FETÖ Lozan günlerini seçti

31 Mart 1909’daki Derviş Vahdeti ayaklandırması ve cumhuriyet dönemindeki ayaklandırmaların ardında ‘emperyalizmin eli’ görülüyor

FETÖ Lozan günlerini seçti
29 Temmuz 2016 Cuma 11:12

Taylan Sorgun / Tarihçi -Yazar
FETÖ kalkışmasının zamanlaması ne ilgi çekicidir ki Lozan günlerine rastlamıştır. Bu gibi olayların zamanlamasına, gelişmesine arka planlarıyla da bakmak gerekmektedir. Bakınız, dünyanın dördüncü büyük devrimi olan Anadolu İhtilali’nde zamanın emperyalizmi ilk büyük tarihi yenilgisini almış ve emperyalistler Lozan’da masa başına oturtulmuşlardı. Sanılmakta mıdır ki, emperyalizmin mahfilleri bu tarihi süreci unutmuş olsunlar. Emperyalizmin mafilleri sabırlıdırlar ve zamanı beklerler. Bekleyiş, Fetullah Gülen’in yıllar önceki teşkilatlanmasıyla başlamıştır...

KESİNTİ VE İMZA
Emperyalistlerin Lozan’da kapitülasyonların kaldırılmasına itirazlarına rağmen Atatürk ve arkadaşları kapitülasyonların kaldırılmasını kabul ettirerek 24 Temmuz 1923 günü anlaşmayı imzalatmıştı.

EMPERYALİZM VE TARİKATLAR
Bakınız “mürteci” tanımı, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde 31 Mart 1909 mürteci ve Nakşi Derviş Vahdeti ayaklanması zamanında resmi yazışmalarda kullanılmaya başlanmıştı.
Mürteciler, mürteci başları, Cumhuriyete, Cumhuriyet devrimlerine, milli devlet esaslarına, Milli Mücadele ve Anadolu İhtilali’nden felsefesini alan Cumhuriyetin kuruluş felsefesine, Cumhuriyet ordusuna karşıdırlar. Emperyalizmin dehlizleri bunları kendi siyasetleri gereğince tarihi süreçte hep kullanmıştır. (Geniş bilgi ve belgeler için bak Taylant Sorgun tek kaynak olan I-İttihat ve Terakki Devlet Kavgası 2- Mütereke Dönemi ve Bekirağa Bölüğü)

TEHLİKEYİ GÖREMEMEK
Türkiye’de siyasi nitelikte de olan bazı tarikatların kurumlar içinde teşkilatlanması uzun yıllara dayanır. Kimi siyasi çevreler üç buçuk oy uğruna bu teşkilatlanmaya sessiz kalmışlardır. Kimileri de kendi bazı düşünceleri ile bunları hoş görmüşlerdi. Taki bu ayaklanma öncesindeki bilmem ne darbe söylentileri siyasi söylentilere kadar.

TURGUT ÖZAL
Geçtiğimiz günlerde gazetelerde kapatılan yerlerden söz edilmişti. Mesela kapatılan vakıflar arasında “Turgut Özal Düşünce Vakıfları”nın da kapatıldığı haberi vardı. Özal’ın siyasete atıldığı zamanlarda başbakan olmasının ardından önemli mahfillerde kimi siyasetçilerin tarikat bağlantılarından söz edilirken Özal için de “... Özal’ın Sarı Çizme üst kimliği de var...” denilmekteydi. Araştırın bakalım...

31 MART 1909 VE TARİKAT
Şimdi bakınız 1908 Devrimi’ne karşı 31 Mart 1909 günü milletin kutsal din duygularını kullanarak önemli bir teşkilata ulaşan Nakşibendi başları ordudaki alaylı subayları da aralarına alarak bir büyük ayaklanma çıkarmış ve İstanbul ile Anadolu’yu kan gölüne çevirmişlerdi. Bu ayaklanma başında Mustafa Kemal ile daha sonra Cumhuriyet Dönemi’ne ulaşan komutanların başında bulunduğu Harekat Ordusu ile bastırılmıştı. O komutanlar cumhuriyetin kuruluşunda da görev başında olmuşlardı. Cumhuriyetin, milletin kutsal din duygularının istismar edilmesine karşı gösterdiği hassasiyetin bir nedeni de budur. Ya da nedenlerinden birisi... (31 Mart 1909 Derviş Vahdeti ayaklandırmasının arka planı için bakınız Taylan Sorgun İttihat ve Terakki Devlet Kavgası)

GÜLEN VE TARİKATI
1957 yılında baş yazarı Ahmed Emin Yalman olan Vatan Gazetesi’nde gazeteciliğe başladığımda bizlere “...Çocuklar tarikat hadiselerine dikkat edin...” demiş ve bazı haberler yazmaya başlamıştık... 1964 yılında haber müdürü olduğum Bedii Faik ustamızın Dünya gazetesi baş yazarı Falih Rıfkı Atay da “...İki şeye dikkat edin, emperyalizm siyasetinde hiiiç vazgeçmez bir de tarikatlar...”

GÜLEN VE SAİD-İ NURSİ
1980 yılında dostum Kemal Ilıcak’ın satışı milyonları bulan Tercüman Gazetesi’nde birer belge olan açık oturumlar yapıp günlük yazarken aynı zamanda gazetenin bağımsız dergisinin Yankı’nın da genel yayın müdürü idim. Derginin 100 kişilik kadrosu vardı. Bir teşkilatlanma adından söz edilmeye başlanan Fettullah Gülen Hoca Efendi’nin takibini istemiştim. Bir haber gelmişti, yayınladığımız o haber şöyle idi: “... Bediüzaman Said-i Nursi’nin kurduğu Nurculuk Hareketi ikiye ayrılmıştır. İçlerinden en büyük İzmir’de bulunan Fetullah Gülen Hocaefendi’ye bağlı Fetullahçılar. Ayrıca Konya’da bulunan Büyük Koyuncu Hizmet Vakfı da Konya’daki Fetullahçıların üssü olarak biliniyor. Sayıları 5 bini geçiyor... Konya’daki Nur Kitap sahibinin de Said-i Nursi ile birlikte hapis yattığı biliniyor...”

