Bir bayrak fedaisi Yüzbaşı Olgun Ural

Abdülkerim Kırca’nın intiharı çok etkilemişti onu. Birkaç kez konusu geçtiğinde övgüyle ama “Başka nasıl uğraşacaksın bunlarla” sorusunda yatan çaresizlikle söz etmişti ailesine.

Bir bayrak fedaisi Yüzbaşı Olgun Ural
24 Mart 2015 Salı 12:22

Oktay Yıldıırm 

Yaşananları izliyor, ardı ardına koparılan tutuklama dalgalarını görüyor ama kendisinin de hedeflerden biri olabileceğini aklından bile geçirmiyordu. 

HİLMİOĞLU’NUN ÖĞRENCİSİ 

İnönü Üniversitesi mezunuydu. Fatih Hilmioğlu’nun yetiştirdiği çağdaş öğrencilerden biriydi. Asteğmenliği sırasında sınavlara girerek muvazzaf subay olmuştu. En son görev yeri Karamürsel’di. Eğitim Merkez Komutanlığı’nda astsubay öğrencilerin mülakatlarının yapıldığı bölümün başındaydı. O farkında değildi ama bu hedef olması için yeterince büyük bir nedendi. Nasıl olurdu değil mi? O koltukta vatansever, laik, milliyetçi bir subayın oturmasına nasıl göz yumulurdu?  

ŞARJÖRÜ DOLDURAN FISILTILAR 

Hakkında internette dolaşan asılsız iddiaları fark ettiğinde 18 Mart 2009’du. Deniz Kuvvetleri’nde Alevi örgütlenmesi yapmakla suçlanıyordu. Önce gülüp geçti ama bu yalanların kendi arkadaşları arasında nasıl etkili olduğunu görünce yıkıldı. Çünkü bir yandan da soruşturmanın hedefi olan arkadaşları hakkında bilgi sızdırdığı dedikoduları yayılıyordu. Onu kurban seçmişlerdi. Kimin çıkardığı, neye dayandığı belli değildi ama her dedikodu gibi kolaylıkla yayılıyordu. Tutuklama dalgaları hızlandıkça kendisine yönelen suçlamalar da artıyordu. Bakışlar, imalar, kulağına gelen suçlamalar... Bir tabancanın şarjörünü dolduran mermiler gibiydiler. 

AKŞAM YEMEĞİNDE VEDA KONUŞMASI 

İkinci Ergenekon iddianamesi daha yeni çıkmıştı, adı orada geçiyordu. Komutanlığa gidip konuşmak istedi ama beklediği sahiplenmeyi göremedi. Daha çok yıkıldı. 

Artık uykusuz geceler başlamıştı. Huzursuzdu. Yediremiyordu kendisine... 

Pazar akşamı sofrada çocuklarıyla konuşmaya başladı. Kararını vermişti. Ve bu bir veda konuşmasıydı. “Ben uzun görevlere de savaşa da gidebilirim. Başıma bir şey gelirse dik durun. Siz asker çocuğusunuz, bunu sakın unutmayın” demişti. Çocuklar ilk başta bir anlam verememişlerdi. Özel bir anlam yüklemediler. 


‘ÇOCUKLARIMIZA İYİ BAK SEVGİLİM’
 

Tarih 24 Mart 2009’du. Bir Salı sabahıydı. Henüz çok erkendi, saat 07.15’ti ve o sabah her zamankinden daha erken kalkıp tıraş olmuş ve üniformasını giymişti. Her zamankinden farklı bir özen gösterdiği hemen anlaşılıyordu. Sanki bir törene katılacak kadar yakışıklıydı o sabah... Eşi kah-valtı hazırlıyordu. Büyük kızı Kezban’ı okula yolladı. Sarılıp öptü. Bunu pek sık yapmazdı ama o sabah yaptı. Sonra mutfağa gitti, sevgili eşine sarıldı. Kimse her zamankinden farklı bu duygusallığa bir anlam veremiyordu ama yapmak üzere olduğu şey de kimsenin aklına gelmiyordu. 

Dolabın üzerinde sökülmüş halde duran tabancasını alıp, üst kata çıktı. Bir mektup yazdı: “Beni suçluyorlar ama ben değilim, sevgilim çocuklarımıza iyi bak...” Askeri savcılığın bu mektubu evlatlarına vermeyeceğini bilse yine de yazar mıydı? Bilmiyoruz. Sonra... Yüzünü pencereye döndü ve başına dayadığı silahının tetiğini çekti... 

