Cumhuriyetin yargısı bu olamaz

"Anayasa Mahkemesi “imam nikahı”nın önünü açan bir karar verdi. Gerçekte dinsel hiçbir yanı bulunmayan, medeni nikâhtan önceki nikâh kadını yok sayan bir uygulamadır. "

Cumhuriyetin yargısı bu olamaz
01 Temmuz 2015 Çarşamba 13:10

Erol Ertuğrul

Anayasa Mahkemesi “imam nikahı”nın önünü açan bir karar verdi. Gerçekte dinsel hiçbir yanı bulunmayan, medeni nikâhtan önceki nikâh kadını yok sayan bir uygulamadır. AYM kararı ile artık resmi nikâh yaptırmadan imam nikâhı yaptıranlar ceza almayacaklar. Böylece kadının nafaka, miras, ödence gibi yasal hakları yok olacak.
Yüksek Mahkemeler birbiri ardına geriye dönüşü özendirecek kararlar veriyorlar. HSYK, Yargıtay’ın sorusu üzerine yargıç ve savcıların görevleri sırasında başlarını kapatabilecekleri kararını verdi. Bu kararın özgürlüklerle, hukuk ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bu karar üzerine yarın bir yargıç, ya da bir savcı görev yaparken başını örterse, bunun kime ne yararı vardır. Bu karar ile olsa olsa başını örten savcı, ya da yargıç kendi dünya görüşünü ortaya koymuş olacaktır. Böyle olunca da o yargıç ya da savcı tarafsızlığını yitirecektir.

YASALARA AYKIRI
HSYK’nın bu kararı ülkemizde daha önce verilmiş ve kesinleşmiş yüksek yargı kararlarına da aykırıdır. Yargıtay’ın, Danıştay’ın, Anayasa Mahkemesi’nin ve AİHM’nin kesinleşmiş kararları uyarınca kamu kurumlarında sıkmabaş ile görev yapılamaz. Öyle görülüyor ki bizim ülkemizde yüksek yargı kurumları siyasal yönetimden etkilenmekte, güçten yana görüş değiştirmektedir. Böyle olunca yüksek yargıya, hukuka nasıl güvenilecektir?
Sıkmabaş gerçekte kadınları ikinci sınıf vatandaş sayma, kadınları erkeğin hizmetine sunma girişimidir. Bu girişimin bayraktarlığını erkekler yapıyor. Birileri sıkmabaşı bir insan hakkı, bir özgürleşme saymaya çalışıyor. Bir kadın kapanarak özgürleşemez. Geçmişte Atatürk ilke ve devrimleri ve lâik Cumhuriyet ilkeleri gerekçe gösterilerek kamu kurumlarında engellenen sıkmabaş AKP ile özgürleştirilmeye çalışıldı. 7 Haziran seçimlerinden sonra TBMM’nin açılışında birçok kadın milletvekili türbanları ile Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacakları yolunda yemin ettiler. Böylece daha başlangıçta ettikleri yemine uymamış oldular. Bu tavır daha önce verilmiş ve kesinleşmiş yargı kararlarına da aykırıdır.

AYM’NİN GÖRÜŞÜ MÜ DEĞİŞTİ
Anayasa Mahkemesi’nin 22.06.2001 tarih ve E.1999 / 2 sayılı kararında “...dinsel kaynaklı düzenlemelerle girişimlerin anayasa karşısında geçerli olamayacağı ve bu eylemlerin lâiklik ilkesine aykırı olacağı” vurgulandı. Danıştay 8. Dairesi’nin kararları ile birlikte Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu 16 . 6 . 1994 tarihli kararında “...türbanlı öğrencilerin lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı davrandıkları ve dine dayalı bir devlet düzeni özlemi içerisinde bulundukları” değerlendirmesini yapmıştır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi 29 . 11 . 2002 tarihli kararında “Türban lâikliğe karşı bir baş kaldırı ve siyasal bir simgedir” demiştir. AİHM bu tür girişimleri “Siyasal İslâmın simgesi” olarak değerlendirmiştir.
Kesinleşmiş bu kararlara karşın Danıştay yakın zamanda sıkmabaşlı bir avukatın duruşmalara girebileceğine karar vermiştir. Aynı biçimde Anayasa Mahkemesi bu yolda yeni bir karar vermiştir.
Bu kararlar bir hukuk devletine ve bizim Cumhuriyetimize, Cumhuriyetin yargısına yakışmıyor. Son genel seçimlerle AKP’nin gidici olduğu ortaya çıktığına göre, yüksek mahkemelerimiz bu konularda şimdi görüş mü değiştirecekler?

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.