Gericilik böyle ezildi

Hiç beklenmedik bir anda 31 Mart (13 Nisan) sabahı Avcı Taburları gerici isyanı başlattı. Hareket Ordusu’nun kararlı ve hızlı müdahalesiyle isyan kısa sürede bastırıldı. Suçlular yargılandı, 70’i idama mahkum edildi.

Gericilik böyle ezildi
13 Nisan 2016 Çarşamba 13:03

Hikmet Çiçek
[email protected]

Prof. Dr. Oğuz Aytepe, Ankara Üniversite Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü emekli öğretim üyesi. Prof. Aytepe’nin arşivinde 31 Mart gerici isyanına ilişkin yüzlerce fotoğraf bulunuyor. Sadece 31 Mart değil, Türkiye’nin yakın çağına ilişkin hiçbir yerde bulunmayan yüzlerce kitap ve diğer belgeler... Aytepe ile 31 Mart’ı konuştuk.

- İkinci Meşrutiyet’e nasıl gelindi?
Özellikle İkinci Abdülhamit döneminde Osmanlı İmparatorluğu, çok önemli topraklarını kaybetti. Kıbrıs ve Mısır İngilizler, Tunus Fransızlar tarafından işgal edildi. Bunların yanında İkinci Meşrutiyet ilan edildiğinde Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. Avusturya-Macaristan Bosna Hersek’i ilhak ettiğini açıkladı. Girit de Abdülhamit döneminde kaybedildi, Yunanistan’a katıldı.
Sultan Hamit dönemi, imparatorluğun dağıldığı bir dönemdi. Bunun yanı sıra ülkede büyük bir ekonomik çöküş yaşanıyordu. Batılı ülkelerden alınan borçlar ödenemiyordu. Orduda maaşlar aylarca alınamıyor, bu nedenle çıkan isyanlara subaylar da katılıyordu. Makedonya’da özellikle 3. Ordu’nun merkezinin bulunduğu Selanik ve 2. Ordu’nun merkezinin bulunduğu Edirne’de İttihatçılar güçlüydü.
İkinci Abdülhamit döneminde Mustafa Kemal yakın arkadaşlarıyla Selanik’te Vatan ve Hürriyet Derneği’nin bir şubesini kurdu. Makedonya sorununun büyük devletlerin Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmalarına yol açması, Selanik’teki aydınları örgütlenmeye zorladı. Hürriyet Derneği’nde on üye aralarında anlaşarak ihtilalci usullerle çalışmak üzere Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni kurdular. Bir yıl sonra bu dernek İttihat ve Terakki adını aldı ve gizli olarak örgütlenmesini ve faaliyetlerini sürdürdü.

BİR JÖNTÜRK GELENEĞİ: DAĞA ÇIKMAK
- Sonra dağa çıkmalar başlıyor?

1908’de İngiliz kralı ve Rus çarının yaptığı Reval görüşmelerinin yaptığı tepki üzerine İttihat ve Terakki Cemiyeti, Anayasa’nın ilanını sağlamak üzere harekete geçti. Makedonya’da genel ayaklanma için bir plan hazırlandı. Hatta İttihatçılar, altı ay sürecek bir iç savaşı bile göze almış bulunuyordu.
Abdülhamit’in keyfi yönetimi ve baskısına karşı ilk hareket Selanik’te 3. Orduda başladı. Birtakım vaatlerle İstanbul’a çağırılan Enver Bey (Paşa) Selanik’ten kaçarak tanıdığı çetelere katıldı. Resne Komutanı Kolağası Ahmet Niyazi Bey de (Resneli Niyazi) 4 Temmuz’da 150 kişilik askeri kadrosuyla İttihat ve Terakki’nin Manastır’daki merkezinden izin alarak isyanı başlattı ve dağa çıktı.
Resneli Niyazi, Abdülhamit’in Başkatibi’ne ayaklanmanın nedenini ve amacını anlatarak, Meşrutiyet’in ilan edilmesini ve Meclisin derhal açılmasını istedi. Abdülhamit, isyanı bastırmak için bölgeye Birinci Ferik (Orgeneral) Şemsi Paşa’yı gönderdi. Şemsi Paşa, durumu bildiren bir telgrafı Abdülhamit’e çektikten sonra Selanik postanesinden çıkarken Atıf Bey, (Kamçıl) adlı bir Türk subayı tarafından öldürüldü. Ahmet Atıf Kamçıl, sonradan Çanakkale milletvekili olmuştur.
Abdülhamit öldürülen Şemsi Paşa yerine Tatar Osman Paşayı atadı. Resneli Niyazi onu da dağa kaçırdı. Ohri’de Redif Alayı Komutanı Eyüp Sabri Bey birliğiyle ve halk gönüllüleriyle dağa çıkarak Niyazi Bey’in kuvvetleriyle birleşti. Abdülhamit, duruma hakim olamayacağını görünce İkinci Meşrutiyeti 10 Temmuz 1324’te (24 Temmuz 1908) ilan etmek zorunda kaldı.

‘UZAKTAN KUMANDA’ SİYASETİ
- Fakat İttihatçılar iktidara egemen olmak yerine ‘uzaktan kumanda’yı tercih ettiler. Neden?