Küçük kızı Ezgi ve eşi Nafiye silah sesini duyduklarında koşarak yukarı çıktılar. 

Orada pencerenin dibinde oturur vaziyetteydi, kanlar boşalan başını ışığa doğru çevirmişti. 

Henüz hayattaydı. Ama onu hastaneye götürmek için gelenler, bir de ikinci kattan aşağı düşürünce eğer bir yaşama şansı varsa bile o da yok oldu. 

Ezgi o günü, babasının kanının bulaştığı bir fotoğrafı saklayarak yaşatacaktı yıllarca...  

SUSKUNLUĞA MAHKÛM EDİLDİLER SONRASI... 

Çocuklarına verilen ve tutulmayan “Yalnız değilsiniz” vaatleri... 

Komutanlarının, ailesine “Aman sessiz kalın, basına bir şey yansıtmayın” telkinleri. Kayseri gibi bir yerde okudukları okulda ve dershanelerdeki öğretmenlerinin anlattığı Ergenekon masalları yüzünden yüzlerce defa ağlayarak dersi terk etmeleri... Yokluk, yalnızlık, vefasızlık ve insanı koca kalabalığın ortasında yapayalnız bırakan kötülük adına ne varsa hepsi birden... 

O, Deniz Kuvvetleri’ndeki ilk tertip şehidiydi. Onun öyküsü bu “Sessiz kalın” telkinleri yüzünden bugüne kadar duyulmayacaktı. “Sakın Ergenekon yüzünden intihar etti demeyin, iş bile bulamazsınız” diyordu bazı yakınları. Tuhaf bir şekilde gazeteler de pek ilgi göstermemişlerdi onun intiharına... Ailesi, adeta suskunluğa mahkûm edilmişti. 

O BAYRAK FEDAİLER OCAĞINDA 

Yüzbaşı Olgun, şimdi gömüldüğü o mezarlıkta değil. Adı ölümsüzler taşına yazılmıştır. Cismi ise fedailer ocağındadır...  

Kızlarının ve eşinin de üyesi olduğu Kayseri TGB Bürosu’nun girişinde duran çerçevelenmiş büyük Türk bayrağının köşesindeki mütevazı pirinç plakada şöyle yazıyor: “Ergenekon şehidi Yüzbaşı Olgun Ural’ın tabutuna sarılan bayraktır...” 

Her sabah, Türk milletinin fedaileri tarafından selamlanmaktadır.  

Tayyip Erdoğan şimdilerde Harp Akademilerinde toplantılar yapıp bu kumpaslarla ilgili günah çıkarmakta, “Aldatıldık” diyor.  

Biliyorum Yüzbaşı Olgun Ural, geri gelmeyecek. Burnumun kemiğini sızlatan da bu değil zaten... Askerler vatanları için ölebilir, öldürülebilirler. Ama keşke Yüzbaşı Olgun’un, Ahmet Tatar’ın, Abdülkerim Kırca’nın ve adlarını yazamadığım diğer şehitlerin tabutuna sarılı bayraklar o Harp Akademilerinin duvarlarında yer bulabilseydi. Komutanları o kocaman koridorların duvarlarına bu şehitler için birer bayrak asabilseydi. 

Ve “Aldatıldık” diyenler, o salonlara girerken bu bayrakları da görselerdi... 

OLGUN YÜZBAŞI’NIN KIZINI DA GÖZALTINA ALDILAR 

O bayrağın çerçevelenip asıldığı dönemde Kayseri TGB Başkanı olan Aykutalp Avşar şu anda hapistedir. Suçu Tayyip Erdoğan’a “Diktatör” demesidir.  

O bayrağı babasından devralan kızı Kezban Ural şimdi TGB saflarındadır. Tayyip Erdoğan Denizli’ye geldiği zaman, elinde bayrak üzerinde Çanakkale kahramanlarının üniformasıyla gezdiği için 20 millet fedaisiyle birlikte gözaltına alındı. Yani Tayyip Erdoğan “Aldatıldık” demektedir ama değişen bir şey yoktur, tutuklamalar, korkutmalar devam etmektedir. 

Gözaltındayken telefonla konuştuk. “Çok iyiyim Oktay amca hiç meraklanma” dedi.  

Hiç meraklanmıyorum, hiç endişe etmiyorum. Biliyorum Yüzbaşı Olgun geri gelmeyecek ama geride bir fedailer kuşağı var... En çok bu yüzden korkuyorlar... 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
M. Vehbi - 5 yıl önce
yuzbasi olgun'nun hesabini sormassak yuh olsun bize.