Millete sadakat ruhunu bitirmek

İmam hatip liselerinden mezun olanların da imam ve hatip olmaları veya devam etmek isterlerse bu bölümün yüksek kısmı olan ilahiyat fakültelerine/islami ilimler fakültelerine gitmeleri gerekirken, harp okullarına girmelerini istemek normal değildir. Başka bir niyetin göstergesidir

Millete sadakat ruhunu bitirmek
18 Ağustos 2016 Perşembe 11:06

ASKERİ LİSELERİN ÖNEMİ - 3

Rıfat Yeniay / Emekli Binbaşı
Cumhurbaşkanı konuşmasında konuyu askeri liselere getirerek şöyle diyordu:
‘’Yalnız bu akşam buradan bir hitabım var. Hükümet, askeri liselerin kapatılmasına yönelik bir açıklama yaptı. Bazı eski askerler bunun yanlış olduğunu söylediler. Şimdi ben de onlara buradan sesleniyorum. Diyorum ki, işte oradan yetiştirilmiş olan o tek tip FETO’cular, işte bu olayı yaptılar. Şimdi biz de diyoruz ki harp okullarımız duracak. Tüm liselerimizden, bu ülkenin liselerinden yetişenler, hepsi gelsin rahatlıkla buraya girsin. Tek tip niye olsun, hepsinden girsin.’’
Askeri liselerin neden kapatıldığını birden kavradım. Konu, harp okullarına imam hatip lisesi mezunlarını yerleştirmekle ilgiliydi. Konu o kadar önemliydi ki, birlik ve beraberlik gününde, karşı çıkan eski Genelkurmay Başkanı’na cevap bahanesiyle, bu konuda kararlıyız mesajı verilerek, konu tartışma dışı bırakılmak isteniyordu. Düşünceme göre, Cumhuriyet’ten öç alma, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı “kindar ve dindar bir nesil yetiştirme” projesi yürürlükteydi. Konunun önemi nedeniyle projenin birinci ayağı ile oğul Bilal Erdoğan görevlendirilmişti. Gazetelere yansıyan, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yetkilileriyle yaptığı toplantıda söylediği ve beş yılda ulaşılmasını istediği “Bir milyon İmam Hatipli” hedefine bir yılda ulaşılmıştı.*Sırada projenin ikinci ayağı, bunların harp okullarına yerleştirilmesi vardı. FETÖ’cü darbe girişimi bahanesiyle, projenin ikinci ve en önemli aşaması gerçekleştiriliyordu.

BAŞKA BİR ART NİYET
Gazetecilik meslek lisesinden mezun olan gazeteci, hemşirelik meslek lisesinden mezun olan hemşire, otelcilik ve turizm meslek lisesinden mezun olan turizmci, tapu kadastro meslek lisesinden mezun olan tapu kadastrocu olur. Devam etmek isterse, bu bölümlerin yüksek kısımlarına sınavsız veya avantajlı geçiş hakkı kazanır. İmam hatip liselerinden mezun olanların da imam ve hatip olmaları veya devam etmek isterlerse, bu bölümün yüksek kısmı olan ilahiyat fakültelerine/islami ilimler fakültelerine gitmeleri gerekirken, harp okullarına girmelerini istemek normal değildir. Başka bir niyetin göstergesidir.
Sistemin FETÖ’den sonra, yeni bir kötü kullanımı daha ortaya çıkmaktadır. İhtiyaç fazlası ve yatılı kısımları da bulunan imam hatip ortaokul ve liselerinin varlığı artarak devam etmektedir. Mezunlarının harp okullarına da artan bir oranda girmeleri sağlandığında, sistemin yeni bir başarısı daha ortaya çıkacaktır. Bugün nasıl general-amirallerin büyük çoğunluğunu FETÖ’cülerin oluşturduğu gerçeğiyle karşılaştıysak, yakın bir gelecekte de general-amirallerin büyük çoğunluğunu imam hatip mezunlarının oluşturduğu gerçeğiyle yüz yüze kalacağız.