31 MART VE SAİD-İ KÜRDİ
Said-i Nursi’nin öteki adı Said-i Kürdi’dir. Said-i Kürdi 31 Mart 1909’daki Derviş Vahdeti ayaklanmasında Beyazıt Meydanı’nda ayaklanmacılara hitaben bir konuşma yapmıştır. Arkasında başka güçler olan tarikatlar zamanı gelince beraber olmaktalar... Derviş Vahdeti ayaklanması başladığında bir İngiliz Filosu Akdeniz’de kıyılarımıza yakın yerlerde bayrak göstermişti.

MENEMEN VE İNGİLİZLER
Mürteci ve mürteci tarikatların ayaklanması Cumhuriyet Dönemi’nde de hiç durmamıştı. Bakınız, 23 Aralık 1930 günü Menemen’de irticai bir ayaklanma çıkarılmıştı. (1902-1938 Üç Dönemin Galerisi İmparatorluktan Cumhuriyete Altay Paşa Belgeseli’nde geniş olarak anlatılır.) O belgeselde Altay Paşa’nın söylediklerinden birisi şudur: “... 31 Aralık 1930 günü İzmir’in Menemen kazasında irticai bir hareket neticesinde Kubilay isimli bir genç subayı şehid ettiler...”

TARİHİ ZABIT
Belgeselimde de görüleceği gibi o ayaklanmanın hemen ardından Atatürk’ün başkanlığında bütün devlet erkanı toplanmıştır... O toplantının zabtını Altay Paşa tutmuştur. Tam metin belgeselimdedir.

‘İNGİLİZLER GELİRSE...’
Şimdi bakınız: O zabta göre şunlar söylenmiş: “...O adı geçen Ali Seyd’nin babası Nakşidir. Nakşibendi şeyhlerindenmiş. Osman Şevket Paşa da onun müridi imiş. Bunlar Nakşibendi yapmak emelindedirler. Müritler şeyhe bilakaydı şart (kayıtsız şartsız) itaatla mükelleftir...” O zabıtta yazıldığı gibi ayaklanmacılar “...İngilizler gelirse dini kurtarırlar. Cenabı hak isterse müslümanlığı kafirlerle de muhafaza eder...”
O toplantı zabtının özelliği şudur: Kim ne söylemişse adının karşında Atatürk dahil kelime kelime yazılmıştır. Bu zabıt tek kaynaktır.

FETÖ’YA KAYITSIZ ŞARTSIZ
Şimdi şu yaşadığımız ayaklanmanın özelliğine bakalım. Ayaklanmacıların hepsinin Fethullah Gülen Hocaefendi’ye kayıtsız şartsız bağlı oldukları ortaya çıkmıştır. Menemen ayaklanması sırasında bölgede bazı yabancı ajanların dolaştıkları sonradan tesbit edilmişti.

ŞEYH SAİT VE BAĞLANTILARI
Bakınız Şeyh Sait aslında bir toprak ağası ve koyun tüccarıdır. Ayaklanmayı Ankara’da toprak reformu görüşürken başlatmıştır. Ve 6 vilayeti işgal etmiştir. Ayaklanmayı başlatan Maraşel Fevzi Çakmak’tır. Ayaklanma bir ay sürmüştür. Şimdi arka planına bakalım. Şeyh Sait yakalanıp yargılanırken “...Neden ayaklanma başlattın sorusuna şu cevabı vermiştir: “...Şeriat hükümleri zaafa ugratılmıştı.” Bu aslında halkın dini duygularını istismara dayanmıştı. Asıl sebep şuydu: Zamanın İngiliz Hükümeti Şeyh Sait’e Trabzon’dan İskenderun’a kadar olan bölgede muhtar bir Kürt devleti teklif etmiş, ayaklanmada kullanılmak için 10 bin altın vermişti.

ERMENİLER VE VAHDETTİN
Şeyh Sait yine zamanın istihbarat servislerinin aracılığı ile Halep’teki bir Ermeni kuruluşu ile temasa geçmişti. Ayrıca Varşova’daki “Vahdettin Cemiyeti” ile de temasları vardır.

DÜN VE BUGÜN EMPERYALİZM
Şimdi bu ayaklanma, FETO ayaklanmasının Gülen’in siyasi projeleri itibarı ve oluş şekli ile yaşanan katliamlar bakımından 31 Mart Derviş Vahdeti ayaklanmasındaki benzerlikler yokmu? FETO’nun ABD’deki”muteber” hayatı bir şey anlatmıyor mu ? Geçtigimiz günlerde belgesi ile belirttiğim gibi Gülen’in tıpkı Humeyni gibi dönüşü planlanmamış mıydı? Bu darbe başarılı olsaydı Cumhuriyet rejimi yok edilecek ve bir başka rejim kurulacaktı.

AH ŞU SİYASET
FETÖ ya da Fethullah Gülen Hocaefendi’nin onca zaman bütün kurumlarda teşkilatlanmasına karşı siyasetçilerin kimileri ne yapmışlardı taa ki bilmem ne darbe zamanı tartışmalarına kadar... Siyasetçilerin kimileri, kimi siyasi kuruluşlar vahim hatalar yapmışlardır. İşte gelinen yer ve tahrip edilen kurumlar ve Türk Ordusu...

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.