İBB Şehir Tiyatroları’ndan Muhsin Ertuğrul için 'İlginç' bir albüm

İstanbul Şehir Tiyatroları, kuruluşunun 100. yılını kutlama etkinlikleri için 26 Şubat 2015 günü, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde, “Kurucu Muhsin Ertuğrul Sempozyumu”ndaydık. Sunulan bildiriler, umarım kitaplaşır. Dileğimiz, Şehir Tiyatroları’nın yüzlerce yıl yaşaması...

İBB Şehir Tiyatroları’ndan Muhsin Ertuğrul için 'İlginç' bir albüm
01 Temmuz 2015 Çarşamba 12:58

Efdal Sevinçli

Sizlere sempozyum günü sanat yönetmeni sayın Erhan Yazıcıoğlu’nun masasında gördüğümüz, katılımcılara verileceği söylenen ancak veril-e-meyen, birkaç gün önce edindiğim, “ilginç” bir kitaptan, Muhsin Ertuğrul (2014) albümünden söz etmek istiyorum!...
Yaşamımda, varlığıyla önemli bir yeri olan Muhsin Ertuğrul’un adını taşıyan kitabın sayfalarını büyük bir merakla çeviriyorum. Kitabın kaynağı, Atatürk Kitaplığı’ndaki M.Ertuğrul Arşivi. Muhsin Hoca’nın, Atatürk Kitaplığı’ndaki arşivini, ilk değerlendiren, kutuları açıp Osmanlıca birçok kitabı, yazılı belgeyi, küçük kartlara yazıp notlayan olarak heyecanlanıyorum. Çalışma arkadaşlarımla hazırladığımız “Benden Sonra Tufan Olmasın” (1989) adlı anıları dışında, M. Ertuğrul üstüne iki çalışmam daha var. Kitap, “Şehir Tiyatrolarının 100.Yılı Anısına” bir armağan.Yayımlayan, “İ.B.B. Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü”. Yazarı? Yok ... Yalnızca katkıda bulunan 6 kişinin adları verilmiş.

CECİLLE B. DE MİLLE’İN FOTOĞRAFI
Sayın Başkan Dr. Kadir Topbaş’ın, “Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na Tam Yüzyıl...” başlıklı, sunuş yazısını okuyorum. M. Ertuğrul’un imzasıyla süslenmiş içkapağı çevirip ikinci sayfaya geçiyorum.”Muhsin Ertuğrul ve Şehir Tiyatroları sanatçıları toplu halde” alt yazılı, çok güzel bir fotoğraf karşımda. Önde, Neyyire Neyyir hanımın yanında oturan, yakışıklı adam, Muhsin Ertuğrul değil! Bir sonraki sayfayı çeviriyorum. Şaşkınlığım daha bir artıyor. Yine o yakışıklı adam,”Muhsin Ertuğrul bir grup arkadaşı ile birlikte” alt yazısıyla...N. Neyyir’in yanıbaşında!
M. Ertuğrul sanılan(!), ancak ona hiç benzemeyen, yakışıklı adama dikkatle bakıyorum! Ben, bu adamı tanıyorum! Amerikalı ünlü yönetmen Cecille B. De Mille (1881-1959) bu yakışıklı adam!.. On Emir (1923,1956), Hz. İsa (1927), Kleopatra (1934), Samson ve Dalila (1949), Harikalar Sirki (1952) vb. filmlerin yönetmeni Cecille B. De Mille...


Cecile De Mille Darülbedayi Sanatçılarıyla

Bu fotoğrafları, Dârülbedâyi dergisinden biliyorum! N. Neyyir’in, derginin 19. sayısında (15 Teşrini-evvel [Ekim]1931, s.6-7) çıkan,”Cecille B.De Mille Tiyatromuzda” başlıklı yazısını ve notlarımı dosyamdan çıkarıyorum. Dünya sinemasının bu ünlü yönetmeni, Ekim-1931 başında, Sovyetler Birliği gezisinden dönerken İstanbul’a uğrar. Ziyaret, gazetelerimizde, örneğin Cumhuriyet’de (8 Teşrîni-evvel (Ekim-E.S.) 1931, ss.1-2.) fotoğraflı, önemli bir haber olur.
Doğrusu, şaşkınlığımın başlangıcı bu kitaptaki yanlışlık değil! Muhsin Ertuğrul’u tanıyamayan (!) araştırmacılar, İ.B.B. Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı’nca yayımlanan, Muhsin Ertuğrul’un Evrakı Kataloğu / Darülbedayi’den Şehir Tiyatroları’na (2012) adlı kitabın, 26. ve 27. sayfalarında da aynı fotoğrafları, “Muhsin Ertuğrul, eşi Neyyire Ertuğrul ve tiyatrocu arkadaşları / çay ziyafetinde” alt yazılarıyla basmışlardı! Ben bu sayfalara, gerekli notları eklemiş ve masum bir yanlışlık deyip geçip gitmiştim... Ancak yapılan yanlışlık, artık “masum” değildi! Çünkü “kahramanlarımız”, aynı yanlışı, ikinci kez yapıyorlardı!
Biraz özen gösterip Muhsin Bey’i tanıyan Şehir Tiyatrosu’nun genel sanat yönetmenine, oyuncularına, dramaturglarına, kütüphanecilerine danışma gereği duysalar, Muhsin Ertuğrul albümünü yanlışsız yayımlayabilirlerdi! Fotoğraflarından bile tanıyamadıkları M. Ertuğrul üstüne, ister istemez, daha ne kadar yanlışlıklar yapabilirler diyerek 270 sayfalık yaldızlı kitabın sayfalarını çevirmeye başlıyorum.