Meşrutiyet’in ilanından beş ay sonra Meclis-i Mebusan açıldı. Ancak, İttihatçılar, devlet yönetiminin başına geçmediler, kendilerini devlet yönetmekte yeterli görmüyorlardı. Orduyu ve her kademede devleti perde arkasından yönetmeye çalıştılar. Özellikle ordunun en önemli zaaflarından biri olan ve namaz nedeniyle çok aksatılan eğitim konusunda titizlikle duruldu. Askerler, namaz bahanesiyle talimlere çıkmıyordu. İttihatçılar modern, Avrupa ülkeleriyle kıyaslanacak bir ordu kurmak istiyor ve bu nedenle eğitime çok önem veriyorlardı. Bu durum, orduda ‘alaylı’ denilen, okuması yazması bile olmayan askerler arasında ciddi rahatsızlığa neden oluyordu. Alaylılar, Avrupa ordularının kullandığı şemsiperli serpuşu (güneşlikli şapka) bile kullanmak istemiyorlardı.

AVCI TABURLARI
İttihatçılar İstanbul’daki Hassa askerlerine güvenmedikleri için kendilerine bağlı “Kahraman-ı Hürriyet” (Avcı) taburlarından üçünü Meşrutiyet devrimini korumak için Selanik’ten İstanbul’a getirmişti. Bunlara ‘Avcı Taburları’ deniliyordu. Ve İttihatçılar bu birliklere çok güveniyorlardı. Ancak İstanbul’da özellikle tutucuların yaptığı yoğun propagandalarla bu taburlar, Meşrutiyet’e karşı tavır almaya başladılar.
Ordudan çıkarılan alaylı subaylar menfaatları haleldar olduğu için İttihatçılara düşman kesildiler. Kendilerine tercih edilen “mektepli” subayların “kâfir” oldukları propagandasını yaptılar. Askerlik kanununda yapılan değişikliğin medrese öğrencileri arasında hoşnutsuzluk yaratması da isyanın başka bir nedenidir.

YOBAZ AYAKLANMA BAŞLIYOR
- Ayaklanma nasıl başladı?
O sırada kurulan Derviş Vahdeti’nin Volkan gazetesi, bu karşı propagandanın merkezi durumundaydı. Volkan’daki yazılar, Avcı Taburlarını sürekli kışkırtıyordu. Hiç beklenmedik bir anda 31 Mart sabahı taburlar isyanı başlattı. Ayasofya’nın arkasındaki Meclis-i Mebusan basıldı. Lazkiye milletvekili Arslan Bey, Hüseyin Cahit’e (Yalçın) benzetilerek öldürüldü. Asarı Tevfik gemisi komutanı Binbaşı Ali Kabuli Bey feci bir şekilde, linç edilerek öldürüldü ve ağaca asıldı. Adliye Nazırı Nazım Paşa öldürüldü. İlyas isimle mektepli bir subay köprü üzerinde öldürüldü, 24 saat cesedi köprüde kaldı. Çatışmalar çok kanlı biçimde sürdü. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa ve Meclis başkanı Ahmet Rıza görevlerinden istifa ettiler. Bu sırada Adana’da Ermeniler, Erzurum ve Erzincan’da 4. Orduda isyan başladı. Adana’da Piskopos Muşeg, aylardır beklediği fırsatı bulunca Ermeni isyanını başlattı. Ermeniler, Müslüman ahali üzerine hunharca cana, mala ve ırza saldırdı. Ancak ayaklanma Müslüman halkın tepkisiyle önlendi.
Erzincan’da 4. Orduda 13 Nisan 1909’da askerler süngülerine bağlı Kur’anlarla talim meydanına çıkmış ve isyan başlatmışlardı. Ayaklanmanın çok planlı olduğu, aynı anda isyan başlatmalarından anlaşılıyor.
4. Ordu Komutanı İbrahim Paşa gelişmeleri yakından takip ettiği için kurmay başkanını askerin arasına sokarak, askerden yana tavır almış ve isyanın büyümesini önlemişti. Ancak isyan Erzurum’da Yusuf Paşa tarafından perde arkasından desteklenmektedir. İbrahim Paşa isyanı kararlı bir biçimde bastırmıştı. Hatta 4. Orduyu isyanı bastırmak üzere İstanbul’a götürmeyi önermişti.

HAREKET ORDUSU İSYANI BASTIRIYOR
Selanik’te 3. Ordu hızla hareket etti. Redif Tümeni, Hareket Ordusu adıyla örgütlendi. Komutanlığına Hüseyin Hüsnü Paşa, kurmay başkanlığına da Kolağası Mustafa Kemal getirilmişti. Kolağası yüzbaşılıkla binbaşılık arasında bir rütbedir. Hareket Ordusu Yeşilköy’e geldiğinde kurmay başkanlığına Binbaşı Enver Bey, komutanlığına da Mahmut Şevket Paşa gelecektir. 22 Nisan’da ordunun başına Mahmut Şevket Paşa geçer ve ordu hızla İstanbul’a girer.
Hareket Ordusu, Beyoğlu Taksim Kışlası ve Taşkışla’da ciddi direnişle karşılaştı. 25 Nisan’da pek çok kayıp verdi. Çatışmalarda Hareket Ordusu 49 şehit 82 yaralı, asiler ise 400 ölü yaklaşık 700 yaralı verdi. Hareket Ordusu kararlı ve güçlü olduğu için isyan kısa sürede bastırıldı. İsyana katılan suçlular yargılanarak, 70’i idama mahkum edildi. 420 kişi çeşitli cezalara çarptırıldı. Abdülhamit tahttan indirildi ve Selanik’e sürgüne gönderildi. Yerine 5. Mehmet Reşat padişah olarak tahta geçti. 31 Mart gerici hareketinde İngilizlerin dahli olduğu çok sonra fark edildi. Derviş Vahdeti’nin arkasında İngilizler vardı ve Volkan gazetesini onlar finanse ediyordu.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.