Darbe içinde darbe

1990’lı yılların ikinci, 2000’li yılların ilk yarısında ABD Irak’ı işgale kalkıştı. Abdullah Gül ve Recep Erdoğan ABD’nin işini kolaylaştırmak için 30-35 bin kadar ABD askerini Türkiye’ye yerleştirmek istedi. TBMM ve TSK buna karşı çıktı.

Darbe içinde darbe
23 Ağustos 2016 Salı 09:09

Yusuf Dülger
“Ordu istemeyen ve ordunun yüklediği maddi-manevi fedakarlığı göze almayan bir millet esirlik zincirini kendi eliyle boynuna geçirir.”
Atatürk

1990’lı yılların ikinci, 2000’li yılların ilk yarısında ABD Irak’ı işgale kalkıştı. Abdullah Gül ve Recep Erdoğan ABD’nin işini kolaylaştırmak için 30-35 bin kadar ABD askerini Türkiye’ye yerleştirmek istedi. TBMM ve TSK buna karşı çıktı.
ABD buna çok bozuldu, “bunları not ettik. TSK hizadan çıktı” dedi, ordumuzun üzerinde yapacağı operasyonun sinyallerini verdi. Jandarma Komutanımız Orgeneral Eşref Bitlis bir CIA tertibi ile şehit edildi. ABD askerleri Ege Denizi’nde Muavenet gemimizdeki subaylarımızı vurdu.
ABD Türkiye ve TSK’den öfkesini alamadı; CIA-FETÖ elemanları, Erdoğan-Gül ikilisinin üst düzey görevlerde bulunduğu bir dönemde, TSK’yı “Balyoz-Casusluk” kumpaslarıyla kıyıma uğrattı. Abdullah Gül, etrafındaki emniyetçilere: “Anlattıklarınızı belgelendirin, savcı bulun” derken Recep Erdoğan: “Ben Ergenekon-Balyoz-Casusluk davalarının savcısıyım” dedi.
AKP’de eskiden beri bir TSK sevimsizliği vardı. Bu hal 15 temmuz 2016 darbe girişimiyle palazlandı. Darbeci sanki TSK imiş gibi bir imaj oluşturuldu. Oysa darbenin merkezi Amerika’dır. Bu hain teşebbüs vesile edildi, Çankaya ve Beştepe’nin işaretleriyle kışla ve askeri lojmanlarımızın giriş-çıkış kapılarının önüne çöp ve nakliye arabaları, belediye otobüsleri, beton bloklar yığıldı; kahraman ordumuz çöplük ve hurdalıkla aynı paydaya kondu.
TSK bu muhasara ile baskı altına alındı. Bununla da kalınmadı; halkımız bu muhasarayı takviyeye çağrıldı. Binlerce yurttaşımız düşünemeden kendi ordusunu kuşattı. TSK’nin suçsuz on binlerce mensubu kapılarının önüne konan onur kırıcı melezler yüzünden dışarı çıkamadı, çıktıysa içeri giremedi. Subaylarımızın çocukları korktular, eşleri ruhsal sıkıntılar yaşadılar.
Kendi tarihinde Türk milleti ilk kez kendi ordusunu kuşattı.Türk ordusu şimdiye kadar düşmanlarından görmediği bir aşağılamayı kendi milletinden, kendi ana-babasından gördü.
TSK’den emekli tanıdığım bir subay bana: “Keşke ölseydim de bunları görmeseydim”dedi. Buraya kadar yazdıklarım konunun hikayesi. Şimdi esasına geçelim.

ORDU KARŞITLIĞI İHANETTİR
Ordusuz millet olmaz. Ordusuz devlet yaşayamaz. TSK şunun bunun değil Türk milletinin ordusudur. TSK Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesidir. TSK’yı hasım gören her zihniyet hastadır.
TSK 15 Temmuz gecesi ABD-FETÖ ortaklı alçak bir darbe girişimini önledi, bugünkü yöneticileri ölümden kurtardı. Bu yüzden ordu karşıtlığı nankörlüktür. Ordu karşıtlığı ihanet boyutuna varmamalıdır. TSK’ne karşı yapılan bu kaba tutum bize işgal yıllarının işbirlikçilerini hatırlatıyor. Bu tutum bize, seçim sonlarında: “TSK mensubu generallere karşı beraber olalım, bana yardım edin”diyerek ABD’ye mektup yazan bahtsız siyasetçileri hatırlatıyor.
Şu günlerde, “orduyu sivilleştirme” olarak özetleyebileceğimiz bazı projeler hayata geçiriliyor. İnsan biraz vicdanlı olmalı. Batı sömürgecilerinin TSK’ni “hizaya getirmeye” çalıştığı bir dönemde insan biraz akıllı olmalı. Anladığımız o ki: darbe içinde darbe yaşıyoruz. Milli ordumuza darbe yapılıyor. Bu darbenin içeriden ve dışarıdan darbecileri var. ABD-FETÖ darbesinde olduğu gibi.

AKP’NİN ABD BAĞI
31 Temmuz gecesi 23.00-23.30 arasında radyodan AKP’li bir bakanın konuşmasını canlı yayından dinledim. Konya’daki demokrasi nöbetinde konuşan bakanın söylediklerinden birkaçı şu merkezdeydi:
“Köklü adımlar atıyoruz. Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ni kapattık, Sağlık Bakanlığı’na bağladık. Kuvvet komutanlıklarını Milli Savunma Bakanlığı’na bağladık. Aynen Amerika’da olduğu gibi. Bu hal Amerika’da da böyle...
Türkiye’de darbe girişiminde bulunan Fetullah Gülen’in iadesini Amerika’dan istedik. Amerika Gülen’i vermezse veya bir başka ülkeye gidişine göz yumarsa, Türk halkının Amerika’ya karşı olan saygı ve dostluğu zarar görür. Amerika Türkiye’nin dostluğunu etkileyecek böyle bir tutumdan kaçınmalıdır...”
Şu sözlere bakın, adam sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanı değil, sömürge valisi. Yaptıkları yapılanma Amerika yapılanmasına uygun düşüyormuş... İnsan bunu söylerken sıkılır. Hani siz başlı başına İslamî duyarlılıkları olan bir kadro idiniz? Ne çabuk ABD kopyası oldunuz?
Bilmeli ve cesaretle açıklamalısınız ki, 15 Temmuz gecesi yaşadığımız kanlı darbe teşebbüsünde FETÖ bir maşadır, beyin Amerika’dır. Türk milletinin asıl düşmanını gizlemeyin.
AKP’yi cesur olmaya, Türkiye’nin asıl düşmanlarını tanıtmaya çağırıyoruz.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.