak için didinenlerin dünyalarını; sayfalarında, ekranlarında anlattıkları ‘Yeni Türkiye masallarıyla’ perdeleme misyonuyla hareket eden medyanın ruhuna uymayan bir gazeteci sayesinde hatırlıyoruz.)
Özlemini; “Oğlumu rüyamda görmek istiyorum. Bir kerecik de olsa rüyama girse göndermeyeceğim.Kolundan tutup ‘gitme oğlum” diyeceğim’’ sözleriyle anlatan Recep amcayı...
Seksenine merdiven dayamasına rağmen, şimdi eşim, Tezcan’ımın arkada bıraktığı çocukları ve gelinim için yaşamak zorundayım diyecek kadar da sorumluluk abidesi bir mücadele insanını...
Yanında da onun kadar acılı eşi; çağırırım yok. Ararım yok. Gelmeyiverdi kuzum, diyerek göz yaşlarını tutamayan Ayşe teyze...
İşte bu haber vesilesiyle yeniden hatırladığımız bu insanlarımızın durumu bize; kimsesizlerin kimsesi diye bellediğimiz cumhuriyetimizde hep ihmal ettiğimiz o esas soruyu hatırlatıyor aslında “Nasıl bir demokrasi istiyoruz?”
Sırf bu soruya cevap vermek için bile olsa; ileri demokrasi palavralarıyla bir milletin faşizan karakterli bir diktatoryal idarenin mengenesinde inim inim inletildiği lanetli yıllardan çıkış için; kitabında bu esaslı soruyu yıllar önce sorup, “normal demokrasi”yi güzel açıklayan Server Tanilli’yi yeniden okumamın tam zamanı belki de.
İhmal edilmiş, ötelenmiş, unutulmuş, itilmiş kakılmış, sadece ve sadece seçim zamanlarında hatırlanagelmiş “kimsesizlerimizden” aldıkları yetkiyle ulusal egemenliği Meclis’te temsil etmeye hazırlananların, kırmızı çizgiden geçilmeyen koalisyon pazarlıklarıyla milleti gına getirdiği bir ortamda, aydınlanma mücadelesinin simge isimlerinden Server Tanilli’nin kitabı ve benzerleri, bizlere çıkış yoluna dair rehberlik edecektir.
Ermenekli Recep amcaların, Ayşe teyzelerin insan yerine konulduğu, ne ileri, ne de cici, ama  gerçek bir demokrasi mücadelesi için; halka yoksulluğu dayatan arsız bir zenginliğin kokuşmuş düzenini def etmek adına bu kadarcık zahmete değer diyorum. Ya siz ?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.