‘Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz’

‘Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz’
25 Aralık 2014 Perşembe 05:57

Tanju Cılızoğlu

İsmet İnönü’nün ölümünün üstünden tam 41 yıl geçmiş.

İnönü yakın tarihimizin saygın bir nirengisi.

Parçalanan Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının yağmalanmasını durduran Mustafa Kemal’in ülkeyi kurtarmak için yola çıktığında yanına ilk katılan silah arkadaşı...

Ve Kurtuluş Savaşı’nda Yunan ordularına karşı iki meydan muharebesi kazanan kumandan..

Cumhuriyetin kurulmasından sonra Mustafa Kemal devrimlerini ölene kadar titizlikle savunmayı sürdüren devlet adamı. Ve bilinsin ki, cumhuriyeti demokrasiye kaybetme pahasına taşıyan yine İsmet Paşa.

1950 yılında lise öğrencisiyim. Babamın asker dostları kumandanlardan dinledim ki, 1950 yılında ülkenin çok partili rejime geçmesini sağlayan da İnönü.

İsmet Paşa 10 yıl süren Menderes döneminde hep denge unsuru olmaya çalışmış. Bilinsin ki ve ben biliyorum ki, Menderes İsmet Paşa’nın bu çabasına hiç mi hiç yardımcı olmadı.

DEMOKRAT PARTİ BASKISI

Haydarpaşa Lisesi’nde yatılı öğrenciyim. İdare ara ara “Herkes dolaplarının başına” diye anons yapar, biz yatılı öğrenciler de bu isteğe uyarak gereğini yaparız. Kime dolabını aç derlerse o açar aranırdı.

Ve Menderes’in İçişleri Bakanı Namık Gedik bir gece yanında polisler Meclis’i basıyor, muhalefet milletvekillerinin dolaplarını kırarak arama yapıyordu. İnönü ertesi günü mecliste kürsüye çıkıyor bu demokrasi ile bağdaşmayan siyasi iktidar zorbalığını eleştiriyor ve konuşmasını “Eşkıyanın bu gece ne yapacağı belli olmaz” diye bitiriyordu.

1957 yılı Menderes iktidarının gemi azıya aldığı yıl. Bu iktidar yedi yılda içte ve dışta yıpranmış ve inişe geçtiğinin açık işaretleri görülmüştü.

Kamuoyunda inişe geçmek Menderes’in dengesini bozmuş, bir takım antidemokratik yapılanmayla çöküşü durduracağının  cesur kararlarını almaya yönelmişti. Geri kalmış ülke demokrasilerinde görülen meclis çoğunluğunu mutlak bir karar gücü olarak görüyor, milletvekillerine “Siz isterseniz hilafeti bile getirebilirsiniz” demeye kadar cüretini vardırıyordu. Basına sansür uygulanıyor, muhalefet partilerinin lider ve sözcülerinin konuşmaları yasaklanıyordu. Demokrat Parti Meclis çoğunluğuna dayanarak toplantı ve gösteri kanunu ile her türlü demokratik tepkiyi engelliyordu.

Mulis Sırmalı CHP İstanbul il başkanı. Lise sonda veremediğim sınavlar için bir yıl bekliyorum. Bu arada CHP gençlik kollarındayım. Ana muhalefet lideri İsmet Paşa’nın konuşmaları ve parti bildirileri yasaklanıyor. Biz de CHP il bünyesinde ku-rulan bir büroda yasaklanan bildirileri elle yazıp çoğaltıyoruz. Kim daha çok çoğaltırsa il başkanı Sırmalı ona köfte ısmarlıyor.

Yasaklanmış konuşma ya da bildiriyi iki üç genç arkadaşımızla sabahleyin Haydarpaşa Garı’na giderek Ankara yataklısından inen bir yolcudan ya da trenin kondoktüründen alıyoruz. Heyecanlıyız. Yasak bir iş yapmanın ürküntüsünü ve biraz da gururunu yaşıyoruz.

İsmet Paşa hep meşruiyetçi bir yaşam çizgisinin üstünde yürüyor. Çoğaltmak üzere gönderdiği daktiloyla yazılmış metne mutlaka imzasını atıyor. Yakalanmamız durumunda İsmet Paşa’nın imzası bu yazıyı alanı kurtaracak.

İsmet Paşa meşruiyetçi dedim ya bunun birçok örneği var. Birisi de Nicholos Trikopis’e çektiği telgraf.