İKİ GÜVENLİK TEHDİDİ
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri iki büyük güvenlik tehlikesi vardır. Birisi bölücülük, diğeri laiklik karşıtı akımlardır. Bölücülük ile Cumhuriyetimizi kuran Lozan Barış Antlaşması’nın yıldönümü olan 24 Temmuz 2015 tarihi itibari ile etkili bir mücadeleye başlanmıştır. Laiklik karşıtı akımların ise günümüzde iki kuvvetli kolu vardır. Birisi FETÖ olup, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası devletten tasfiyesi başlamıştır. Diğer kol olan, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” Anayasa Mahkemesi kararı ile tespit edilmiş olan parti bugün iktidardadır.
Bilal Erdoğan’ın MEB yetkilileri ile yaptığı toplantıda söylediği “Yeni planlanan okulları da ya kız ya erkek olarak planlayalım... Yani kız-erkek aynı kampus içinde düşünmeyelim”**demesi, dünyevi yaşam tarzını dini düşünceye göre düzenleme isteğinin ifadesidir. Yine imam hatipli olmayanlara da seçmeli din dersi verilmesi için “Onun için bir avantajımız, seçmeli din derslerinin (İmam hatip dışındaki) diğer okullarda da olması” demesi, imam hatip okullarının “arka bahçe” olarak görüldüğünün ve din derslerinin siyasi çıkar için kullanıldığının göstergesidir. Yenikapı mitingine Kur’an tilaveti -Kur’an-ı Kerim okunarak- ve takiben Diyanet İşleri Başkanı’nın dua okuması ile başlanması, laik bir devlette bugüne kadar olmayan uygulamalardır. Toplum yavaş yavaş alıştırılmaktadır. Toplumu, kendi dini anlayışına uygun yaşam biçimi için yeniden düzenlemeye çalışan, ABD-İsrail-FETÖ’cü darbe girişimini kendi siyasi amaçlarını gerçekleştirmek için kullanan bu güç, FETÖ’cülerin yapamadığı İslami darbeyi kendisi yapmaktadır. Bir din devletine doğru gidiyoruz.
Bu uygulamalarla sonuç alınabilir mi diye düşündüğümde, aklıma yıllar önce Hürriyet gazetesinde okuduğum bir haber geldi. İran’da, İslam Devrimi öncesi Genelkurmay Başkanı olan kişi ile bizim Genelkurmay Başkanımız arasındaki konuşma baş haber yapılmıştı. Bizim Genelkurmay Başkan’ımızın “Neden tedbir almadınız” anlamındaki sorusuna, İran Genelkurmay Başkanı “Değişim çok yavaş oldu, fark edemedik” diye cevap vermişti. Demek ki sonuç alınabiliyormuş diye düşündüm.

DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE
Emperyalizmin işbirlikçi sermaye ile birlikte “korku”larımızı besleyip büyüterek bizi yönlendirme ve kullanmalarını çok görüp yaşadığımız için, “din devleti” korkusuna tedbirli yaklaşmak gerektiğini biliyorum. Fakat içinde bulunduğumuz durumu ve gidişatı da yok sayamayız. Sanki “Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete” deyimi bizim için söylenmiş.
Yeni bir İslami darbeye ve din devletine karşıyım. Kendimin ve çocuklarımın bir din devletinde değil demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde yaşamasını istiyorum.
Yukarıda belirttiğim nedenlerle, Sayın Cumhurbaşkanı ve Hükümeti;
1. Askeri liseleri tekrar açmaya,
2 Her okula öğrenci miktarında yurt kapasitesi zorunluluğu getirmeye ve uygulamaya,
3. Yıllık imam ve hatip ihtiyacının tespit edilerek, ihtiyaç fazlası olan imam hatip ortaokul ve liselerinin kapatılmasına davet ediyorum-çağırıyorum.
Bu konularda muhalefet partileri CHP ve MHP’nin yönetimlerinden bir ses geleceğini sanmıyorum. Çünkü her türlü söylem ve eylemleriyle ABD-İsrail’in “tam kontrolünde” olduklarına inanıyorum. Geriye bu partilerin “Tam Bağımsızlık, laiklik ve ulus devlet” inanç ve ideali olan milletvekilleri ve parti tabanları ile Vatan Parti’si kalıyor.

* http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/101715/Arkadas_in_kizli_erkekli_alerjisi.html ve
** http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/egitim/252183/Bilal_in_hedefine_bir_yilda_varildi.html
*** T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, Millî Eğitim İstatistikleri, Örgün Eğitim, 2015/’16, Ankara, 2016, Sh.48- 65.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.