Memleket manzaraları Nobel ve Aziz Sancar

Yıllardır çok kaygılı olaylar, günler, aylar yaşıyoruz. Ne yazık ki geleceğe de umutla bakamıyoruz. Cumhuriyet aydınlığını karartan bu iktidardan kurtulma şansımız var mı?

Memleket manzaraları Nobel ve Aziz Sancar
11 Temmuz 2016 Pazartesi 11:53

Prof. Coşkun Özdemir
[email protected]

Yıllardır çok kaygılı olaylar, günler, aylar yaşıyoruz. Ne yazık ki geleceğe de umutla bakamıyoruz. Cumhuriyet aydınlığını karartan bu iktidardan kurtulma şansımız var mı? Açıkcası, yıllardır Cumhuriyet, laiklik hatta bilim ve sanat karşıtı bir iktidar ülkeyi yönetiyor. Bırakın onu düşürmeyi frenlemeyi, sınırlamayı gerçekleştirecek bir muhalefet gücünden yoksunuz. Adım adım Cumhuriyet kazanımları yok ediliyor ve inanılmaz bir şekilde ülkenin yargıçları şeriat yolunda adımlar atıyorlar. Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu laiklik TBMM Başkanı tarafından yok edilmek isteniyor. Kendi kişiliklerini silip tek bir adamın diktasına razı olan, alkış tutan, mesajını hazır ol durumunda dinleyen kongre delegeleri görüntüsü ile karşı karşıyayız.

EN HAZİNİ ÜNİVERSİTELERDEKİ DURUM
En hazini üniversitelerimizde bu görüntüden rahatsız olmak şöyle dursun onun içinde gururla yer alan öğretim üyeleri bulunuyor. Müziğin her türlüsünü günah sayan, örtünmeyen kadınların fuhuşu davet ettiğini ileri süren üniversite hocaları var. Cumhurbaşkanı’nın sofrasında Cumhuriyet karşıtları yer alıyor. İçlerinde biri “10 kasımlarda Anıtkabir’e gideceğinize kenefe gidin, Kurtuluş Savaşı nedir ki abartıyorlar, öyle bir şey mi var” diyebiliyor. Kadın eli sıkmayan bakanlarımız, milletvekillerimiz, bunu onaylayan Diyanet İşlerimiz var.

KARAMSARLIĞI DAĞITAN UMUT IŞIĞI
Bu olayların utancını yaşarken Mardin’in Savur kazasından Türklüğü ile övünen bir yurtsever çıkıyor ve bize bir yurttaşımızın Nobele layık görülüşünün gururunu yaşatıyor. Büyük bir başarıya imza atan bu bilim adamı bu ödülü, eğitime, bilime önem ve öncelik veren Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusu Atatürk’e borçlu olduğunu belirtiyor. Büyük Atatürk’ün bize yıllardır unutturulmaya çalışılan “Hayatta en hakiki mürşit (yol gösterici) ilimdir” özsözünü hatırlatıyor. Saptırılmış inançlarla hurafelerle bilimin nasıl geri plana itildiğini, evrimin nasıl dışlandığını, bilim aydınlanma ve laikliğin bir ülke için, demokrasi ve çağdaşlık için nasıl vazgeçilmez olduğunu, başarısı ile söylemleri ile defalarca ortaya koyuyor. Bu soylu insan Nobel ödüllerinden birini Anıtkabir’e, ikincisini eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi’ne, üçüncüsünü ARTUK Üniversitesi’ne bağışlıyor.

‘BÜYÜK ONUR DUYDUM’
İstanbul Üniversitesi’nde Mavi Salon’daki törende hazır bulundum. 1969 yılında benim İstanbul Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olduğum yılların başlangıcında mezun olan Aziz Sancar’ın hocaları arasından sanırım tören salonundaki tek kişi olmak onurunu yaşadım. Beni ön sıraya oturttular ve Sancarın konuşmasından sonra bu özelliğimden dolayı mikrofonu bana uzattılar. Onu kısaca övgü ve övünçle andıktan sonra başarısını Türkiye Cumhuriyeti okulları ve Tıp Fakültesi’nde aldığı eğitime ve Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk’e borçlu olduğunu belirtmesinin bizler için ne büyük bir mutluluk olduğunu belirttim. Törendeİstanbul Üniversitesi’nin bütün restoranlarına içki yasağı getiren rektör Prof. Mahmut Ak da Nobel sahibini öven konuşma yaptı. Sevgili Aziz Sancar’a bize yıllardır özlemini çektiğimiz çağdaşlığı, bilimi aydınlanmayı, laikliği, savunma fırsatı verdiği için de büyük bir teşekkür borçluyuz

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.