‘Bir Kuşak Bir Yol’

Çin bölge dışı ülkelerin Güney Çin Denizi’ndeki soruna dahil olmasını haklı olarak kabul etmiyor. Bu konudaki genel yaklaşımının bölge ülkelerinin talep ve istekleri doğrultusunda tartışmaya açık olduğunu ve sorunu bölge ülkeleri ile anlaşarak barışçıl ve adil yollarla çözmek isteğini açıkça belirtiyor

‘Bir Kuşak Bir Yol’
11 Temmuz 2016 Pazartesi 10:54

Güney Çin Denizi’nde neler oluyor? - 2

Ali Erdinç - General (E.)
Çin halen 2015 yılında 160 Milyar doları geçen ticaret hacmi ile Afrika ülkeleri için birinci öncelikli ve yıllık 580 Milyar dolar ticaret hacmi ile Avrupa için ikinci öncelikli ticaret partneri. Ortadoğu, Avrasya ,Güney Asya ve Güney Amerika ülkeleri ile olan ticareti de aynı kapsamda ve süratle gelişiyor. Bütün bu bölgeler ve ülkeler ile ticaret akışını devamlı kılmak ve konsolide etmek üzere Çin “Bir kuşak, Bir yol” (The Silk Road Economic Belt and the 21st-century Maritime Silk Road) (OBOR) projesini 2013 yılından itibaren yürürlüğe koydu. Halen bu proje için yapılan yatırımlar 1.3 trilyon doları geçmiş durumda. Afrika ve Avrasya öncelikli olmak üzere diğer ülkelerle beraber toplam 60 ülke ve 4.4. milyar nüfusa hizmet götürecek olan bu proje esasta iki ana mihver ve yola dayanacak. Kara yolu ile Avrasya Hinterlandı Çin’le irtibatlandırılırken Güney Çin Denizi, Malacca Boğazı, Hint Okyanusu’nu takip eden deniz yolu ile Afrika, Orta Doğu ve Avrupa ile irtibat sağlanacak. Güney Çin Denizi özellikle bu proje için de hayati öneme sahip. Çin’in özellikle 2012’den sonra Güney Çin Denizi’nde yürüttüğü askeri faaliyetler ise (atol ve adacıklar üzerinde tesis inşaası) bir ölçüde bu suyolunun kapatılma riskine karşı güvenliğinin sağlanmasını amaçlıyor.
Güney Çin Denizi’ndeki kara parçaları üzerinde hakimiyet iddiasında bulunan diğer bölge ülkelerinin ( Filipinler, Vietnam , Endonezya ) Çin’in tek taraflı olarak Paracel, Spratly ,Paratas adaları ile Macclesfield ve Scarborough resifleri üzerinde “Dokuz- çizgili Hat” (Nine - Dash line) olarak bilinen genel konsept ve yaklaşımı ile hakimiyet kurmaya çalıştığı konusunda endişelerinin olması anlamlıdır. Bu yüzden bu ülkeler bir ölçüde ABD’nin de kışkırtması ile Çin’e karşı ABD ile işbirliğine zorlanıyorlar. Ancak Çin bölge dışı ülkelerin bu soruna dahil olmasını haklı olarak kabul etmiyor. Bu konudaki “Dokuz-çizgili Hat” yaklaşımının bölge ülkelerinin talep ve istekleri doğrultusunda tartışmaya açık olduğunu ve sorunu bölge ülkeleri ile anlaşarak barışçıl ve adil yollarla çözmek isteğini açıkça belirtiyor.

ÇİN’İN KOMŞULARLA ANLAŞARAK YAŞAMA STRATEJİSİ
Çin halen 14 ülke ile sınır komşusu. Geçtiğimiz yirmi yılı aşkın bir süre içerisinde komşularıyla yaşadığı 14 sorun ve anlaşmazlığın 12’sini (Hindistan ve Bhutan’la olan sınır sorunları hariç) karşılıklı anlayış ve işbirliği ile adil ve barışçıl yollarla çözüme kavuşturdu. Dolayısı ile Çin’in bölge ülkeleriyle yaşadığı sorunlar üzerinde tek yanlı bir baskı uyguladığı yönündeki ABD savı gerçeği yansıtmıyor. Özellikle burada halen Güney Çin Denizi sorununda Çin’e karşı ABD ile birlikte tavır koyan Vietnam’ın kısaca Çin’le olan geçmişteki ilişkilerine değinmekte yarar var.
1979 yılında kara sınır sorunları nedeniyle Çin’le savaşan Vietnam, daha sonra Çin’in katkısı ve yardımıyla bu sorunu çözdü ve Çin’le olan tartışmalı sınır bölgesinin % 52’sini topraklarına kattı. Ayrıca Tonkin Körfezi’nde hükümranlık hakları iki ülke arasında adil ve eşit olarak paylaşıldı. Bütün bu olaylar Çin’in bölge ülkeleri ile işbirliği kurmak yönündeki gayret ve iyi niyetinin açık delillerini teşkil ediyor. Çin’in aynı şekilde bu gün Güney Çin Denizi’ndeki sorunun çözümünde de aynı iyi niyet maksatla hareket edeceğinden hiç kuşku yok.

İÇERDE REFAH, BÖLGEDE BARIŞ
Çin, Güney Çin Denizi’ndeki sorunun çözümü için iki yönlü bir yaklaşım öneriyor. Buna göre bir yandan soruna taraf bölge ülkeleri kendi aralarında bu soruna çözüm ararken diğer yandan Çin ve ASEAN ülkeleri Güney Çin Denizi’nde barış ve güvenli bir ortamın sağlanması için birlikte çalışmalı ve bu ortamı tesis etmeliler. Görüldüğü gibi Çin bütün gücü ile ülkesinin refahına, kalkınmasına ve ekonomisinin güçlenmesine odaklanmışken bölgede giderek artan bir gerginlikten yana değil. Çin’in bu barışçı ve akılcı yaklaşımı iyi değerlendirilmelidir. Aksi takdirde artan gerginlikten kimse yarar sağlamayacaktır.

ABD PASİFİK’TE NE YAPMALI?
ABD’ye gelince, halen bir numaralı ticaret partneri olan Çin’le ve diğer bölge ülkeleri ile gerilim yaratmak, bu ülkeleri kendi çıkar ve menfaatleri doğrultusunda manipüle etmek ve mevcut sorunları derinleştirmek yerine, ülkelerin iç işlerine karışmadan, karşılıklı egemenlik hakları ve toprak bütünlüğüne ve ulusal çıkarlara saygılı, adil ve barışçı bir siyaset izlemeyi esas almalı.
Sonuç olarak, bölgede giderek tırmanan gerginlik birçok faaliyetin gelişmesini olumsuz yönde etkiliyor. Burada Çin’in yapıcı tutumuna ve önerilerine kulak verilmeli ve sorunların çözümü için en akılcı hal tarzının daha önceki sorunlarda örnekleri olduğu gibi bölge ülkeleri arasında karşılıklı anlayış ve işbirliği esas alınmalıdır.
Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 21 Mayıs 2014 tarihinde düzenlenen Asya Güvenliği ve İşbirliği Konferansı’nda yaptığı konuşmada bir Kazak atasözünü esas alarak ifade ettiği şu veciz deyişi hatırlatmak yerinde olacaktır: “Başkasının lambasını üfleyerek söndürmeye çalışanların kendi sakallarının da yanabileceğinin farkında olmaları gerekir.”

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.