Devrime yabancılaşan bizim ‘devrimci’ler

Aşamalı devrimi anlamayarak devrimlerin üzerinden atlayan bu arkadaşlarımız, devrime ve kendi devrimcilerine yabancılaşarak, niyetlerinden bağımsız olarak emperyalizmle fiilen aynı safa düşüyorlar

Devrime yabancılaşan bizim ‘devrimci’ler
14 Temmuz 2016 Perşembe 11:46

Kubilay Kızıldenizli - Teori Dergisi Yazı Kurulu Üyesi

Bir devrimci neden devrimci ünvanını alır? Birkaç yıl önce oturduğumuz mahallede farklı siyasal hareketlerden arkadaşlarla bir mahalle dayanışması kurmuştuk. Haziran Ayaklanması sonrası devrimciler nihayet mahallelerine dönüp, mahallelişerek, “Mahallelerimizde kimler yaşıyor, ne yaparlar, çocukları hangi okula gider, AKP’nin talana varan uygulamaları bizim mahallede de var mı?” sorularını sormaya başladılar. Biz de sorduk iyi ki sorduk.
Haziran Ayaklanması, sıradan devrimcileri ülke genelinde “büyük” siyasetler üretmek için harcadığı sonuçsuz çabaları bir kenara bıraktırıp, komşusuyla iletişime geçme gereksinimi hissettirerek, halkla bütünleşmesinin kanallarını açmıştır.
Dayanışma toplantılarımızdan birinde Atatürk resmini etkinlik alanına astığımız için bizleri eleştiren “devrimci” arkadaşlardan birinin, “Atatürk resmi ayrımcılığa ve ötekileştirmeye neden oluyor. Atatürk benim liderim değil, benim liderim Mahir Çayan’dır” eleştirisiyle başlayan tartışmaya, bir Cumhuriyet devrimcisi olan Eczacı Nursel Özbarutçu, “Söyler misiniz bana devrimci kimdir, insanların hayatına etki eden, geliştiren, uygarlaştıran, Ortaçağ hurafelerinden kurtaran, hem günümüze hem de geleceğe toplumu hazırlayan, umut ve yön veren kişi değil midir?” dedi ve ekledi: “Şimdi söyleyin bakalım sizin bilip de bizim bilmediğimiz, kendi tarihimizde Atatürk’ten başka bunu yapabilmiş başka kim var, ben bu toplantıya bugün bir kadın olarak gelebiliyorsam, bunun nedeni Atatürk devrimciliğinin sonucudur.”
Mustafa Kemal, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından yaptığı devrimden bu yana tüm dünyada ezilen uluslara ilham kaynağı ve rol model olurken; Cumhuriyet devriminin nimetleriyle büyümüş, üniversitelerinde okumuş hem de devrim yapma iddiasıyla kendini ortaya atan bu genç arkadaşımız örneğinde olduğu gibi Atatürk’ün devrimciliğini göremiyor. Mahir Çayan ve Deniz Gezmişler, Mustafa Kemal’in devrimciliğine sahip çıktılar ama günümüzde kendini “solcu” ,”sosyalist” sayan arkadaşlarda bu mirası göremiyoruz. 12 Eylül darbesi aslında bu örnekte olduğu gibi en fazla Türk devrimcilerinin genleriyle oynadı.

