Doğu Halkları Kurultayı

3. Enternasyonal’in önderliğinde toplanan Birinci Doğu Halkları Kurultayı, emperyalizme karşı ezilen dünyanın büyük buluşmasıdır. Bakü’de 1-7 Eylül 1920’de toplanan kurultaya çeşitli ülkelerden komünist parti üyeleri ve komünist olmayan bin 891 delege katıldı.

Doğu Halkları Kurultayı
01 Eylül 2015 Salı 17:54

Hikmet Çiçek
[email protected]

3. Enternasyonal’in önderliğinde toplanan Birinci Doğu Halkları Kurultayı, emperyalizme karşı ezilen dünyanın büyük buluşmasıdır. Bakü’de 1-7 Eylül 1920’de toplanan kurultaya çeşitli ülkelerden komünist parti üyeleri ve komünist olmayan bin 891 delege katıldı.
Türkler, 235 delegeyle en kalabalık gruptu. Sayının bu kadar kalabalık oluşunun nedeni, muhtemelen Türkistan ve Azerilerin de dahil edilmiş olmasıdır. Ankara Hükümeti’nin resmî delegelerinin yanı sıra, TKP ve İttihat ve Terakki temsilcileri de kurultaya katıldılar. Mete Tunçay’a göre adları saptanabilen Türkiyeliler şunlardır:
Ali Kemal, Mühendis Azmi (Aziz), Salih Zeki, Süleyman Nuri, Şevket Süreyya (Aydemir), Azmi Bey (İT’nin eski İstanbul Polis Müdürü), Nüzhet Sabit, Mülazımısani Asım, Mesut (Çankaya), Hafız Mehmet, Yüzbaşı İsmail, Süleyman Sami, Ahmet Cevat (Emre), İsmail Hakkı, Naciye Hanım, İbrahim Tali (Öngören), Dr. Bahattin Şakir, Kaymakam Arif, Cevat (Dursunoğlu), Şükrü, Abdülhalim, Mustafa Suphi, Ethem Nejat, Mehmet Emin, Tahsin, Enver Paşa, Baha Sait, Öğretmen Asım, Dr. Salim (Cimilli), Ömer (Olgun).
Bakü Kurultayı’na katılan İttihatçılar Enver Paşa, Beyrut Valisi Azmi, Dr. Bahattin Şakir, Küçük Talat (Muşkara) ve Yenibahçeli Nail’den oluşmaktadır.

ANKARA HÜKÜMETİ’NİN KURULTAY TALİMATI
Ali Fuat Cebesoy, hatıralarında, Ankara hükümetinin Türkiye’den giden resmî delegelere verdiği talimattan şöyle söz etmektedir:
“Kurultaya iştirak eden delegelerimize şu talimat verilmişti:
“İdari inkîlap yaptık. Toplumsal inkîlap da âdet ve dinimiz itibariyle müsaittir. Ancak henüz vakti değildir. Çünkü emperyalist Avrupalılarla ve İstanbul hükümeti ile harp halindeyiz. Aşağıdan yukarıya gelebilecek bir inkîlap dağılmamıza sebep olur. Delegelerimiz müzakereleri dinlemeli ve bize haber vermelidir.
“Kurultayda Anadolu’nun hakiki inkîlapçı olduğunu ve inkılap ruhundan başka bir şey tanımadığını bilfiil göstermek, kurultaya iştirak edecek olan Avrupalı delegelerin bu hususta itimat ve emniyetlerini kazanmak ve yardımlarından memleketimiz için azami istifadeyi temin etmek, memleketimizin idare tarzı ve siyaseti hakkında en iyi usul ve şeklin ne olabileceğini onlara anlatmak.
“Delegelerimiz Türkiye hakkında her ne şekil ve mahiyette olursa olsun bir hüküm vermeye ve karar almaya salahiyettar değillerdir.”
Kurultay’da, Ankara Hükümeti’nin temsilcisi İbrahim Tali (Öngören) ile Enver Paşa’nın bildirileri yalnızca okunurken, Bahattin Şakir’in uzun bir konuşma yaptığı görülüyor.
Kurultayda önce Propaganda ve Eylem Konseyi’nin kurulması önerisi kabul edilir. “Partisizler” listesinin başında “Baha Şakir, Türkiye” yazılıdır.

EMPERYALİST SAVAŞ DEĞİL VATAN SAVUNMASI
2 Eylül 1920 günü kurultayın ikinci oturumunda Bahattin Şakir bir konuşma yapar. Konuşması, Türkiye’nin Cihan Harbi’ne emperyalist amaçlarla katıldığını ileri süren konuşmacılara bir yanıt niteliğindedir. Konuşmanın tam metni elimizde bulunmamaktadır. Kurultayda bir çevirmen, “Bahattin Şakir Yoldaş’ın söylevini” özetle çevirmiş, tutanakta bu özet şöyle yer almıştır:
“Avrupa savaşı patlak verdiğinde, Türkiye o savaşa emperyalist bir amaçla değil, ama kendi savunmasını sağlayabilmek için zorunlu olarak katıldı. Onun için tek bir çıkış yolu vardı; başka bir seçim yapamazdı: Ya özgürlüğünü savunacak veya Alman ya da İngiliz militarizminin boyunduruğu altına girecekti. Türkler savaşa girmeden önce uzun süre çekingen davrandılar. Eğer Türkiye katılmamaya inat etseydi, taraflardan hangisi yenerse yensin Türk özgürlüğüne elveda demekten başka şey kalmıyordu. Türkiye asla emperyalist bir politika izlemedi ve hiçbir zaman küçük ülkeleri yutma amacı gütmedi.
“Bizim Türk subaylarımız, Rus subayları veya Avrupa subaylarıyla aynı kategoriye girmezler. Onlar aynı zihniyetle yetiştirilmemiştir. Türkiye’nin önceden bir plan hazırladığına ve Almanya’yla bu planın pazarlığını yaptığına inanmak yanlış olacaktır.
“Bizdeki, Anadolu’daki toprak meselesinin de kendine özgü çizgileri vardır. Bu bizde basit bir sorundur. Büyük toprak sahipleri ve büyük toprak mülkleri yoktur. Türkiye, genel bir deyişle güçlü bir burjuvaziye sahip değildir; bu nedenle ne Türk hükümeti ne de Türk halkı dışarıda hiçbir zaman emperyalist siyasetler izlememiştir.”
Kurultay’a “Anadolu delegesi” olarak Trabzon’dan katılan Hafız Mehmet Bey, Enver Paşa’ya yakınlığıyla bilinen bir İttihatçıdır. TBMM hükümetinin, kurultaya katılmalarını uygun bulduğu heyette o da vardır. İzmir suikastında yargılanacak ve idam edilecektir.
İzmir Suikastı davasının görüldüğü İstiklal Mahkemesi, Küçük Talat, Nail ve Hafız Mehmet beylere Bakü Kurultayı ile ilgili sorular da yöneltecektir.
1926’da Ankara’da Yenibahçeli Nail Bey’in idamı ile Doğu Halkları Kurultayı’na katılan İttihatçı liderlerin biri daha bu dünyadan ayrılmış oldu. Kurultay’a katılan İttihatçılardan sadece Küçük Talat (Muşkara) eceliyle ölecektir. Talat Muşkara’nın yeğeni İpek Kumbaracıbaşı (Kramer) ise geleceğin Başbakanı Adnan Menderes’in oğlu Yüksel Menderes’in eşi olacaktı.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.