Trikopis, Kurtuluş Savaşı’nda İsmet Paşa’nın esir aldığı Yunan komutanı ve esir alınan bu kumandana tam bir konuk muamelesi yapılarak esir olduğu hissettirilmemiş.

Trikopis ülkesine döndükten bir süre sonra genelkurmay başkanı olur. İsmet Paşa’ya telgraf çekerek bu sevincini paylaşır. İsmet Paşa’da Trikopis’e cevabi bir tebrik telgrafı yazar ve bu telgraf gönderilmeden önce altına bir not düşer:

Telgrafın Dışişleri yetkilileri tarafından görüldükten sonra çekilmesine...

KALK MEVHİBE

Yıl 1972. Beşinci olağanüstü CHP kurultayı.

İsmet Paşa “Genel sekreterim Kamil Kırıkoğlu’na inanmıyorum” diyerek beşinci olağanüstü kurultayı toplar.

Kurultay, Paşa’ya rağmen Kırıkoğlu’na çoğunlukla güven oyu verir. Bu sonuç üstüne İsmet Paşa “Kurultay bana güvensizlik beyan etmiştir” diyerek genel başkanlıktan istifa eder.

Ve bu istifadan bir ay sonra Kırıkoğlu partinin genel başkanını seçmek üzere olağanüstü kurultaya çağırır ve bu kurultayda Ecevit’i genel başkan adayı olarak ilan eder.

Ecevit böylece CHP Genel Başkanı olur.

Bu olağanüstü kurultaydan kısa bir süre sonra CHP olağan kongresini yapar. Ecevit tek adaydır, seçilir. Teşekkür konuşması için kürsüye çıkarken kongreye milletvekili olarak katılan İnönü yerinden kalkar, yanındaki eşinin de elinden tutarak “Kalk Mevhibe” der.

Bu anı gözleriyle görmüş, kulaklarıyla duymuş bir gazeteciyim.

İsmet Paşa bu davranışı ile topluma bir demokrasi dersi veriyordu.

1950 yılında Türkiye çok partili rejime geçerken “Henüz erken paşam, cumhuriyeti tehlikeye atarız” diyen ordu kumandanlarına nasıl karşı duruyorsa kendi koltuğuna seçilen Ecevit’e de saygı duyarak siyasilere ve siyasete “Demokrasi böyle bir şey, beyler” diyordu.

‘SENİ YARIN BEN BİLE KURTARAMAM’

Adnan Menderes baştankara bir yuvarlanmanın içindeydi. İsmet Paşa durmadan kendisini uyarıyordu.

Meclis kürsüsünden “Yarın seni ben bile kurtaramam” dedi.

Ama iktidar Menderes’in kulaklarını sağır, gözlerini kör etmişti. Türkiye adım adım 27 Mayıs ihtilaline sürükleniyordu.

25 Mayıs 1950 tarihindeki Meclis toplantısında DP milletvekilleriyle CHP’li milletvekilleri feci şekilde dö-vüştü. Meclis sıraları ve avize kırıldı. Mecliste kan aktı. Havada bir darbe kokusu vardı.

Bu kokuyu bütün Türkiye duyuyordu.

İsmet Paşa bu olumsuz gidişi önlemek için çok çaba harcıyordu.

25 Mayıs günü Meclis’teki kavgalı oturum sonrasında CHP grup başkanları, DP grup başkanlarına bir öneri götürdü.

“Gelin erken seçim kararı  verelim. Seçime gidelim. Bitsin bu gerginlik.”

DP grup başkan vekilleri öneriye sıcak bakıyorlardı. Bir kere de Menderes’e danışmak için süre istediler.

Menderes, Eskişehir’deydi.

CHP’nin partisine yaptığı bu öneriye “Hayır” dedi.

Ve 48 saat sonra ordu idareye el koydu. Menderes, Bursa valisi Çağlayangil’e ulaşmak için çabalarken yolda arabası durdurularak yakalandı.

Milli Birlik Komitesi’nden dostlarım olan 3 kişiden, ihtilalin üst görevler verdiği kimi yetkililerden bire bir dinledim ki, İsmet Paşa idamları önlemek için çırpındı ama çabaları sonuç vermedi.

Ve Menderes’i kurtarmaya İsmet Paşa’nın bile gücü yetmedi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.