1968’DEN 29 NİSAN 1979’A...
13. sayfadayım. Başlık “60 Yıllık Çabanın Özeti”, bir “iktibas”. Muhsin Ertuğrul’a Saygı (1969) kitabında, Muhsin Bey’in yaşamöyküsünü hazırlayan sayın Oya Başak’ın, son tümceleri şöyledir : “1967-1968 / Bir süre İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nde Tiyatro Eleştirisi dersleri verdi. L.C.C Tiyatro Okulu’nda Sahne Çalışması derslerini yönetti.” “İktibas”, 138. sayfada bu tümcelerle bitmiş diye düşünebilirsiniz. Hayır, kitabı hazırlayanlar, özete, iki “telif”(!) tümcesi daha eklemişler: “1968-1979 / Tiyatro yazılarına devam etti. Türk Tiyatrosuna ismini altın harflerle yazdıran büyük usta 29 Nisan 1979’da hayata veda etti.”
Bu iki özgün tümceyi(!) okuyunca, kime ne söyleyeceğimi bilemiyorum! En iyisi M. Ertuğrul’a kızmak! Ey büyük usta, demek siz,1968’den ölümünüze değin, Dragos’taki evinizdeki oturup sadece tiyatro yazıları yazdınız! Siz, 11 Ocak 1974’de, 82 yaşında, Şehir Tiyatrolarının Genel Sanat Yönetmenliği’ne atanmadınız mı? Siz, semt tiyatrolarından gezici tiyatrolara, deneme sahnesi çalışmalarına bir tiyatro seferberliği başlatmadınız mı? Siz, yerinden yönetim kavgasında yalnız bırakılınca, Nisan 1976’da, Şehir Tiyatroları’na veda etmediniz mi?
Ey büyük usta! Sizi, bu güzel ülkenin güzel insanları, “Şeref Üyelikleri, Devlet Kültür Armağanları”yla ödüllendirmediler mi? Siz, Ege Üniversitesi’nce verilen “Fahri Doktora” töreninde, herkese sahneden teşekkür ettikten 5 gün sonra ölmediniz mi? Siz, “Türk Tiyatrosuna ismini altın harflerle yazdıran büyük usta” bu bilgileri, “İ.B.B. Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü”ne neden anlatmadınız?

VALİDECİĞİM Mİ?...
Şimdi de bu “yaldızlı” kitabın yazışmalar bölümüne geçiyorum. İlk yazışma, bir mektup: “Valideciğim, İki Gözüm” başlığı ilgimi çekiyor. Muhsin Bey’in ailesi üstüne araştırmalar yaptım, kardeşleri üstüne bilgiler edindim. Muhsin Bey’in nüfus sureti dışında, Alman asıllı olan annesine ilişkin hiç bir belgeyle karşılaşmamıştım. Çok hoşuma gitti. Muhsin Bey, annesine neler yazmış diye okumaya başladım: “Mektubunu aldım. Pek çok teşekkür ederim. Ara sıra beni unutmadığını bildiren mektuplar almak pek hoşuma gidiyor...” Ne hoş bir serzeniş diyorum!...Mektubu okurken annesi Fatma Verdrih Hanım ne zaman öldü diye düşünüyorum. “Pazar Yeri oyunları” başlıklı bir konu tartışılıyor. “Turnede....Ayak Takımı Arasında oynanmıştır.” tümcesiyle sarsılıyor ve uyanıyorum! Yan sayfadaki, Ertuğrul Muhsin başlıklı, 28.V.1937 tarihli, eski yazı mektuba geçiyorum: “Vâlâcığım, İki Gözüm” sözcüklerini okuyunca da kitabı elimden atıyorum !...Söz bitiyor...Ne söylesem, öfkemi yatıştırmaya yetmiyor...Kime kızmalıyım? İlk kez, 1936-37 sezonunda, Şehir Tiyatroları’nda oynanan, Maksim Gorki’nin Ayak Takımı Arasında adlı yapıtının bilinmeyişine mi? Çevirmeni Vâlâ Nurettin’i tanımayanlara mı? Yoksa “Vâlâcığım” sözcüğünü “Valideciğim” diye okuyanlara mı... Söyleyin, kime kızmalıyım?...
Sözümüz elbette sayın Dr. Kadir Topbaş’a. Bu yüz karası, cehalet örneği albüm, hasıraltı edildi, dağıttırılmadı! Ancak, bu kitap, İ.B.B. Şehir Tiyatrosu Müdürlüğünüzün ilk “vukuâtı” değil sayın Topbaş! Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü’nce, 2013’de tıpkıbasımlı yayımlanan, Agob Baronyan’ın, tiyatro tarihimiz için çok değerli olan Tiyatro (1874) adlı dergisinin, çeviriyazısındaki okuma yanlışları, inanın gökyüzündeki yıldızlardan çoktur sayın Başkan!... İstanbul halkının paralarına yazık değil mi sayın Kadir Topbaş!

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.