Gladyo’nun amacı mezhep çatışması

Sivas’ta Haçlı İrticayı kullanan ABD, hemen ardından PKK’yı kullanarak Başbağlar’da 34 Sünni yurttaşımızı katletti. Gladyo’nun amacı Sünni-Alevi catışması yaratmak ve bu ortamda PKK’ya Alevilerden destek sağlamaktı. Gladyo’yu yargılamadan Sivas’ın hesabı sorulamaz

Gladyo’nun amacı mezhep çatışması
09 Temmuz 2016 Cumartesi 11:44

2 Temmuz Sivas Katliamı’nı nasıl okumalıyız? -2

Şakir Keçeli / Sivas Davası Avukatı Bektaşi Babası

ABD Emperyalizminin maşası olan PKK, Sivas olaylarının hemen ardından Başbağlar Köyü’nde, Sünni inançlı 34 günahsız insanı katletti. Sivas’ta şehit olanlarla, Başbağlar’da şehit olanların sayısal benzerliği amacın bir Sünni-Alevî çatışması yaratmak olduğunun bir belirtisidir.

İKİ ENSTRÜMAN
ABD, Sivas’ın hemen ardından Başbağlar’da masum insanları katlederek, Alevilerin, aşka gelip PKK’yı destekleyeceğini ummuştur. Şayet Alevilerden beklenen destek gelseydi Türkiye’de iç savaşın boyutu yükselecekti. Ayrıca, Alevi desteğini arkasına alan PKK, kolaylıkla Karadeniz sahillerine çıkmak olanağına da kavuşacaktı. Bu gerçek de, Sivas Katliamı’nın bir Gladyo eylemi olduğunun bir başka belirtisidir. Demek ki, Gladyo’nun iki enstrümanı vardır: Haçlı İrtica ve PKK...

HESAP SORULACAKSA...
Bu açıklamalarımızdan sonra söyleyeceğimiz söz şudur: Sivas katliamının mimarı ABD emperyalizmidir. Gladyo veya Süper Nato adı verilen örgütü yargılamadan Sivas’ın hesabı sorulamaz. Bu nedenle Alevi / Bektaşi örgütlerinin birincil görevi, eğer Sivas’ın hesabını gerçekten sormak istiyorlarsa, emperyalizme ve onun ortağı olan Haçlı İrtica’ya karşı bir cephe kurmak veya kurulan bu cephede yer almaktır. Çünkü Sivas’ın hesabı tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye’nin mahkemelerinde sorulabilir ve kesinlikle bir gün sorulacaktır. Bunun dışındaki her söz ve davranış “havanda su dövmek veya ipe un sermektir”. Atatürk’ün diliyle,” gaflettir, dalalettir (aymazlıktır)”.

ALMAMIZ GEREKEN DERSLER
Sivas Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin kurulduğu ilin merkezidir. Sivas’ta yaşayan kadınlar 26 Kasım 1919 günü, Anadolu Kadınları Müdafa ve Vatan Cemiyeti’ni kurdular. Bu cemiyetin Sivas-Kangal şubesi de 4 Mayıs 1920 günü kuruldu. Sivas Belediye Başkanlığı seçimlerini, 1983 seçimlerine değin sürekli CHP kazandı. Bütün bunlar Sivas halkının, geçmişte asla gerici olmadığını, Atatürkçü ve Millici olduğunu gösteren kanıtlardır.
Sivas’ın ilerici ve millici yapısı 1983 yılında yapılan yerel seçimlere değin sürmüştür. Bu seçimlerde CHP’nin mirası üzerine konan SODEP, 12 Eylül Faşist yönetimiyle işbirliği yapan bir insanı, Belediye Başkanı adayı göstermiştir. 12 Eylülün zulmünü, acısını çeken aydınlar, Atatürkçüler ve Aleviler, kendilerine karşın aday yapılan bu insana oy vermediler. Bunun üzerine Refah Partisi Belediye Başkan Adayı Temel Karamollaoğlu, genel oyların %27’sini alarak, belediye başkanı seçildi. Refah Partisi bir sonraki belediye seçimlerinde oylarını %38’e çıkardı. Temel Karamollaoğlu üçüncü seçimde genel oyların %49’unu aldı. Ondan sonraki seçimde, Refah Partisi ile bir tarikat örgütlenmesi olan Büyük Birlik Partisi’nin oylarının toplamı % 67’dir.

KARAMOLLAOĞLU’NUN SORUMLULUĞU
Sivas katliamının birinci derecede sorumlusu, Sivas Davası’nda sanık bile olmayan Karamollaoğlu’nun yönetimindeki Belediye ve onun İtfaiyesi’dir.
Bu yargıya hangi kanıttan mı varıyorum?
Sivas Davası Dosyası’nda ifadeleri bulunan polisler oybirliğiyle şöyle diyorlar: Biz her olasılığı hesap ettik. Bu olaylarda tek bir kişi bile ölmeyecekti. Fakat bir şeyi düşünemedik. Düşünemediğimiz şey Madımak Oteli’nde yangın çıkmasıydı. Otelde yangın çıkmasaydı veya Belediye İtfaiyesi on dakika erken yangına müdahale etseydi tek bir kişi bile ölmeyecekti”.
Gerçekten de otelde çıkan yangın, halıfleks ve benzeri şeylerin tutuşmasına ve zehirli gaz yaymasına neden olmuş ve şehitler boğularak Hakk’a yürümüşlerdir.
Nitekim dava dosyasını inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesi, polis barikatını zorlayan ve benzinli çaput atarak otelin yanmasına neden olanlara, itfaiyenin çalışmasını önleyenlere, bilerek, isteyerek ve planlayarak adam öldürmekten dolayı idam cezası vermiştir. Demek ki, Belediye Başkanı görevini yapsa ve yangın çıkar çıkmaz veya yangından önce Belediye İtfaiye’sini olay yerine gönderseydi tek bir kişi bile boğulmayacaktı. Bu gerçeğe karşın Temel Karamollaoğlu ve onun buyruğundaki İtfaiye personeli yargılanmadı Sivas Davası’nda. Bir gizli el Temel Karamollaoğlu’nu kurtardı. Ardından da milletvekili yaptı.

ULU DİVAN’DA HESAP
Peki Sivas’ın hesabını verecekler arasında CHP veya “Aslan Sosyal Demokratlar” var mıdır?
Bu sorunun yanıtını, her seçimde “aman bölünmeyelim” veya “bizden olsun da çamurdan olsun” ya da “elin iyisinden bizim kötümüz iyidir” diye sandığa koşanlar verir inşallah. Onlar burada vermezlerse “Ulu Divan”da vereceklerdir. Çünkü Pir Sultan şöyle demektedir: “Pir Sultan Abdal’ım dünya fânidir / Giden adil beyler gelen ihvandır / Kırkların divanı ulu divandır / Kalsın benim davam divana kalsın”.
Hak Erenler, inşallah bu kez davamızı divana havale etmeyecektir.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.