ÇİN VE HİNDİSTAN’IN GÖRDÜĞÜ
Aslında kendi çocuklarına kendini anlatamayan bir Cumhuriyet bu yönüyle de devrimci karakterini yitirmiş oluyor. Atatürk devrimciliği “Derilerimizden Türk askerine ayakkabı yapmaya hazırız” mesajını Hindistan’da bile yaşatırken, gerek Milli Demokratik Devrimci Sun Yat Sen, gerekse de Mao’nun Çin’inde Atatürk ve Türk Devrimini kendi çocuklarına öğretmek için araştırmalar yaptılar. Orta ve lise öğretim ders kitaplarına Atatürk, dünyaya yön veren dört lider arasında sayılıp Çinli çocuklara öğretiliyor. Çin’in bir çok üniversitesinde bu amaçla Türkoloji kürsüleri kuruluyor. Türkiye’ye bu ilgi elbette bu kadarla da sınırlı değil. İran’dan Afganistan’a, Latin Amerika’dan Rusya’ya kadar bu ilgiyi görmek mümkün. Bu ilginin temelinde ise bizim köksüz “devrimcilerin” görmediği ancak tüm ezilen milletlerin gördüğü Atatürk önderliğindeki emperyalizm karşıtı silahla kazanılan zaferdir.
Her ne kadar AKP’nin son 13 yıllık icraatları Türk Devrimi’nin anti-emperyalist ve komşularla barış karakterine gölge düşürse de Rusya’dan İran’a, Suriye’den Çin’e kadar bütün Ezilen Dünya ülkeleri bu çağdışı, işbirlikçi iktidarla Türk halkını ayırmasını bizim anti emperyalist tarihimize ve köklerimize bir saygı olarak bildiler. Bunun kriz sırasında Putin’in ve halen Beşar Esad’ın açıklamalarında görmek mümkündür.

TÜRK DEVRİMİNDE KENDİNİ BULAN HALKLAR
İngiliz emperyalizmine karşı hem Çanakkale’de hem de Kurtuluş Savaşı sırasında üst üste iki zafer kazanan Atatürk, en çok ezilen dünyada yankı bulmuş ve Türkiye’nin emperyalizme karşı savaşında hem maddi hem manevi desteği almıştır.
Kurtuluş Savaşı’mızda her ezilen millet kendinden bir şey bulmuştur. Bunlar arasında en önemlisi Gandi önderliğindeki Hintli milli devrimcilerdir. Kendileri de aynı zamanda İngiliz sömürüsü altında yaşayan Hintliler, İngilizlere karşı içte ve dışta mücadele etmişler, protestolarda bulunmuşlar, Hintli gençlere “askere gitmeyin, Türklere karşı savaşmayacağız”çağrısı yapmışlardır. Sadece Müslüman Hintliler değil, Hindistan’da yaşayan farklı din ve milliyetlere mensup herkes Kurtuluş Savaşı’na ciddi bir maddi destek sağlamak üzere seferber olmuşlardır.

DEVRİME YABANCILAŞAN TÜRKİYELİ ‘DEVRİMCİLER’
Kuşkusuz bizim söz konusu “devrimci” arkadaşımızın anlamadığı şey, o ağır fiili sömürgecilik altında yaşayan halkların anladığı şeydi. Aslında gerçek devrimcilerle, bilgi ve görgüye dayanmayan ısmarlama “devrimcileri” ters taraftan buluşturan da budur. İşte bu “ortak payda” emperyalizmi anlayabilmektir. Yüz yıl öncesinde sömürge valilerine bağlı olarak yaşamını sürdürmeye çalışan halklar ve Türk Milleti emperyalizmi süngüsüyle tanırken, bizim sosyalist devrim hayaliyle yanıp tutuşan arkadaşlar hayali bir düşmanla savaşmaya devam ediyorlar. Aşamalı devrimi anlamayarak devrimlerin üzerinden atlayan bu arkadaşlarımız, devrime ve kendi devrimcilerine yabancılaşarak, niyetlerinden bağımsız olarak emperyalizmle fiilen aynı safa düşüyorlar.
Konumuzla bağlantılı olarak Teori Dergisi’nin Temmuz 2016 tarihli 318. Sayısını dikkatle okumanızı öneririz. Atatürk’ün Ezilen Dünya’daki yansımalarını detaylı olarak bulabileceğiniz gibi, emekli General Ali Erdinç’in “Ermeni sorunu üzerine Alman arşivlerine kaynak sağlayan Almanlar” makalesi de sizleri Ermeni Sorunu açısından başka bir açıdan bilgi sahibi yapacaktır.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.