Mezhep makyajlı etnik strateji

"Bölücü terör örgütünün, güdümlü müttefikler, paravan kuruluşlar aracılığıyla etkinlik alanını genişletme stratejisinin iki güncel örneğiyle başlayalım yazımıza."

Mezhep makyajlı etnik strateji
01 Kasım 2015 Pazar 13:08

Av. Hüseyin Özbek

Bölücü terör örgütünün, güdümlü müttefikler, paravan kuruluşlar aracılığıyla etkinlik alanını genişletme stratejisinin iki güncel örneğiyle başlayalım yazımıza.
PKK’nın güvenlik güçlerine yönelik saldırı kampanyasına ve eli kulağındaki kent ayaklanmalarının bastırılması önlemlerine karşı geliştirilen kontratağı planlayan üst aklı gerçekten kutlamak gerekiyor!
Hacı Bektaş-ı Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Baki Düzgün ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan’ın 16 Eylül günü Okmeydanı Cemevi’nde düzenledikleri basın toplantısı “mezhep makyajlı etnik strateji!” açısından ilginç özellikler gösteriyor.
Basın toplantısında dernek temsilcilerinden oluşan 45 kişilik bir heyetin Diyarbakır, Cizre, Silopi, Varto ve Tunceli’de incelemelerde bulunmak için yola çıkacağı açıklandı. Güzergâh boyunca yol üzerindeki Aleviler tarafından karşılanacak olan heyet üyelerinin Cizre’ye su; valilikten izin çıkması halinde Dağlıca Taburu’na ekmek götüreceği belirtildi.

ÇÖZÜM SÜRECİNİ İSTİYORLAR
Toplantıda Alevi dernekleri adına açıklama yapan Baki Düzgün; “Biz Aleviler, PKK’dan derhal ve önkoşulsuz ateşkes ilan etmesini, devletten de derhal ve önkoşulsuz operasyonlardan vazgeçmesini istiyoruz. Cumhurbaşkanı’ndan gerilimi tırmandırmaktan vazgeçmesini istiyoruz. Dolmabahçe mutabakatına geri dönülmesini istiyoruz...
Bu gün Cizre’ye baktığımızda Gazze’yi görüyoruz, Kerbela’yı görüyoruz. Cizre örneği ortadayken kimse Türkiye’deki durumun İsrail’in Gazze’ye reva gördüğü bir durumdan farklı olduğumuza dünyanın inanmasını beklemesin.”
İlk bakışta dengeli, hakkaniyet gözeten bir duruş olarak görülebilecek açıklamanın tümü incelendiğinde, etnik kalkışma içinde olan yasa dışı bir örgütle teröre karşı önlem geliştirmeye çalışan devleti eşitleyen terazideki tuhaflık hemen dikkati çekiyor.
“Mezhep makyajlı etnik strateji”nin ikinci örneği Tunceli’den. Seyit Rıza Meydanı’na çadır kuran bazı Alevi kanaat önderleri bölgede çatışmalı ortamın son bulması ve “Çözüm Süreci”yeniden işler hale getirilerek “barış”gelmesi için 4 günlük dönüşümlü açlık grevine başladıklarını duyurdular.
HDP Tunceli Milletvekili Edibe Şahin’in de katıldığı basın açıklamasının ardından söz alan Ağuiçen Ocağı piri Hasan Genç; Türkiye’nin temel sorunlarından birinin Kürt sorunu olduğunu belirterek; “Bu sorunun şiddet ve çatışma yöntemleriyle değil, barışçıl ve demok-ratik yöntemlerle çözüleceğine inanıyoruz. Açlık grevimizin amacı da tarafları bu noktaya çekmektir. Maalesef biz açlık grevindeyken bile birçok yerde çatışmalar yaşandı” diye konuştu.
Yeniden çözüm sürecine dönülmesi gerektiğini belirten Genç; “Karşılıklı ellerin tetikten çekilmesi ve tahkim edilmiş bir ateşkesin hızla devreye girmesini, müzakerelere kaldığı yerden devam edilmesini, Dolmabahçe mutabakatına geri dönülmesini istiyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
Açıklamanın içtenliği konusundaki ilk kuşkuyu grev çadırının ön yüzündeki afiş uyandırıyor. Büyük puntolarla yazılmış; “Yezit’in zulmüne karşı Hüseyinleşiyoruz” cümlesi bir yerlerden tanıdık geliyor. Kimin Yezit, kimin Hüseyin olduğunun keşfi ise sizin ferasetinize kalıyor!

BOYUN EĞİLEMEZ
Anayurttan Anadolu’ya taşınan bin yıllık inanç ve kültür mayasının, toplulukları millet yapan kimyanın, derin bilinçaltında yaşatılan ortak geçmişin birleştirici kodlarının kimi çakma dernek mekanlarında Cumhuriyet’e, uygarlığa karşı isyan sembolünün gölgesinde nasıl heder edildiğini ibretle izliyoruz.
Zamanın Ankara valisinin zamanın sosyalistine; “Bu memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz, size ne oluyor!” dediği söylenir. Postmodern açılım döneminde Anadolu’nun mazlum ve mağdur Türkmenine; “Alevilik gündeme geldiğinde biz temsil ederiz, size ne oluyor!” azarının basıldığı günleri yaşıyoruz.
Anadolu Aleviliğinin manevi merkezi Hacıbektaş, manevi önderi, ser çeşmesi Hacı Bektaş Veli... Bu yalın gerçekliğe sırtını dönerek yüzüne Pir Sultan maskesi geçirip postmodern Hızır Paşalığa soyunan yol düşkünleri hak divanında kuşkusuz ki başlarını yerden kaldıramayacaklardır. Durdukları dardan destursuz asla kurtulamayacaklardır!
“Mezhep makyajlı etnik strateji” doğrultusunda İstanbul Tunceli hattında kurulan Dolmabahçe mutabakatının, önümüzdeki dönemde fazla mesaisini sürdüreceği anlaşılıyor.
Aleviliği “Siyasal Kürtçülük” lokomotifine son vagon olarak ekleme tezgahının kurgulayıcıları unutmasınlar. Nice kırımların, nice kıyımların yolundan döndüremediği milyonlarca canın birlikte atan yüreği sizin tüm tuzaklarınızı, kumpaslarınızı bir kez daha altüst edecektir!

Etiketler; #Hüseyin Özbek

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.